بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 12 · Mart 2025 · ISSN 3023-7688

Dosya: Tüketim Çılgınlığı

“Yiyiniz, içiniz ancak israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” (Araf: 31). “Bir de akrabaya, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere da saçıp savurma. Zira böyle saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür (İsra: 26-27) “Allah haddini aşan, kabiliyet ve imkânlarını boşa harcayan ve şüpheler içinde bocalayıp duran kimseleri şaşırtır.” (Mü’min:34) “Hiçbir kul, kıyamet gününde; Ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp, nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Hadis-i Şerif. Tirmizî, Kıyamet 1). “Faydasız işleri terk etmesi, bir kişinin iyi Müslüman olmasındandır.” (Hadis-i şerif. Tirmizî, Zühd, 11)

۞
Önsöz

Medeniyet anlayışı

Yayın kurulu adına
Medeniyetler anlayışlarını kelimeler ve kavramlar üze- rine kurar ve yönlendirir. İslam’ın kelime olarak seçilmiş olması, bütün bir dinin bu algı üzerine bina edilmesini gerekli kılmıştır. Silm, barış, esenlik ve sonuç olarak hem dünyanın darusselam oluşu, hem de dünyasını darusse- lam kılanların, ahiret yurtlarının darusselam olmasını mucip kılar. Allah (cc.) hilafetle görevlendirdiği insanı, dünyayı görevi gereği, kendi adına imarla vazifelendirmiştir. Al- lah yaratan olduğuna göre yarattığını itina ile kullanmayı görev kılmıştır. Bu sebeple görev bilinci olmayan münafık ve kafirlere yeryüzünü ifsat etmeyin, israf etmeyin emri verilmiştir. Fakat onlar yaptıklarının bir fesat ve israf olma anlayışında olmadıkları için kendilerini ıslah eden maka- mına koymaktaydılar. Bugün dünyanın temel ekonomik sistemi olarak in- sanlığa dayatılan kapitalizm, liberalizm gibi ekonomik sistemler, insanı dünyevileştirme konusunda kışkırtan ve kamçılayan bir anlayışı baz aldığı için, dünyanın israf edilmeme ve ifsat edilmemesi adına ortaya koyduğu bir kriteri mevcut değildir. Aksine daha çok kazanmanın esas olduğu bir anlayışı temel kabul etmesi, dünyanın kıt olan kaynaklarını iktisat çerçevesinde kullanmayı tanımlama- sına rağmen, kaynakların sınırsız bir şekilde kullanılma- sını normalleştirir. Zaman ayeti işliyor, kulluk kronolojisinin belirlenmesi adına yeryüzünün yaratıldığı günden beri Rabbimiz tarafından sayısı on iki olarak belirlen- miş, bir başka ayet, ayların adedince, kulluk bünyanımızın duvarına her ay, bir adet dergi halinde yazılı belge koymayı nasip eden Allah Azze ve Celleye hamdolsun. Sıratı Müstakim üzere yürüyüşümüzün, şehadeti adına kayıtlara geçmesini arzu ettiğimiz çabalarımızın, çabaların karşılığını zayi etmeksizin verecek olan Allah azimüşşanın katında makbul ve müstecab olmasını arzu ediyoruz. Yeryüzünde ardından gidilesi en kıymetli iz sahibi, Resul aleyhisselamın adımları üzerine, incitmeden ve azıcık dahi olsa ayrılmayı düşünmeden, basma- ya itina göstererek gerçekleştirdiğimiz yürüyüşümüzün, sonunun havzı kevser başına kadar bizi götürmesini ve hasretimizin dindirilmesini murad ediyoruz. Rabbimiz senin katında az bir değer ifade eden, fakat kıymet biçici olarak, amel statüsünde saymanı dilediğimiz çabalarımızı, nebiler, resuller kervanının katarına layık olmasa dahi, katmanı senden rica ediyoruz. Allah’ım çabalarımızı mübarek kıl, bizden kabul et, emek verme adına gücümüzü artır. Amin. Ünsiyet ailesi Tüketmek, yok etmenin, yeniden yerine koymamanın ya da varlığın hakkıyla kullanılmasının önündeki temel engeldir. Tüketim kelimesi adalet kavramı açısından bakıldığında zulm kelimesine tekabül edebilecek bir yerde durmaktadır. Dolayısıyla varlık hikmetine aykırılığı temsil eder. 4 Dünya kaynaklarının kullanımı itibarıyla işin başın- da temel kabul edilen tüketim kelimesi, anlam itibarıyla olumsuzluğun başlangıç noktasıdır. Tüketmek, yok et- menin, yeniden yerine koymamanın ya da varlığın hak- kıyla kullanılmasının önündeki temel engeldir. Tüketim kelimesi adalet kavramı açısından bakıldığında zulm ke- limesine tekabül edebilecek bir yerde durmaktadır. Dola- yısıyla varlık hikmetine aykırılığı temsil eder. Tüketim kelimesinin kaynaklandığı temel anlayış dün- yeviliktir, dünyeviliğin ilahi olana karşı pozisyon almış ol- ması sebebiyle kendisinden neşet eden bütün çıkarımlar da aynı vizyona sahiptir yani ilahi olana karşıdır. İşin aslına bakacak olursak, tüketim kelimesinin neşet ettiği kapitalizm yada yandaşı fikirler temel olarak, dünya metaına ve onun elde edilme yollarına adalet kavramının dışında bir yaklaşım sergilediği için ürettiği kavramların hiçbirinin adalet dairesinde düşünülmesi de mümkün değildir. Hal böyle olunca kapitalizme iman etmiş insan- ların dünyaya ve içindekilere karşı elbette ki yaklaşımı sakat olacaktır. Halbuki dünya ve içindekiler bir emanettir. Sadece emanet anlayışıyla kullanılmalı ve dünyalıklara hesap şu- uru içinde yaklaşılmalıdır. Yani kullanılan metanın nere- den, nasıl temin edildiğinden başlayan bir süreçle, nasıl tüketildiğine kadar bir dizi hesap şuurunun olması, dün- yadaki imtihanın temel noktasıdır. Tüketim anlayışı; di- nin temelde ortaya koyduğu nereden ve nasıl elde edildi- ği noktasında başlayan eşyanın hakikat boyutuna uygun elde etme yollarını görmezden gelir. İnsanı dünyanın ve imkanlarının hakikatin ilkelerine aykırı bir şekilde elde edilme yollarına çıkarır. İsrafın ve ifsadın bütün kapılarını açar ve bu yanlış yollara meşruiyet anlayışı kazandırır. Tüketim anlayışının sahipleri, sadece varlık sahiplerini esas alan anlayışlar geliştirmişlerdir, bu sebeple eşyanın hakikati ve sürdürülebilir bir şekilde insanlar arasında helal yollardan tedavül edilmesi, onlara uygun bir anlayış değildir. Modern çağın sistematiğini ifade eden tanımla- malar adalet ilkesine dayalı, ilahi sistemin başlangıçtan eleştirisi kabilindendir. Zengini daha zengin fakiri daha fakirleştirme sonucunu doğuran bırakın yapsınlar, bıra- kın geçsinler temel ilkesi eşyanın varlık hakikati açısın- dan bakıldığında, ilke gibi görünen fakat, ilkesizliğin dik alasıdır. Ve varlığın sonsuzluğa yürüyüşün bir parçası ol- ması gereken boyuttan yok olmaya evrilmesini ilke edinir. Zira tüketim anlayışına sahip olanlar ölüm sonrası hesap anlayışına tamamıyla karşı duran yaşam ilkelerini oluş- turmuşlardır. Tüketim anlayışını tam olarak izah edebilecek bir deyim nedir derseniz, “benden sonrası tufan” deyimidir derim. Çünkü tüketmek asla kendinden sonrası diye bir hesabın öngörüsü içinde olmaz. Eğer insan kendisinden sonrasını hesaba katacak olursa tüketme çılgınlığını asla benimseyemez. Çünkü tüketim yaklaşımı, kaynakların hızlı bir şekilde yok edilmesine hizmet eden ve koruma anlayışının neredeyse sıfır noktasında hesapta olduğu bir anlayıştır. Son dönemlerde geri dönüşüm ve kaynakların zayi edilmemesi anlayışı, kaynakların kıtlığı sebebiyle zorun- lu hale gelmiştir. Sıfırdan malzeme kullanmanın mali- yetinin yükselmesi ve kaynak kıtlığının insanı zorladığı nokta, tüketim anlayışının çılgınlık boyutunu törpülemiş ve insanları dönüşüm yoluyla istifade etme anlayışına mecbur kılmıştır. İnsanın aslına rücu etme zorunluluğu, kaynakların daralmasından kaynaklanmıştır. Oysa baştan kaynakla- rı aslına uygun bir anlayışla istifade etme, israf etmeme anlayışıyla hareket edilmiş olsaydı bugün dünyanın içine itildiği küresel sorunların çoğu oluşmayacaktı. İnsanın kendini zora sokması sonucunu doğuran tüketim anla- yışı, farkında olmadan insanın kendisinin de bizzat israf olmasına vesile olmaktadır. İnsana dair yaşam standar- dı, dünyadan daha çok yararlanma anlayışı üzerine bina edilince, tüketimi çılgınlık boyutuna taşınmak zorunda kalınmaktadır. Sadece cep telefonundan hareketle izah etmek istesek insanın ve eşyanın nasıl israf edildiğini ve tüketildiğini ortaya koymuş oluruz. Her insan, her şeyden haberdar olmak, her şeyi bil- mek ve her vakit oynamak ve eğlenmek zorunda mıdır? Bir evde haberleşme adına var olan bir telefonun yeterli olduğu zamanlardan, ailenin bütün bireylerinin bir habe- re erişim adına haberdar edilmesinin basitleştiği zaman- lara eriştik. Ailenin telefona aklı eren bütün fertlerinin sahip olduğu telefonlar vasıtasıyla her şeyden haberdar olması meseleye nasıl bir katkı sağlamıştır. Düşünüldü- ğünde katkı sağlamaktan öte karmaşayı kışkırttığı ve çö- züm odağını saptırdığını görmek mümkündür. Daha çok üretip daha çok satma zorunluluğu temelde insana dair konuları eşya boyutundan çok daha ötelerde israf etmeye zemin oluşturmuştur. İnsana dair; hesap dahilinde tutularak hakikatin icrası noktasında en temel sermaye olan zamanın ve mekanın eşya ile birlikte tüketilmesi ve anlamsız hale getirilmesi söz konusu edilmiştir. Hasılı tüketme anlayışı üzerine bina edilen konuları zincir gibi eklemleyerek sıralamak ve bütün olumsuzluk- ları dile getirmek mümkün. Bütün imkanlardan yararlanma duygusu insani so- nuçlar doğurur diye bir kural hiçbir zaman olmamıştır. Bu konuda erişebildiği halde imkanlardan el çekme adı- na oruç gibi bir ibadetle tabi olan insanlarına iktifa etme anlayışını kazandıran bir dine ve onun dünyalıklara eriş- me imkanına sahipken bilinçli bir şekilde dünyalıklara el uzatmayan peygamberinin önderliğine sahibiz. Bu bize kışkırtılan dünyalık anlayışın insanı içine düşürdüğü sı- kıntıların yaşandığı çağda, mutluluğa eriştirecek yolun anahtarı olacak düşüncedir.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
8 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
10 yazı

İçindekiler

۞