بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 21 · Aralık 2025 · Makale · s. 18

Bana Kaygını Söyle Sana kim olduğunu söyleyim.

Harun Aydın — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Kalpte olan, kalpten olan bir duygu. Bizatihi iyidir, kötüdür, diyemeyeceğimiz gibi hangi şartlarda normal olduğunu kestirmek de her zaman mümkün değildir. İnsanın dünyaya gelişiyle başlayan ve gidişine kadar onunla yolculuk eden mesuliyeti kadar elzem imtihan…
Kalpte olan, kalpten olan bir duygu. Bizatihi iyidir, kötüdür, diyemeyeceğimiz gibi hangi şartlarda normal olduğunu kestirmek de her zaman mümkün değildir. İnsanın dünyaya gelişiyle başlayan ve gidişine kadar onunla yolculuk eden mesuliyeti kadar elzem imtihan. “İnsan; bir damla kan, bin kaygı.” Tanımlaması madde açısından tamam gibi gelse de mana duvarlarında eksik bir yankı zannederim. Sürur, huzur, huşû farklı renkleri bu muammanın. Yine de güzel kelam… Hangi cümle anlattı ki derdimizi? Bence insan, en çok da anlama kaygısı olan. Bu dünya kaygı yurdu. Bilen rahat, kabullenen daha rahat. Dünün kaygısı, günün kaygısı ve yarının kaygısının yormasına müsaade etmez dayanıklı insan. “Kime göre, neye göre?” diyorlar, işte tam yeri. Bu sorulara bir de “ne kadar”ı eklemek lazım. Miktarınca hayat, neye ne kadar değer veriyorsak alacağımız şey o ölçüde. Bir Müslüman’ın, bir annenin ya da çocuğun veya yetişkinin farklı kaygıları vardır. O ki tedbiri elden bıraktırmaz, insanı hazırlıklı kılar. Ancak miktarı ve sebebiyle hangi yolda olduğumuzu da gösteren kaygıyı Türk Dil Kurumu "üzücü veya korkutucu bir şey olacak korkusundan doğan tedirgin edici duygu; düşünce, tasa, gam" olarak tanımlamış ki bu kadar uzun yazması da bir kaygının eseri. Ancak en büyük kaygı "en büyüğe kusur ettim mi?" kaygısıdır. Kişi sevdiğinin sevgisinden dahi endişe duyar. Onu kaybetmek korkusu ya da kaygısı takva bu dünya meydan, üstünlük kaygısı da bir dava ve şeytanca bir isyan. 'Ant olsun ki sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.' - Kur'an 2:155 ayeti kaygımıza istikamet çizer ve “Allah hiçbir kimseye taşıyabileceğinden fazlasını yüklemez.” Kur’an 2:286 ayeti ile yetişir imdada Rabbimiz. Biliriz ki her şey geçici. Bu bilgi lezzete de acıya da aynı fanilik mührünü vurunca rahatlar insan. Mücadele etmeyi kavgaya, ye’si yasa dönüştürmez. Üzüntüden Allah’a sığınır çünkü o hâl insanı perişan eder. Kuralını bildiğin oyunda mızıkçılık etme lüksün yoktur, istersen et. Düşündükçe daha çok kaygı daha çok hüzün, büyüyen biri girdap. Ve dünya çıktıkça aradan kalır seni Yaradan. Sevinç sevmekle büyür elhak. Ne demiş sevgili: Sev, sevdir, sevindir. Asude olam dersen eğer gelme bu cihâna Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazâdan Eğer mutlu ve sakin olmak istersen bu dünyaya hiç gelme; çünkü şu hayat meydanına bir defa düşen kaza taşlarından -ızdırap verici dertlerden- kurtulamaz. Dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde Biliriz ki her şey geçici. Bu bilgi lezzete de acıya da aynı fanilik mührünü vurunca rahatlar insan. Mücadele etmeyi kavgaya, ye’si yasa dönüştürmez. Üzüntüden Allah’a sığınır çünkü o hâl insanı perişan eder. Kuralını bildiğin oyunda mızıkçılık etme lüksün yoktur, istersen et. Dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki? İnsanlar ahiret yolculuğuna çıkarken bunların hepsini geride bırakır. Ziya Paşa, bu mısraları yazarken var olan dertlerle bugünkü dertlerin arasında sahipleri açısından gardırop farkı var sadece. Kimlikler farklı ama kaygılar ortak. Belki de en çok eğitime muhtaç olan şey kaygımız. Onu yönetmek direksiyonu ele almak demek çünkü o nereye biz oraya… Üstelik ebatı, ederi, aldığı vakit sadece bizim ona yüklediğimiz anlam kadar olan kaygımız. Büyütürsek dert, büyürsek onunla hemdert olan kutlu arkadaş. Sebebi olabilir çünkü cennetin ya da ayak bastığı yeri cehennem hâline dönüştüren simya onda. Kalbini güzelleştiren bir insan sarsıntılarına bu dünyanın aldırmaz. Belki yalpalar ruhun gemisi ama batırmaz kolay kolay büyük dalgalar bile. Bilir ki kalbi gam da fanî. Geçim kaygısı dünyadan geçme kaygısı değil dünya ile geçme yolculuğu olur ona. Bir araçtır yuvarlak bir gemi, döne döne bir hâl alır zahirde ve batında. Evin boyası ile halının rengi uyumunu kaygı eden akıldan daha mühim olanları ayırt etmesini sağlayacak feraset umarız. Umut ederiz, güzel şeyler ummayı; derdimiz kalitemizi de gösterir çünkü. En az zevkleri kadar kıymeti olmalı insanın kaygısının. Bir lokmaya feda edemez iki cihanı, gerçekten akıllı ise. Bu sıkleti çekmez terazinin farkına varmak güçsüzlüğün değil teslimiyetin ağırlığına talip olmanın cesaretidir. Meydan okumaktır kaygıya ta ebetten ram olarak meydanın sahibine. Nefsiyle savaşanın düşmanı kalmamıştır vesselam. Uzun uzun anlatmak kaygısı çoğaltır kelimeleri ancak öğüt vereni rahatlatırmış daha çok. İnsanın içinden geleni, içine geleni, eksik olanı tamamlama endişesidir asıl kaygı belki de. Nüfuz etmek için çok uğraşmak değil çok yönden ilgilenmek,kalbin anahtarına çilingir olmak belki mesele. Ey karî, kendime anlatmakta zorlandığım şeyi paylaşmak derdiydi belki de bizi buralara getiren. Olur da bir gönül ferahlar, duası bize de gölge olursa şerefyâb oluruz diye sözü fazla söyledik. Hâsılı kelam ders vermek haddinden uzakta bir türkü tutturmuşum, sevdiğin nakaratı tekrar edersin, dilden kalbe yol olur. Kaygı iyidir; miktarı, istikameti ve usulüne rikkat göstermek şartıyla.

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.