بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 28 · Temmuz 2026 · Kavram · s. 3

Emperyalizm-Kolonyalizm Emperyalizm, Batı’daki bir çocuğun güven

Editör — Yayın Kurulu

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
bir çocuğun güven içinde beslenebilmesi için kaynakları yağmalanan ülkelerdeki çocukların ölüme terk edilmesini; ardından bu dramın görüntüleriyle insanlığın vicdanına sesleniyormuş gibi yaparak sömürüyü yeniden üretmesini ifade eden çirkin bir döngüdür. Küres…
bir çocuğun güven içinde beslenebilmesi için kaynakları yağmalanan ülkelerdeki çocukların ölüme terk edilmesini; ardından bu dramın görüntüleriyle insanlığın vicdanına sesleniyormuş gibi yaparak sömürüyü yeniden üretmesini ifade eden çirkin bir döngüdür. Küresel eşkıyalığın ve hırsızlığın bilimsel kavramlarla örtülmüş adıdır. Küresel ölçekte Batı’nın icat ettiği ve dayattığı tanımlamaları kabul etmeye şartlandırılmış insanlık, insanlık adına yeni ve bağımsız bir anlayış ortaya çıkana kadar bu dayatmalara boyun eğmeye devam edecek görünmektedir. Batı’nın ortaya attığı, ardından da insanlığı güya uyarıyormuş gibi üzerine kavramsal bir perde çektiği bu karanlık süreçte emperyalizm; ülkelerin yağmalanmasına, hırsızlık, talan ve soygunun bilimsel bir kılıfa büründürülerek insanlığa kabul ettirilmesine hizmet eden bir düzenin parçasıdır. Bir yandan ülkenizin imkânları, onların ülkeleri ve halkları için zorbalıkla elinizden alınmakta; diğer yandan bu hırsızlık ve talancılığa bilimsel bir ad verilerek, oyalanmanız için elinize kavramlaştırılmış yalancı elma şekerleri tutuşturulmaktadır. Siz ise onların kavramlarıyla içinde bulunduğunuz süreci anlamlandırmaya çalışırken, aslında insanlığın canını yakan bir suçun faillerini, bilimsel tanımlar üreten çevrelerin diliyle kendi zihninizde içselleştirmiş oluyorsunuz. Emperyalizm, Batı’daki bir çocuğun güven içinde beslenebilmesi için kaynakları yağmalanan ülkelerdeki çocukların ölüme terk edilmesini; ardından bu dramın görüntüleriyle insanlığın vicdanına sesleniyormuş gibi yaparak sömürüyü yeniden üretmesini ifade eden çirkin bir döngüdür. Hatta bu çirkinlikleri insanlığa sunmak adına “sanatsal faaliyet” adı altında yapılan bazı çalışmaların ödüllendirilmesi sırasında, gerçeklerin hangi anlayışlara hizmet eden sahte sunumlarla insanlığa kabul ettirildiği de kamufle edilmekte; böylece insanlık düşünsel olarak edilgenleştirilmektedir. Emperyalizm, popüler kültür ve özellikle Amerikan filmleri aracılığıyla çoğu zaman zararlı etkilerini görünmez kılan bir güç olarak sunulur. Gerçekte insanlara zarar veren uygulamalar, maskelenmiş kavramlarla daha sevimli ve kabul edilebilir gösterilir. Küresel zenginlerin kurduğu vakıflar ve düzenlenen gösterişli törenler de bu görüntünün bir parçasıdır. Sömürüyle elde edilen servetin çok küçük bir bölümü hayır faaliyeti gibi sunulur; böylece sahte gülücüklerin ardında yatan çıkar düzeni gizlenir. Kısacası emperyalizm, her türlü kandırmacanın ardından çıkarların küresel sermaye sahiplerine aktarıldığı son dünya düzeninin adıdır. Emperyal dünyanın geçmişte insanlığa dayattığı bilgi ve kültür düzeni, son dönemlerde ortaya çıkan yeni tarihsel bulgularla sorgulanmaya başlamıştır. Bu gelişmeler, uzun süre tartışılmaz kabul edilen anlatıların güvenilirliğini zayıflatmaktadır. Bu nedenle söz konusu düzenin sahipleri, geçmişten gelen ekonomik ve siyasi güçlerini kullanarak kendi bakış açılarını korumaya çalışmaktadır. Temel amaçları şunlardır: Mevcut tarih ve kültür yorumlarının sorgulanmasını engellemek, İnsanlığın daha bağımsız bir düşünce ufkuna yönelmesinin önüne geçmek, Kendi kurdukları sistemin meşruiyetini sürdürmek. Böylece emperyal anlatı, yalnızca geçmişi açıklayan bir bilgi sistemi olmaktan çıkmakta; bugünün güç ilişkilerini korumaya yönelik bir araç hâline gelmektedir. Geçmişin acı gerçekleri olan emperyal kahramanları göz önüne getirdiğimizde batılıların insanlığı çıkarları uğruna yok ettikleri fakat buna başka kılıflar uydurarak insanlığı sömürü beşiğinde eğledikleri görülmektedir. Eğer insanlık, “keşifler” diye sunulan anlatıların ardında yatan gerçekleri görmezse, Batı’nın üzerine inşa edildiği ışıltılı maddi medeniyetin yalnızca çalışarak elde edildiğini zanneder. Bu durumda insanlar, kendilerinin ve atalarının tembel olduğuna inanır; aynı düzeyde bir dünyaya sahip olabilmek için olağanüstü bir çaba göstermek zorunda olduklarını düşünürler. Oysa yalnızca çalışmanın bu kadar şaşaalı sonuçlar doğurmadığı, uzun yıllar çalışıp da sömürü düzeni kuramayan toplumların bir arpa boyu ilerleyemediği görüldüğünde daha iyi anlaşılır.

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.