بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 21 · Aralık 2025 · ISSN 3023-7688

Dosya: Kaygılarımız

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” (Rad 28)

۞
Önsöz

KAYGI

Yayın kurulu adına
İnsanı hem vezir hem de rezil ede- bilecek, grafik eğrisinin bir ucu esfe- li safilinde bir ucu âlâyı ılliyyinde bir kavram. İnsanın sahip olabileceği dünya motivasyonları açısından bakıldığında cahiliyye dönemlerinde insanın kendi başına sardığı ağrı çaputu niteliğinde bir kavram. Şifası doğru taraftan bakıl- dığında teslimiyette ve doğru bilgide. Aslına bakılırsa kaygı sıfır nokta- sından eksi ve artı pozisyonları olan bir insani haslet. Nerede, nasıl, hangi dozda olması noktasında ayar tutturu- lursa, asla sorun olmayacak hatta kul- luğa müspet manada katkı sağlayacak bir özelliktir. Kulun kaygı noktasında kavrama olarak bilgi ikmali tam olursa ne ka- dar tasalanması gerektiğine dair bilinç kulda oluşur. Kaygının normal dozu- nun ötesi teslimiyetle halledilebilecek boyuttur. Çünkü işin o tarafı hünkarın sınırına tecavüz eden tebaa misali ku- lun ilahi alana dair yanlış yaklaşımları şeklinde ortaya çıkacaktır. İşin örneklenmesi adına yapılacak izahlar konunun daha iyi anlaşılmasını temin edecektir. Dedik ki kulluğun sınanma nokta- ları olarak zikredilen konular, kulun kaygı alanına girmektedir. İmtihanın gerçekleşmesi adına kula şirin gösterilen dünyalıklar, kulun edinme ve kaybetme duyguları ara- sında sahiplenme duygusunu ortaya çıkarır. Fıtraten var olan, hayat gibi; sahiplenilen değerlerin korunması duygusu da ayrıca insanın yaşam alanı içinde kaygı şerareleri oluşturur. Öyle ya dünyalık meta gibi nesnel objelerin sahiplenilmesi kolay olmadığına göre, onu korumak hissiyatı, sahiplenme- deki zorluğun uzantısı olarak ortaya çıkar ve kul kaybetmeme adına eldeki değerlere sımsıkı sarılır. Bu korumacı davranış kulun kaybetme kaygısından kaynaklanmaktadır. Kazanma ve kaybetme duyguları- na malzeme olacak konuların hepsini dünyevi nesneler olarak değerlendire- meyiz. İnsanın kazanma uğruna çokça çaba sarfettiği metafizik duygular da vardır. İnsanlar arasında oluşan sevgi boyutu, dünyevi anlamda elde edile- bilen şan ve şöhret gibi konuları buna örnek olarak gösterebiliriz. Kaygının ana malzemesi imtihan olunan alanlardan olduğuna göre, ko- nuya nasıl yaklaşmamız gerektiğine dair, ilahi eğitimin ayar düzeneğine dikkat etmek gerekir. Konunun İnsana dair olan kısmın- da durmayı bilmek, ilahi alana geçtiği yerde ilahi iradeye teslim olmak ko- nunun en kurtarır tarafıdır. Kul bunu nasıl anlayacak ve dengeleyecek, bu konuda eğitim şart. İman öyle bir terazidir ki, kulun onu kemale taşıması, duygular olarak insanda bulunması gereken dozların da miyarını ortaya koyar. İnsanda imtihanın kaybedilmesi anlamında ayarlarla oynamak suretiyle imtihanın kaybedilmesi için fitnele- ri körükleyen şeytan, kaygı alanında insanı olmayacak şekilde bir girdabın içine sürükleyebilir ki, insanı kaygı manyağı olmak suretiyle bütün haya- tını olumsuz etkileyecek boyuta taşır. Kaygı kontrol noktası, insanın her konuda olduğu gibi dengeyi saptırma- ması gereken önemli noktadır. Çünkü bu konuda ayar bozulduğu zaman in- san üzerine lazım olmayacak şekilde kaygı tufanı içinde bulur kendini. Bu alan sanırım şeytanın en çok sevdiği alanlardan birisidir. Neden diyeceksi- niz? İnsanın kontrolünü yitirdiği her alanda olduğu gibi, kaybetme duygu- sunun ortaya çıkmasıyla oluşan panik ortamında diğer suçlara meylini ortaya artırarak, daha çok günaha bulanması- na vesile olur. Tıpkı içki içerek sarhoş olma sonucunda işlenen günahlarda kişinin kendi kontrolü dışına çıktığın- da daha başka suçları işlemek suretiyle günahlarını artırdığı gibi. Kaygı kontrol noktası nasıl oluşur veya kul bu noktayı nasıl etkin tutarak felaketine sebep olacak işlerden uzak durabilir? Bu konuda birinci basamak iyi bir hakikat bilgisine sahibi olmak ve sonrasında bu bildiklerine iman ede- rek teslimiyette kusur göstermeme su- retiyle gereken hassasiyet sağlanabilir. Bilgi dediğimiz konular, temel akait konularıdır. Allah kimdir, gücü kudreti ve yetki alanı nelerdir? Soruları biraz amiyane soruyoruz ki halkın nezdinde konu daha net anlaşılsın. Kul haddi ol- mayan konulara burnunu sokmak su- retiyle içinden çıkamayacağı bir yanlış girdabına sürüklenmesin. Allah yaratan ve yarattıklarına ne yapmaları gerektiğini öğreten ve öğ- rettiği çizgiler doğrultusunda yürü- yenlere yardım edendir. Yaratma ala- nında ve kulun imtihanı olan alanlarda kul haddini bilmeli, Allaha teslimiyet göstermelidir. Bu konularda kendin- ce belirleyici yaklaşımlar sergilemeye kalkarsa, yetki alanının dışında konu- lara el uzatmış olması dolayısıyla, bir şey yapamayacağı için çamura düşmüş aracın ileri geri hamlelerinin sonuç vermemesi gibi hamleler boşa çıkar, işi Allaha havale ederek kurtulmayı dü- şünmek gibi bir fazilet noktasına erişi- lemeyeceği içinde, debelendikçe daha çok çamura batılır. Diyelim ki bir kişi iş konusunda kendi beklentileri doğrultusunda so- nuçlara ulaşmak istiyor, fakat kendi şartları dahil olmak üzere, kendi dışın- da cereyan eden şartlara müdahalesi mümkün olmadığı halde, işi tamamen kendi arzuları doğrultusunda yönlen- dirmeye çalışıyor. İşlerin evirilip çevrilmesi konusun- da kulun, yetki sahibi Allah’ın düzen- lemelerine müdahil olma duygusu asla başarılı olmayacaktır. Kaygılanmak da işi çözmeyecektir. Tam tersine kişinin ruhsal anlamda zaafa uğramak suretiy- le diğer davranışlarına olumsuz etkile- ri olacaktır. Yaşadığı olaylarda Allah’ın belirle- yiciliği konusunda sağlıklı bilgiye sa- hip olmayanlar, kendi yetki alanlarının dışında talep ve beklentilere girmek gibi bir yanlışı icra edecekleri için, kaygı konusunda kontrol mekanizma- sını kaybetmiş olmanın etkisiyle farklı alanlarda yanlış davranışların ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Örneğin dünyalık beklentiler bu konu için zikredilebilecek basamak- lardır. Kulun dünyalık bir konuda bir şeyi umması ve arzulu bir şekilde is- temesinin Allah tarafından yaşanılan imtihanın bir parçası olarak kendisine verilmemesi hayal kırıklığı meydana getirebilir. En iyimser tarafından kul bu konudaki beklentisinin karşılan- maması sonucu Allah’ın kendisini sev- mediği kanaatine varabilir. Bu her hâ- lükârda yanlış bir bakış açısıdır. Çünkü sevmenin vermekle ya da vermemekle direkt ilişkilendirilmesi yanlıştır. Kulun elde edemediği dünyalık var- lığın kendisi açısından hayırsız olması ihtimali ya da kendisini zarara uğrat- ması Allah’ın bildiği alandır. Kulunun zarara uğramasını dilemediği için, is- KAYGI 4 MEHMET AYMAN tenilenden mahrum bırakılması uygun görülmüş olabilir. Bazan verilmeyen dünyalıklar, kullar adına verilmesi ha- linden daha hayırlı sonuçlara eriştirir. Kulların Allah’ın verip vermedik- leriyle alakalı olarak kul tarafından geliştirilebilecek en stratejik yaklaşım teslimiyettir. Allah hakkımızda hayır- lısını versin cümlesi bu konudaki tes- limiyetin zirve noktasıdır. Çünkü ilahi hikmet, istenilen şeylerde ortaya çıka- cak hayır ve şer kavramında kulun bilgi sahibi olamayacağını beyan ederek Al- lahtan hayırlısının istenmesini beyan sadedinde şu ölçüyü ortaya koyar. Siz bir şeyi istediğinizde hayr sa- narak talepte bulunabilirsiniz fakat o sizin için şer olabilir. Bir şeyin şer olduğunu düşünerek ondan uzak du- rabilirsiniz fakat o istemediğiniz şey sizin için hayr olabilir. Öyleyse talep edilen konularda temkinli olmak te- mel strateji olmalıdır. Kulun kendi şartlarının talepler konusunda Allah tarafından değerlen- dirilmeye tabi tutularak, kulun şartla- rının uygun görülmemesi durumunda, Allah tarafından beklentilerden mah- rum bırakılması da kulun hayrına olan bir konudur. Dolayısıyla kişi genelde kendi şartları açısından aşırı iyimser olma yanlışına düşebilir ve talepkâr konuya kendisini layık görebilir. Talep edilen konuda yaşanacak tecrübelerin ne olacağını bilemeyeceği için aley- hine olabilecek durumlarda Allah’ın kulu beklentilerinden mahrum bırak- ması, kulu verilmeme hikmeti üzerin- de düşündürmelidir. Hasılı Mevla’nın kula verdikleri ya da vermedikleri konusunda kulun yak- laşımı hep iyimser olmalı. Karamsarlık kulu olmayacak kaygıların peşinden koşturmak suretiyle dalalete sürükle- memelidir. Dozunda kaygı kula şifa, fazlası zarardır.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
13 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
15 yazı

İçindekiler

۞