Şehvet keyif çatıyor, oyunlar, oynaşlarla. Ak yeleli aslanlar, küheylanlar vurulur, Zor yokuşlar üstünde, cilvekâr bakışlarla. Şuh bir gelindir dünya, mehir ister imanı Baş döndüren ziynetle, sahte göz kırpışlarla. Buz tutar kanatları zarif güvercinlerin, Muha…
Şehvet keyif çatıyor, oyunlar, oynaşlarla. Ak yeleli aslanlar, küheylanlar vurulur, Zor yokuşlar üstünde, cilvekâr bakışlarla. Şuh bir gelindir dünya, mehir ister imanı Baş döndüren ziynetle, sahte göz kırpışlarla. Buz tutar kanatları zarif güvercinlerin, Muhabbet mevsiminde hüküm süren kışlarla. Avcı iken av olur sinsi avlakta insan, Yenik düşer hırsına, çılgın savruluşlarla. Meze olur güllerin nâzenin endamları, Şehvet sofralarına cezbeden sunuşlarla. Yıkar köprülerini bir akıl tutulması, Sınanır; bataklarla, yol vermez yokuşlarla. Tüketirken her şeyi, kendi tükenir insan, Hevesler vadisinde kopan savruluşlarla. Azim bir aldanışla düşer kendine insan Söz, vurur diğerini, gıybetle, dalaşlarla. Kaçtığı sona varır yolcu en son ufukta Ebed güzergâhında kuralsız koşuşlarla. Efsunkâr sofralarda çiğnenir insan eti, Yudumlanır bâdeler, nefs içen sarhoşlarla. Ukba ulaşılmaz yol gaflet sarınca gözü, Yorgun düşer irâde, nefs ile savaşlarla. Taltif görür zorbalar, çıkarcılar, zalimler, Zelil dalkavuklukla, ıslıklar, alkışlarla. Ve gün gelir, oturur eyvah sofrasına nefs, Nasiplenir çâresiz, ateş yüzlü aşlarla. Prangalanır diller, korku tünellerinde, “Sakın görme, düşünme, sükût’a alış”larla. Bir endişe vaktinde sırılsıklam yüreğim, Bak, işte kapındayım, kalpten adanışlarla. Dâr edilir namusa, biçilen ulvi makam, Yüzsüz sırnaşıklıkla, şirret sataşışlarla. Yâren ol İbrahim’e, ey merhâmet membâı, Boynu bükük bırakma; gözündeki yaşlarla.
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.