Elhamdülillah ve’s Salâtu ve’s Selâmu alâ Rasûlillah Allah, ölçüsüz ve dengesiz yaşamayı yasaklar. İhtiyaçlarını helalinden karşılamak, taşkınlık etmemek, gösteriş için saçıp savurmamak gerekir. Kapitalist düzenin, ‘köle gibi çalıştırıp deli gibi harcatma’ düz…
Elhamdülillah ve’s Salâtu ve’s Selâmu alâ Rasûlillah Allah, ölçüsüz ve dengesiz yaşamayı yasaklar. İhtiyaçlarını helalinden karşılamak, taşkınlık etmemek, gösteriş için saçıp savurmamak gerekir. Kapitalist düzenin, ‘köle gibi çalıştırıp deli gibi harcatma’ düzeninin gönüllü kölesi olmaya azmetmiş zavallı insanlık, aldığı maaşla müsrif yaşayamıyorsa kredi çekip, borçlanıp israfın tadını(!) çıkarır olmuştur ve ömrünce borç yükü altında eziliyor, inim inim inliyor. Yine de bir ümidi var, işler düzelecek, maaşlar artacak, ya da nasılsa bir şeyler olacak illa ki para gelecek bir yerlerden! Allah şu kötü huy ve davranışları kınamıştır. Tembellik, cimrilik, saçıp savurmak ve israf. Şeytan bu kötü huy ve davranışları kendi avenesinde bile görmekten hoşlanmazken insanları teşvik eder, her türlü aşağılık meziyeti insanda ve toplumda görmekten hoşlanır. Tasarruf etmek ayıp değildir. Ayıp ve günah olan israf etmektir. Tasarruftan utanmak basit duyguların esiri olmak ve riyakâr yaşamak kişilik sahibi Müslümanlara yakışmaz. Rabbimiz buyuruyor ki: “…Bir de akrabaya hakkını ver, yoksula, yolcuya ver. Batıl yere, saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar, şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.” (İsrâ Sûresi 17/26-27) Asrımızın en büyük insani zaafını: ‘lüks yaşamayı, pahalı eşyalar kullanmayı, kaliteli insan olmakla eşdeğer görmek’ olarak isimlendirebiliriz. İnsan kendi kalitesini artırmak yerine harcamalarını artırıyor, eşyalarının kalitesini artırıyor, saçıp savurup israf ederek, ‘desinler’ havasında yaşıyor. Düşünmeli değil mi ki bu yaptıklarının hepsini toplayınca elde ne kaliteli duygular var, ne kaliteli bir fikir var, ne kaliteli, faydalı bir buluş var, ne kaliteli bir anlayış, kavrayış, seziş var, ne kaliteli yetiştirilmiş bir nesil var hülasa ne de kaliteli bir insan var; yığınla kaliteli mal var. Bu mu insandan beklenen, bu mu insan iyet? Asla! Tüm müsrifçe harcamaları Afrika’daki açlara gönderse o zaman bu adama deli derler; varın siz hesap edin, akıllar ne hale gelmiş. Böyle kafalar, bizi övsün diye uğraşırsak, onlar için gösteriş budalalığı yaparsak bilelim ki kınanacak işler yapmış oluruz. Allah korusun. Ölçülü ve dengeli bir İslami hayatın iktisadi olarak nasıl yaşanması gerektiği hususunda Rabbimizin emir ve nasihatları vardır. Bunlar hayra harcamak, helalden istifade etmek, infak etmek ve israf etmemek olarak özetlenebilir. TÜKETİCİ / YOK EDİCİ DEĞİLİZ Tüketim, kötü bir kavram. Bunu duyunca itlâf etmek gibi, ikna edilmiş vicdanların eylemleri geliyor aklıma yahut Haçlı ve Moğol istilalarını hatırlıyorum; şuursuz hırslar ve vahşice yıkıp, yakıp, yağmalayıp öldürmeler; yani tüketim… Maddeperest batının bilinçaltı ve bilinçüstü, yok etmek ve yok olmak ifadelerini çok sever. Tükettirirken dahi tüketenleri tüketmek niyetindedirler. “Madem geldiniz dünyaya ne bulursanız tüketin zira günün birinde siz de tükenip yok olup gideceksiniz; bir daha mı geleceksiniz dünyaya” haykırışları… Birçok kötülüğü batıya izafe edişimiz kökeni itibariyle olsa da artık dünyanın birçok yerinde kabul görmüşlüğü yönünden ‘şer küresel’dir. Burada şeytanın şerde başarısını kabul etmemiz ve kendi toplumlarımızı da şerli sistemleri ve şerle yaşamayı kabullenme yönünden kınamamız gerekir. Kapitalizm, ‘şeytanın öz oğullarından biri’ olarak vurup kırıp öldürüp işgal edip gaspettiklerini pahalıya satmak için çılgın tüketimi teşvik etmek istidadındadır. Tükenmeden
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.