Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” dan yarattı. Oku!
Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir,
insana bilmediğini öğretendir. (Alâk: 1-5)
۞
Önsöz
Eğitim ve İnsan
Yayın kurulu adına
İnsanı merkeze aldığımızda
düşünmemiz, sorgulamamız gereken
epey bir başlık ortaya çıkmaktadır.
Öncelikle insan ve yaratan ilişkisi,
ön plana çıkmaktadır. En temel konu
olan bu başlık altında yaratanın gözet-
tikleri hemen dikkate alınması gere-
ken ikinci ve en temel başlıktır.
Yaratılmış insanında haliyle en
başta dikkate alması gereken konu,
yaratanın gözettiği konular olmalıdır.
Fakat burada ilginç olarak ortaya çıkan
bir başka konu da yaratılmış olanın ya-
ratanın garezlerini dikkate alıp alma-
ma konusunda muhayyer bırakılmış
olmasıdır.
Bunlara rağmen akılla donatılmış
ve hakikati kavrama konusunda bütün
kusurlarına rağmen becerikli kılınmış
insanoğlu, genel anlamda isteyerek
veya istemeyerek varlık hakikatinden
bir şekilde haberdar olur. İnananlar
Allahtan kaynaklanan bilgi; vahiyle
hakikati zahmetsizce elde ederken,
inanmayanlar çoğu zaman acı tecrü-
belerle hakikat diye tespit ettiği, fakat
zan gibi yanılgı payı yüksek bilgilere
erişirler.
Yeryüzü insana imtihan için yara-
tılmış bir laboratuvar görevi icra eder.
İnsan imtihan hakikatini kavramışsa
hem kendi kadrini bilme adına hem
de içinde yaşadığı dünya adına doğru
takdir hakkı kullanabilir.
Yeryüzü serüveni başlamadan ya-
ratılma evresinde bilgilendirilme,
öğrenme ve adlandırma konularında
sağlıklı bir altyapıya sahip kılınan in-
sanoğlu, daha başlangıçta eğitilerek,
sürece başlamıştır.
En temel eğitim, Esma -Allah’ın
isimleri- ve şartlara göre hayatı doğru
yaşama eğitimidir. İlk sınav eğitilen
bir konudan kaynaklı olarak ortaya
çıkmıştır. İlk eğitim aşamasında değer
kazanan Adem’in sınavdan başarı ile
çıkması meleklerin önyargılarının ce-
zalandırılması ve ademin eğitimdeki
başarısının takdir edilmesi adına me-
leklerin saygı secdesi ile karşılık bul-
muştur.
Fakat bu eğitim sonucunda kazanı-
lan başarı, şeytanı kıskandırmış, had-
sizlik yapmasına sebep olmuştur.
Âdem’in ikinci sınavı, ilk eğitim
sürecinde kazanılan mertebenin
muhafazası amacıyla, apaçık düşman
olan şeytanın üstlendiği yeni misyon
çerçevesinde gerçekleştireceği
saptırmalara karşı bilinçli ve uyanık
olma yükümlülüğünü kapsamaktaydı.
Ne yazık ki, Âdem bu ikinci eği-
timden başarı ile çıkamadı ve hiç ol-
maması gereken bir konudan imtiha-
nı kaybetti. Oysa kendisini yaratan ve
kendisine bu mertebeyi veren Allaha
dair bilgi konusunda asla tereddüt
yaşamamalıydı. Yaratılışındaki vesve-
selere karşı zafiyet illeti devreye girdi
ve hakkında tereddüt etmemesi gere-
ken yaratanı hakkında, yoldan çıkmış
şeytanın ifsadına kandı. Buradan ilk
eğitimde alınan bilgilerin şeytanın if-
sadına karşı Âdemin yetersiz kaldığı ya
da kötülük öğretilmediği için kötülü-
ğe karşı dikkatli olma kabiliyeti ortaya
konamadı. Bir de ilk yaratılışta Ademe
şeytan konusunda sadece uyarı yapıl-
mış olması yeterince dikkate değer bu-
lunmadı ve şeytanın tuzağına düşüldü.
Cennetten yeryüzü sürgününe sevk
edilen insanın, asıl eğitimi burada baş-
ladı. Öncelik, yapılan hatanın telafi
edilmesi idi. Ancak ilginç olan Âdem
bunun yöntemini de bilinmiyordu.
Hatadan dönmenin eğitimi ilk sırada
geldi ve ilk vahiy nasıl tövbe edileceği
üzerineydi.
“...Ey Rabbimiz! Biz kendimize
zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz
ve bize acımazsan mutlaka ziyan
edenlerden oluruz.” (A’râf Sûresi, 23)
Yeryüzü eğitiminin bu ilk aşama-
sından sonra işlerin artık yoluna girdi-
ğini görüyoruz. Ya da başkaca olumsuz
bir bilgi olmadığı için, Allah tarafından
haberdar edilmiyoruz. Ta ki Ademin
iki oğlunun aralarında geçen kıskanç-
lık krizi sonrası ortaya çıkan Habil’in
öldürülmesi olayına kadar.
Aralarında oluşan ihtilaf sonucu
Kabil, Habil’i öldürür. Yeni bir eğitim
konusu ortaya çıkar ölen insanın be-
deni ne yapılacak. Kabil işin içinden
çıkamaz ve Allah yeryüzünün en temel
bilgilerinden biri olan ölen insanın ce-
sedinin toprağa gömülmesi konusun-
da bir kargayı eğitmen olarak görev-
lendirir.
“Derken Allah, kardeşinin ce-
sedini nasıl gömeceğini ona gös-
termek için yeri eşeleyen bir karga
gönderdi. (Katil kardeş) “Yazıklar
olsun bana! Şu karga kadar da ola-
madım mı ki, kardeşimin cesedini
gömeyim” dedi ve ettiğine yanan-
lardan oldu.” (Maide Suresi 31)
İnsanın eğitim tarihini bize
anlatan Kur’an, insanlığın za-
man içinde kazanmış olduğu eğitim
aşamalarını tek tek sıralar. Bütün
peygamberlerin eğitimlerindeki yegâ-
ne paradigma bir olan Allaha kulluk
etme düsturudur. Çünkü bu ilke dünya
hayatında insanın yeryüzü saadetini
yakalayabileceği tek kıstastır. Bunun
dışında insanların geliştirdiği hiçbir
algı insanlığı mutluluğa eriştirmemiş-
tir.
Ayrıca Allah Kur’an la insanlık için
gereken temel bilgilerinde peygam-
berler eliyle insanlığa kazandırıldığını
anlatır.
“Gözlerimizin önünde ve vahyi-
miz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap
Eğitim ve İnsan
Yeryüzü insana imtihan için yaratılmış bir laboratuvar
görevi icra eder. İnsan imtihan hakikatini kavramışsa hem
kendi kadrini bilme adına hem de içinde yaşadığı dünya
adına doğru takdir hakkı kullanabilir.
4
ve zulmedenler hakkında bana (bir
şey) söyleme! Onlar mutlaka boğu-
lacaklardır.” (Hud Suresi 37)
İnsanlık büyük bir tufana
dayanabilecek gemiyi Hz. Nuh’a ve-
rilen gemi yapma eğitimi ile kazanmış-
tır.
“İsrailoğullarına bir elçi olacak
(ve onlara şöyle diyecek:) Size
Rabbinizden bir mucize getirdim:
Size çamurdan bir kuş sureti yapar,
ona üflerim ve Allah›ın izni ile o
kuş oluverir. Yine Allah›ın izni ile
körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri
diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne
yiyip ne biriktirdiğinizi size haber
veririm. Eğer inanan kimseler ise-
niz, bunda sizin için bir ibret var-
dır.” (Ali İmran 49)
Hz. İsa eliyle insanlık mucize ile
dahi olsa ölü insanların nasıl dirilece-
ğini öğrenmiş oldu. Ayrıca Bakara su-
resinde anlatılan Hz. Musa dönemine
ait ölü insana sığır etinden bir parçanın
vurulmasıyla ölü insanın diriltilmesi ve
konuşması kıssası bu konuda bir başka
örnektir. (Bakara Suresi 67-73)
“Andolsun, Davud’a tarafımız-
dan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar
ve kuşlar! Onunla beraber tesbih
edin” dedik. Ona demiri yumuşat-
tık.” (Sebe Suresi 10)
İnsanlık dünya hayatı için
kendisine çağ atlatacak birçok tekno-
lojiyi demirin işlenmesiyle gerçekleş-
tirmiştir. Demiri işleme işi, ilk olarak
Davut peygamber eliyle insanlığa su-
nulmuştur. Bu da Allah’ın verdiği bilgi
ile gerçekleşmiştir.
Yukarıda zikri geçen konular, in-
sanlığın tecrübe ile elde ettiği temel
ilimlerde dahi ilk adım eğitimi, vahiyle
gerçekleşmiştir. Dolayısıyla baş öğret-
men Cebrail’dir.
Yeryüzü hakikati diye ifade ettiği-
miz en temel konu olan insanın Allaha
kulluğu konusu tarih boyunca şeytan
ve avenesi tarafından hep sekteye uğ-
ratılmıştır. Allah Hz. Muhammed’e
kadar birçok peygamber ile bu haki-
kati hatırlatma süreçlerini insanlığa
yaşatarak en temel eğitimin bu konu-
da olması gereğini Kur’an’la insanlığa
öğretmiştir.
“Andolsun ki biz, “Allah’a kul-
luk edin ve Tâğut’tan sakının” diye
(emretmeleri için) her ümmete bir
peygamber gönderdik. Allah, on-
lardan bir kısmını doğru yola iletti.
Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak
ettiler. Yeryüzünde gezin de görün,
inkâr edenlerin sonu nasıl olmuş-
tur!” (Nahl Suresi 36)
“Âd kavmine de kardeşleri
Hûd’u (gönderdik). Dedi ki: Ey kav-
mim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’n-
dan başka tanrınız yoktur. Siz yalan
uyduranlardan başkası değilsiniz”
(Hud Suresi 50)
“Semûd kavmine de kardeşle-
ri Sâlih’i (gönderdik). Dedi ki: Ey
kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin
O’ndan başka tanrınız yoktur. O
sizi yerden (topraktan) yarattı. Ve
sizi orada yaşattı. O halde O’ndan
mağfiret isteyin; sonra da O’na tev-
be edin. Çünkü Rabbim (kulları-
na) çok yakındır, (dualarını) kabul
edendir.” (Hud Suresi 61)
“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı
(gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim!
Allah’a kulluk edin! Sizin için on-
dan başka tanrı yoktur. Ölçüyü ve
tartıyı eksik yapmayın. Zira ben
sizi hayır (ve bolluk) içinde görü-
yorum. Ve ben, gerçekten sizin için
kuşatıcı bir günün azabından kor-
kuyorum.” (Hud Suresi 84)
Ayrıca Allah insanlık tarihi boyun-
ca geçerli olacak ibadetlerin eğitimini
de peygamberleri eliyle gerçekleştir-
miştir.
“Biz, Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara
toplanma mahalli ve güvenli bir yer
kıldık. Siz de İbrahim’in makamın-
dan bir namaz yeri edinin (orada
namaz kılın). İbrahim ve İsmail’e:
Tavaf edenler, ibadete kapananlar,
rükû ve secde edenler için Evim’i
temiz tutun, diye emretmiştik.”
(Bakara Suresi 127)
“İnsanlar arasında haccı ilân et ki
gerek yaya olarak gerekse nice uzak
yoldan gelen argın develer üzerin-
de sana gelsinler.” (Hac Suresi 27)
Daha başka olarak Kurban ibadeti-
nin bütün ümmetlere farz kılınışı (Hac
Suresi 34) Kur’an’ın eğitim sistemi
içinde yer alır. Bu demektir ki
Namaz gibi oruç gibi (Bakara Suresi
183) insanlık tarihi boyunca ortak iba-
detler Allah’ın en temel eğitim sistemi
içinde yer almaktadır. Çünkü bu iba-
detler insan için yeryüzü gerçeğinin
tecelli etmesi adına insan hayatının
en zaruri ibadetleridir.
Bütün bu ayetlerden ve anlatı-
lanlardan temel eğitim sistemi pey-
gamberler eliyle gerçekleştirilmiştir
diyebiliriz. Eğitimin temeli vahiydir.
Ve temel paradigma Allaha kulluktur.
Bunun dışında insanın geliştirdiği
eğitim sistemleri şayet bu amaca yö-
nelik bir sonuç ortaya koyuyorsa doğ-
rudur, haktır, yoksa yanlıştır, batıldır.