بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 28 · Temmuz 2026 · Makale · s. 13

İblis Emperyalizmi Kur’an’ın anlattığı büyük mücadelede merkezî şahsiyet

İrfan Setenci — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
İblis’tir. Çünkü insanlığı saptırmaya yemin eden, kıyamete kadar mühlet isteyen ve insanlığın çoğunu Allah’ın yolundan çevirmeyi hedeflediğini açıkça ilan eden odur. Kur’an’ın Haber Verdiği Büyük Hâkimiyet Projesi Emperyalizm denildiğinde çoğu insanın zihninde…
İblis’tir. Çünkü insanlığı saptırmaya yemin eden, kıyamete kadar mühlet isteyen ve insanlığın çoğunu Allah’ın yolundan çevirmeyi hedeflediğini açıkça ilan eden odur. Kur’an’ın Haber Verdiği Büyük Hâkimiyet Projesi Emperyalizm denildiğinde çoğu insanın zihninde ordular, işgaller, sömürgeler ve siyasî hâkimiyetler canlanır. Tarih boyunca nice devletler başka toplumların topraklarını ele geçirmek, servetlerini kontrol etmek ve insanlarını kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek istemiştir. Ancak Kur’an’ın haber verdiği ve çoğu zaman yeterince üzerinde durulmayan başka bir hâkimiyet projesi daha vardır. Bu proje herhangi bir devletin, milletin veya çağın sınırlarıyla kayıtlı değildir. Bir ülkeyi değil yeryüzünü, bir nesli değil bütün nesilleri, bir toplumu değil insanlığın tamamını hedef almaktadır. Bu büyük projenin merkezinde İblis bulunmaktadır. Günlük dilde çoğu zaman “şeytan” ve “İblis” kelimeleri aynı anlamda kullanılmaktadır. Oysa Kur’an’a göre İblis, Hz. Âdem’e secde etmeyi reddeden ve Allah’ın emrine başkaldıran cinin özel ismidir. Şeytan ise insanlardan ve cinlerden Allah’a isyan eden, bâtılı süsleyen ve insanları haktan uzaklaştırmaya çalışan varlıklar için kullanılan daha genel bir isimdir. Bu sebeple Kur’an’da insan şeytanlarından da cin şeytanlarından da söz edilmektedir. Kur’an’ın anlattığı büyük mücadelede merkezî şahsiyet İblis’tir. Çünkü insanlığı saptırmaya yemin eden, kıyamete kadar mühlet isteyen ve insanlığın çoğunu Allah’ın yolundan çevirmeyi hedeflediğini açıkça ilan eden odur. Nitekim Allah Teâlâ onun şu sözlerini haber vermektedir: “Andolsun ki onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım. Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından onlara (her türlü imkanla) sokulacağım. Sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.” (A’râf 16-17) Bu ayet dikkatle okunduğunda İblis’in hedefinin birkaç günahkâr insan olmadığı görülür. O insanlığın çoğunu hedef almaktadır. Mücadelesini de insanların, Allah’ın dosdoğru yolunda bulunmalarıyla ilgili görmektedir. Bu sebeple saldırısını doğrudan hak yol üzerinde yoğunlaştıracağını söylemektedir. Kur’an’ın başka bir ayetinde ise hedef daha açık ifade edilmektedir: “İzzetine andolsun ki onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak ihlâsa erdirilmiş kulların müstesna.” (Sâd 82-83) Bu ifadeler sıradan bir vesvese faaliyetinden değil, uzun vadeli ve küresel bir yönlendirme projesinden söz etmektedir. İblis yalnız bireylerin davranışlarını değil; düşüncelerini, inançlarını, değerlerini, toplumlarını ve medeniyetlerini etkilemeyi hedeflemektedir. Üstelik Kur’an, bunun yalnız bir temenni olarak kalmadığını da haber vermektedir: “Andolsun ki İblis onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı da müminlerden bir grup dışında ona uydular.” (Sebe 20) İşte bu noktada karşımıza önemli bir soru çıkmaktadır: İnsanlığın çoğunu hedefleyen bu büyük mücadele hangi araçlarla yürütülmektedir? İblis insanları nasıl etkilemekte, nasıl yönlendirmekte ve nasıl kendi hedefleri doğrultusunda harekete geçirebilmektedir? İBLİS’İN SİLAHLARI Zan, Hevâ ve Süslenmiş Bâtıl İblis’in hedefinin insanlığın çoğunu Allah’ın yolundan uzaklaştırmak olduğunu gördük. Peki, bunu nasıl başarmaktadır? Kur’an’a bakıldığında İblis’in en büyük silahlarının doğrudan kılıçlar, ordular veya zorlayıcı güçler olmadığı görülmektedir. Onun asıl savaş alanı insan zihni, kalbi ve düşünce dünyasıdır. Bu sebeple kullandığı silahlar da çoğu zaman görünmezdir. Bu silahların başında zan gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olursan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyor ve saçmalıyorlar.” (En’âm 116) Kur’an’ın eleştirdiği şey bilgisizlikten çok, bilginin yerine geçirilen zanlardır. Çünkü zan çoğu zaman bilgi kıyafeti giyer. Delilsiz iddialar hakikat gibi sunulur, tahminler kesin bilgi gibi pazarlanır ve insanlar bunları sorgulamadan benimserler. Bu sebeple Kur’an başka bir yerde: “Zan, hakikat adına hiçbir şey ifade etmez.” (Yûnus 36) buyurarak bu tehlikeye dikkat çekmektedir. İblis’in kullandığı ikinci büyük silah hevâdır. Kur’an’ın ifadesiyle bazı insanlar zamanla arzularını ölçü haline getirirler: “Hevâsını ilah edineni gördün mü?” (Câsiye 23) Böylece doğruyu ve yanlışı vahye göre değil, kendi isteklerine göre belirlemeye başlarlar. İblis’in işi de tam burada kolaylaşır. Çünkü Allah’ın emrine karşı gelmek için bazen dışarıdan bir düşmana gerek kalmaz; insanın kontrol altına alınmamış arzuları yeterlidir. Kur’an’ın dikkat çektiği bir başka yöntem ise kuruntulardır. İblis şöyle demektedir: “Onları mutlaka kuruntulara düşüreceğim.” (Nisâ 119) İnsan bazen günahını küçümseyerek, bazen tövbeyi erteleyerek, bazen de bâtıl bir inanç üzerinde olduğu halde kurtulacağını sanarak kendi kendisini aldatabilir. Kuruntu, hakikat ile insan arasına çekilmiş görünmez bir perdedir. Ancak İblis’in en etkili yöntemlerinden biri belki de kötülüğü güzel göstermesidir. Nitekim Kur’an onun şu sözünü nakleder:

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.