بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 21 · Aralık 2025 · Makale · s. 14

Küşümlenmeli miyiz?

Celaleddin Sipahioğlu — Genel Yayın Yönetmeni

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
gitmek suretiyle ahiret konusunda şüphe deryasına düşerek bir yığın kaygı dalgası arasında hayatın gerçek rotasından sapar ve kaygıları onu şüphecilik hastalığına düşürür. Elbette küşümlenmeliyiz. Çünkü ölçü “beynel havf verreca” boyutu, dünya hayatının gerçek…
gitmek suretiyle ahiret konusunda şüphe deryasına düşerek bir yığın kaygı dalgası arasında hayatın gerçek rotasından sapar ve kaygıları onu şüphecilik hastalığına düşürür. Elbette küşümlenmeliyiz. Çünkü ölçü “beynel havf verreca” boyutu, dünya hayatının gerçek standartlarından bir tanesi. “Onlar korkarak ve ümit ederek Rablerine dua ederler.” (Secde, 16) Kaygısız yaşamak, kontrolsüz yaşamak anlamına geleceği için ipin ucu kaçırılmış bir hayatın mü’mince olmayacağı ilkesinden hareketle bütün davranışların kulluk filtresinden geçirilmek suretiyle sıratı müstakim üzere yürüyüş devam ettirilmelidir. Küşümlenmenin bir haddi mutlaka olmalıdır. Bir hadisi peygamberîde çizgisi tespit edilmiş olan beklenti ve isteklerin şekli mümin için önemlidir. Dünya işlerinde kendinden aşağı durumda olanlara bakarak haline şükreden bir kulun dünyaya dair nasıl bir arzu ve istek boyutu içinde olması gerektiği kendisine öğretilmiştir. Dünyalıkların peşinden kulluk boyutunun gerçekleştirilmesi adına ihtiyaç denilen zaruretler kadar koşturulması insanı yanlışa düşürmeyecektir. Bu se- beple insan, hayatını idame ettirecek boyutta dünyalığı elde ettiğinde mutmain olmayı bilmelidir. Çünkü burada insanın doymak bilmeyecek bir fiziksel yapısı vardır. Onu kontrol altına alabilecek insani özellik akıldır. Akılla fiziksel yapı arasında mevcut bulunan metafizik boyut, insanın kazanması ve geliştirmesi gereken özel çabaya muhtaç alandır. Yani fiziksel özellik olan bedensel ihtiyaçların önünün açık olması imtihan için oluşturulmuştur. Kulluğun tecellisi adına aklın geliştirilmesi ve fiziksel isteklerin kontrol altına alınması kulun iradesine bırakılarak imtihanın tecellisi sağlanmıştır. Nitekim fiziksel özelliklerin kontrol edilmemesi obeziteyi körüklemekte ve fiziksel yapının dejenere olması kaçınılmaz olmaktadır. Fiziksel yapının bozulması metafizik alanı etkileyerek akıl ve ruh sağlığı bozulmaktadır. Burada insan sağlık açısından kaygılı olmalı ve her iki beden diyebileceğimiz, fiziksel beden ve ruhsal bedenin sağlığını akıl terazisini üzerine kurduğu iman hakikatiyle, koruma altında tutmalıdır. Ahiret işleri kulun yatırım alanı olarak düşünüldüğünde, kul tarafından doyumsuzca yönelişlerin olmasında sakınca olmayan alandır. Ne var ki buradaki doyumsuzluk da fiziksel hayatın idamesine mâni oluşturmayacak şekilde olmalıdır. Resulullah’ın kullukta haddi aşan genç sahabelere yaptığı tavsiye dikkate alınmalıdır. Daha iyi bir kul olma adına geceleri uyumayıp ibadet etmek isteyen, evlenmeme kararı alan, sürekli oruç tutmaya ant içen üç sahabeye hayata dair olması gereken ölçü nebevi üslupla anlatılmıştır. Ben geceleri hem uyurum hem de ibadet ederim, bazan oruç tutar bazan iftar ederim ve ben evlenirim. Kim benim sünnetimi terk ederse benden değildir. İşte “dünyaya dair hangi hayat anlayışı üzerine hayat kurgusu gerçekleştirilmedir” konusunda ilke budur. Sağlıklı kurguyu yapan ve onun üzerine hayatı ikame edenin her iki dünya saadetini elde etmesi mutlaktır. Kul dünya hayatının taşıyıcısı bedeninin sağlığına dikkat etmeli ki ahiret eylemlerini gerçekleştirme konusunda rahat olsun, çünkü beden sağlığına dikkat etmeyenler bedende oluşan şikayetler sebebiyle artı olarak bedenini düşünmek zorunda kalacaktır. Beden sağlığı yönünden muzdarip olanların kulluğun tahakkukuna dair amellerini icra etmede sıkıntı yaşamaları kaçınılmazdır. Gelelim küşümlenmenin kaygılanmanın olmaması gereken boyutuna. Dengede bir kaygı insanı dünya ahiret huzuruna taşır. Fakat dünya hayatına ve ahiret hayatına dair dengesiz kaygılanmalar insanı huzursuz eder ve sonrasında yanlış işler yapmasına sebep olur. Bazen insanlar ahiret konularında da gereksiz kaygıların peşinden gitmek suretiyle ahiret konusunda şüphe deryasına düşerek bir yığın kaygı dalgası arasında hayatın gerçek rotasından sapar ve kaygıları onu şüphecilik hastalığına düşürür.

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.