بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 12 · Mart 2025 · Mektup · s. 12

YAREN MEKTUPLARI Tüketirken Tükenmek Biliyor musun sevgili yârenim; Âdetâ bir

İbrahim Şahin — İmtiyaz Sahibi

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Biliyor musun sevgili yârenim; Âdetâ bir tüketici olarak gelmiştir dünyaya insan, nefesleri, bununla birlikte ömrünü yani ebediyet ile arasındaki mesafeyi tüketmek için seferdedir an be an. Nefesleri sayılı ömrün bir kısmını daha tüketerek kıyısına ulaştığım g…
Biliyor musun sevgili yârenim; Âdetâ bir tüketici olarak gelmiştir dünyaya insan, nefesleri, bununla birlikte ömrünü yani ebediyet ile arasındaki mesafeyi tüketmek için seferdedir an be an. Nefesleri sayılı ömrün bir kısmını daha tüketerek kıyısına ulaştığım gecenin ardından, ışıyan bir günün daha yepyeni bir yaşama sevinci fısıldayan sıcacık nefesiyle selam ediyorum sana. Bir geceyi daha sabaha taşmanın, bir karanlığın daha özünden aydınlık umutlar sağabilmenin iç huzuruyla gözlerini temaşa ederek şafağın ve hayatın ayak sesleri arasında sabaha göz kırpmanın hazzıyla selam sana. Ve sevgili yârenim bir kez daha, bir çeşit ölüm sayılan uykunun kollarından azat edilerek, ellerime yeni bir mühlet tutuşturulmuş olmanın şükran dolu minnettarlığıyla, mutluluğuyla selam ve muhabbet olsun sana. Gece deyip gelip geçmemeli insan sevgili dostum; “El-Hâlık-ül Bâri-ül Musavvir” (Bak. Haşr:24) olan yüce yaratıcı tarafından ibda ve inşa edilerek bir dinlenme ve arınma vakti olarak yaratılıp düzenlenen gece, bir taraftan muhabbet ve teslimiyet seferinde olan Baht-ı Yâr yürekler tarafından naz ve niyaz makamı olarak engin bir huzur iklimi sıcaklığında yüzü güldürülerek bir saadet sarmalına dönüştürülür. Diğer yandan ise; Gece, dünyanın dalgalı bir denizi andıran keşmekeşinden sıyrılarak birazcık da olsa dinlenebilmek için girilen fakat el yordamı biriktirilen nice ahların, sancıların, dert ve içinden çıkılamayan düşüncelerin, hasretlerin, özlemlerin, eyvahların kol gezdiği bir mustatile dönüşen bir labirenttir ki- mileri için. Ve bir iğneli fıçıya dönüşen yatakları da aciz bırakarak sabaha yorgun umutlarla taşınmak düşer geceden payına kimi insanların. Gece deyip geçmemek lazım sevgili yarenim; Karanlığı fırsat bilen nice karanlık ruhlu, hak, hukuk, hat, hudut bilmez mahlûklar geceyi fırsat bilirler şirretliklerini yaymak için. İhdas ettikleri çeşitli şehvet ve fitne tezgâhları ile bir sırtlan iştahıyla zulüm ve cinnet arenasına çevirerek iğfal ederler gecenin masumiyetini. Kirlenmemiş ruhlara çok ağır gelecek olan böylesi bir taşkınlıkla geceyi tüketip sabaha taşınmak isteyenler, kendilerini yağmalamış, ziyan etmiş, bir takım erdemleri ve geceyi tüketirken kendi ömrünü, ruhunu, inanç ve insani değerlerini, sevgi ve umutlarını tüketmiş bir müflis olarak kirletir ruhunu, zamanı ve mekânları. Biliyor musun sevgili yârenim; Âdetâ bir tüketici olarak gelmiştir dünyaya insan, nefesleri, bununla birlikte ömrünü yani ebediyet ile arasındaki mesafeyi tüketmek için seferdedir an be an. Aslında tüketmek, tüketilmek, tükenmek hayatımızın her anını çepeçevre kuşatmış ama çoğu zaman farkına bile varamadığımız bir gerçeğimizdir bizim. Öyle garip bir açmaz ile tutunuyoruz ki hayata sevgili yarenim, tüm hayatımız, yaşama enerjimiz tüketme gücüne sahip olabildiğimiz bir nefese bağlı; Alıp veremesek de sonumuz oluyor, verip alamasak da. Alıp verdikçe de tüketiyoruz ömrümüzü. Yani her halükarda ömür denen sermayeyi hayat denen güzergâhta tüketerek, tükenerek eskirken yenilenmeye/yeni bir doğuşa, inancımızla büyüttüğümüz, rahmi makber olan kutlu bir doğuma doğru yol almaktayız. Hayatın akışı içerisinde bitip tükenmesini istemediğimiz ya da tüketmekten haz ve huzur duyduğumuz birçok şey elde ederiz sevgili yarenim. Ama bilmeyiz ya da bilsek de unutur, unutturuluruz bunların karşılığında ömür sermayemizi, yaşam enerjimizi, kendimizi tükettiğimizi. Biliyor musun sevgili dostum; Adımıza takdir ve teslim edilmiş ama süresi sır olarak saklanmış bir mühletin, fırsatın, ömrün tüketicisiyiz her birimiz. Ebediyet yurdu” diye muştulandığımız bir kutlu mekân ile aramızdaki mesafenin bitmesi için tükenişe doğru ayarlanmış geri sayımını gerçekleştirip dururuz ana rahmimizde başlayan ilk kalp atışımızla birlikte. Huzurlu ya da huzursuz bir şekilde tükettiğimiz her nefes bu geri sayımın tik taklarıdır aslında. Yani tüketici olmak sanıldığı gibi öyle ürpertici bir kavram değildir aslında. Gurbet ile sıla arasındaki yolları tüketmek. Sevgili ile vuslatın arasına giren yılları tüketmek. Altına gizlenmiş olan enerjiye ulaşabilmek için üfleye üfleye külleri tüketmek. İlgi ve iletişim kurabilmek ve sürdürebilmek için sözleri, kelimeleri, dilleri tüketmek. Ama her şeyi kıvamında, deminde, tüm aşırılıklardan uzak itidal halinde tüketmek gerek. Çocukluğumdan hatırlarım; bir yaramazlık yaptığımızda “Ömrümü tükettin” diye feryat ederdi anamız. Eşlerin bile birbirlerinden beklentilerini tam olarak alamadıkları

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.