بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 28 · Temmuz 2026 · ISSN 3023-7688

Dosya: Emperyalizm

“Ey kavmim,” dedi. “Yalnız Allah’a kulluk edin; çünkü sizin ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden bir delil geldi. Ölçüyü ve tartıyı tam olarak yapın; halkın malını çalıp çırpmayın. Düzene konmuş bir ülkeyi de fesada vermeyin. Eğer inanmış kimseler iseniz, sizin için hayırlı olan budur. (A’raf: 85)

۞
Önsöz

Emperyalizm-Kolonyalizm

Yayın kurulu adına
Küresel eşkıyalığın ve hırsızlığın bi- limsel kavramlarla örtülmüş adıdır. Küresel ölçekte Batı’nın icat ettiği ve dayattığı tanımlamaları kabul et- meye şartlandırılmış insanlık, insanlık adına yeni ve bağımsız bir anlayış orta- ya çıkana kadar bu dayatmalara boyun eğmeye devam edecek görünmektedir. Batı’nın ortaya attığı, ardından da insanlığı güya uyarıyormuş gibi üzeri- ne kavramsal bir perde çektiği bu ka- ranlık süreçte emperyalizm; ülkelerin yağmalanmasına, hırsızlık, talan ve soygunun bilimsel bir kılıfa büründü- rülerek insanlığa kabul ettirilmesine hizmet eden bir düzenin parçasıdır. Bir yandan ülkenizin imkânları, onların ülkeleri ve halkları için zorba- lıkla elinizden alınmakta; diğer yandan bu hırsızlık ve talancılığa bilimsel bir ad verilerek, oyalanmanız için elinize kavramlaştırılmış yalancı elma şeker- leri tutuşturulmaktadır. Siz ise onların kavramlarıyla içinde bulunduğunuz süreci anlamlandırma- ya çalışırken, aslında insanlığın canını yakan bir suçun faillerini, bilimsel ta- nımlar üreten çevrelerin diliyle kendi zihninizde içselleştirmiş oluyorsunuz. Emperyalizm, Batı’daki bir çocu- ğun güven içinde beslenebilmesi için kaynakları yağmalanan ülkelerdeki çocukların ölüme terk edilmesini; ar- dından bu dramın görüntüleriyle in- sanlığın vicdanına sesleniyormuş gibi yaparak sömürüyü yeniden üretmesini ifade eden çirkin bir döngüdür. Hatta bu çirkinlikleri insanlığa sun- mak adına “sanatsal faaliyet” adı altın- da yapılan bazı çalışmaların ödüllen- dirilmesi sırasında, gerçeklerin hangi anlayışlara hizmet eden sahte sunum- larla insanlığa kabul ettirildiği de ka- mufle edilmekte; böylece insanlık dü- şünsel olarak edilgenleştirilmektedir. Emperyalizm, popüler kültür ve özellikle Amerikan filmleri aracılığıy- la çoğu zaman zararlı etkilerini gö- rünmez kılan bir güç olarak sunulur. Gerçekte insanlara zarar veren uygula- malar, maskelenmiş kavramlarla daha sevimli ve kabul edilebilir gösterilir. Küresel zenginlerin kurduğu vakıf- lar ve düzenlenen gösterişli törenler de bu görüntünün bir parçasıdır. Sömü- rüyle elde edilen servetin çok küçük bir bölümü hayır faaliyeti gibi sunulur; böylece sahte gülücüklerin ardında ya- tan çıkar düzeni gizlenir. Kısacası emperyalizm, her türlü kandırmacanın ardından çıkarların küresel sermaye sahiplerine aktarıldığı son dünya düzeninin adıdır. Emperyal dünyanın geçmişte in- sanlığa dayattığı bilgi ve kültür düze- ni, son dönemlerde ortaya çıkan yeni tarihsel bulgularla sorgulanmaya baş- lamıştır. Bu gelişmeler, uzun süre tar- tışılmaz kabul edilen anlatıların güve- nilirliğini zayıflatmaktadır. Bu nedenle söz konusu düzenin sa- hipleri, geçmişten gelen ekonomik ve siyasi güçlerini kullanarak kendi bakış açılarını korumaya çalışmaktadır. Te- mel amaçları şunlardır: Mevcut tarih ve kültür yorumları- nın sorgulanmasını engellemek, İnsanlığın daha bağımsız bir dü- şünce ufkuna yönelmesinin önüne geçmek, Kendi kurdukları sistemin meşrui- yetini sürdürmek. Böylece emperyal anlatı, yalnızca geçmişi açıklayan bir bilgi sistemi ol- maktan çıkmakta; bugünün güç ilişki- lerini korumaya yönelik bir araç hâline gelmektedir. Geçmişin acı gerçekleri olan em- peryal kahramanları göz önüne getir- diğimizde batılıların insanlığı çıkarları uğruna yok ettikleri fakat buna başka kılıflar uydurarak insanlığı sömürü be- şiğinde eğledikleri görülmektedir. Eğer insanlık, “keşifler” diye sunu- lan anlatıların ardında yatan gerçekleri görmezse, Batı’nın üzerine inşa edildi- ği ışıltılı maddi medeniyetin yalnızca çalışarak elde edildiğini zanneder. Bu durumda insanlar, kendilerinin ve ata- larının tembel olduğuna inanır; aynı düzeyde bir dünyaya sahip olabilmek için olağanüstü bir çaba göstermek zorunda olduklarını düşünürler. Oysa yalnızca çalışmanın bu kadar şaşaalı sonuçlar doğurmadığı, uzun yıllar çalı- şıp da sömürü düzeni kuramayan top- lumların bir arpa boyu ilerleyemediği görüldüğünde daha iyi anlaşılır. Emperyalizm-Kolonyalizm Emperyalizm, Batı’daki bir çocuğun güven içinde beslenebilmesi için kaynakları yağmalanan ülkelerdeki çocukların ölüme terk edilmesini; ardından bu dramın görüntüleriyle insanlığın vicdanına sesleniyormuş gibi yaparak sömürüyü yeniden üretmesini ifade eden çirkin bir döngüdür. 4 Çünkü İspanya’nın doğal bitki ör- tüsünde bulunmayan, ancak sömü- rü düzeninin parçası olan ülkelerden getirilen ağaçların İspanya parklarını süslemesi, yalnızca çalışmanın sonu- cu olarak açıklanabilecek bir gerçeklik değildir. Sömürü çarklarını siyasi ve askerî şiddetle sürdüren Batılı güçler, emper- yal hedefler uğruna hareket ettikleri ve kimsenin kimseye hesap sormadı- ğı dönemlerde sömürge ülkelerinin nimetlerinden yararlanmaya devam etmiştir. Daha sonra sömürge ülkele- rinden hafif aykırı sesler yükselmeye başlayınca, koloni ülkelerini yüzeysel olarak bağımsız hâle getirmek ve on- larla siyasi ittifaklar kurarak yol göste- riyormuş gibi davranmak, sömürüyü sürdürmenin ikinci aşaması olarak or- taya çıkmıştır. Bugün “medeniyet” olarak sunulan düzenin ardında, özünde emperyal ve kolonyal bir yapı bulunmaktadır. Bu yapının ürettiği sahte gerçeklerin mas- kesinin düşürülme vakti gelmiştir. Bu nedenle gerçekler toplumlara açık bi- çimde anlatılmalıdır. Batı’nın eriştiği maddi dünya, baş- ka ülkelerin halklarının menfaatle- rinin gasp edilmesiyle kurulmuş bir soygun düzenidir. Kendi ülkelerinde bulunmayan madenlerin, elde edilen ekonomik güçle işlenmesi sonucunda ortaya çıkan sanayi gücü de bu tarihsel yağma düzeninin bir sonucudur. Bugün de benzer bir düzen işle- mektedir. Dünya üzerindeki enerji kaynakları ve sanayinin ihtiyaç duydu- ğu nadir toprak elementleri, küresel güçlerin kontrol altında tutmak istedi- ği stratejik alanlar hâline gelmiştir. Bu amaçla ülkelerin iç huzuru bo- zulmakta, çeşitli gerekçelerle müda- haleler meşrulaştırılmakta ve çıkar düzeninin devamı için rejim ihraçları gündeme getirilmektedir. Sonuçta in- sanların hayatı, bu güç mücadeleleri- nin bedeli hâline gelmektedir. Emperyalizm hangi tarifle veya hangi kavramsal çerçeveyle ele alınır- sa alınsın, insanlık açısından yıkıcı bir sistemdir. Bu düzen yalnızca askerî ya da ekonomik yöntemlerle değil, kav- ramlar üzerinden de kendisini gizle- mektedir. İşin dikkat çekici yönü, bu gerçek- leri bilimsel tanımlamalara dönüştü- rerek tartışmayı soyutlaştıran çevrele- rin de çoğu zaman emperyal düzenin “iyi polis” rolünü üstlenmesidir. İnsanlık şunu bilmelidir: Kristof Kolomb, Batı tarafından Amerika’nın kâşifi olarak anılsa da bu anlatının ar- dında soygun, şiddet ve sömürgecilik vardır. Kolomb’un yolculukları, Avru- pa’daki emperyal hedefler taşıyan güç- lerin çıkarları doğrultusunda gerçek- leşmiştir. Amerika’nın yerli halklarına yöne- lik şiddet, salgın hastalıklar ve sistemli yağma süreçleri, Avrupa ülkelerinin sömürgecilik adına önünü açmıştır. Böylece “keşif” olarak sunulan tarihsel olaylar, gerçekte büyük bir sömürge düzeninin başlangıcı hâline gelmiştir. Bu soygun düzeni, dönemin yazı- lı anlatıları aracılığıyla dünyaya farklı bir gerçeklik gibi sunulmuştur. Okur- yazarlığın sınırlı olduğu bir ortamda, okuma yazma bildikleri için yanların- da taşıdıkları din adamlarının yazma- ları bu faaliyetlerin meşrulaştırılma- sında önemli bir rol oynamıştır. Afrika insanlarının zorla gemilere doldurularak batıya taşınması, İngilte- re ve Amerika kıtasında karın tokluğu- na çalıştırılmak için köleleştirilmesi, batı’nın ekonomik gücünün arkasın- daki en ağır gerçeklerden biridir. Ucuz ve zorla çalıştırılan emek sayesinde zenginleşen bu düzenin üzeri, “emper- yalizm” gibi yumuşatılmış kavramlarla örtülmüştür. Bu nedenle emperyal kelimesinin arkasına saklanan hırsızlık, yağmacılık ve talancılık açık biçimde görülmelidir. Afrika’nın masum çocuklarının ve insanlarının yaşadığı acılar, insanlığın gözünden saklanarak kaçırılmamalı- dır. Kauçuk üretimi gibi sömürü faa- liyetleri sırasında yaşanan; insanların ve çocukların ellerinin ve ayaklarının kesildiği vahşet, insanlığın nasıl büyük bir trajediyle karşı karşıya bırakıldığını göstermektedir. “Emperyalist” kelimesi, insanlık adına bakıldığında yaşanan çirkinlik- leri tam olarak açığa çıkarmakta yeter- siz kalmaktadır. Bu nedenle Batı’nın arkasına saklandığı kavramların ger- çek karşılıkları tek tek ortaya konul- malıdır. Emperyalizmin yumuşatılmış bir sömürgecilik anlatısı olduğu; gerçekte ise hırsızlık, yağmacılık ve talancılık anlamına geldiği konusunda güçlü bir farkındalık oluşturulmalıdır.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
11 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
11 yazı

İçindekiler

۞