بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 12 · Mart 2025 · Makale · s. 7

Tüke(t)(m)meye Başladık Tüketim, insanlığın varoluşu ile başlayarak geçmişten günümüze

Turhan Arslan — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
kadar gelen bir olgu olup, hayatları boyunca bu tüketim olgusuyla karşı karşıya kalacaktır. Yaratılan her şey sonludur. İnsanoğlu hayatta kalmak için yemek, içmek, giyinmek ve barınmak zorundadır. Bu fıtri bir ihtiyaçtır. Yaratılanlar içinde en zayıf varlık in…
kadar gelen bir olgu olup, hayatları boyunca bu tüketim olgusuyla karşı karşıya kalacaktır. Yaratılan her şey sonludur. İnsanoğlu hayatta kalmak için yemek, içmek, giyinmek ve barınmak zorundadır. Bu fıtri bir ihtiyaçtır. Yaratılanlar içinde en zayıf varlık insandır. Tam koruma kalkanı olmadan hayatta kalması çok zordur. İlk olarak anneye, dolayısıyla babaya bağımlıdır. Büyüdükçe kendi ihtiyaçlarını görebilmesi için yeteneklerini becerilerini bilgi ve güç kullanarak temin etme yollarını öğrenmek zorundadır. İşte burada kişinin daha ailede kendini içinde bulduğu ortamın yaşam şekli, ihtiyaç kriterini ve harcama (tüketim) tarzını belirlemektedir. Sınırlı ve kısıtlı geliri olan bir ailede yetişen insanın ihtiyaç ve harcama kriteri ile zengin ve varlıklı bir ailede yetişen insanın ihtiyaç ve tüketim kriteri farklı olmaktadır. Yaşam, tarz, imkan, örf ve inançlar ihtiyaç ve tüketim standardını belirler. Tüketim, insanlığın varoluşu ile başlayarak geçmişten günümüze kadar gelen bir olgu olup, hayatları boyunca bu tüketim olgusuyla karşı karşıya kalacaktır. Çünkü insanların yaşamlarını sürdürmeleri için tüketim yapmaya ihtiyaçları vardır. Tüketimin oluşabilmesi için öncelikle ihtiyaçların oluşması gerekir. İhtiyaç ise, yokluk hissinin oluşması ve karşılanmadığı zaman büyük bir acı hissettiren, aynı zamanda karşılandığı takdirde de tatmin hissi sağlayan bir olgudur. Tüketim de tüketiciler, satın alma kararlarını sosyal, psikolojik ve kişisel faktörlerden etkilenerek vermektedirler. Tüketicilerin satın alma kararlarının farklılık göstermesindeki bir başka neden ise demografik özellikleridir. Yani tüketicilerin yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu, aylık geliri, medeni durumu ve mesleği satın alma kararlarında önemli bir etkendir. Tüketicilerin iki tür ihtiyacı oluşur: 1Günlük hayattaki zorunlu ihtiyaçları olan yeme, içme, giyinme ve barınma gibi ihtiyaçlar. 2- Çevrelerinin etkisiyle ortaya çıkan ekstra ihtiyaçlar. Üretilenler tüketilir. Üretilenin tüketilmesinde bir ölçü olmalıdır. Şöyle; Tüketenler neyi nasıl niçin ne kadar tüketeceği bilinci ve hesabıyla tüketim yapmalıdır. Hayvanlar genel olarak ihtiyacı kadar tüketir. Peki insanlar öyle mi? İnsanoğlu irade sahibi varlıklar olduğu halde taşıdığı hırs, ölümsüz olma düşüncesi ve aşırı dünya sevgisi ve bağlılığı, hazzı, kibri, gösteriş duygusu ile tüketmek için hatta daha fazlasını üretmekte ve sınırsız tüketmektedir. İnsanlar tüketim yaparken farklı etkileşim ve faktörlerden etkilenirler ; İnsanlar tüketim yaparken bazıları rasyonel davranır, bazıları kişisel faktörlerden etkilenir, bazıları psikolojik faktörlerden etkilenir, bazıları ekonomik faktörlerden etkilenir, bazıları sosyo-kültürel faktörlerden etkilenirler. Tüm bu faktörler tüketimin amacını, şeklini, nasıllığını ve niceliğini belirler. İşte günümüz dünyasında kapitalist düşünce sahipleri, kapitalizm diye bir sistemi icat ederek, tüketmek için üretmek, ihtiyaç kadar değil ihtiyaçların sınırını olabildiğince çoğaltarak ve genişleterek üretim yapmak, ardından tüketmek üzere kurguladı dünya sistemini. Önce ihtiyaç oluştur sonra üret, daha çok üret ve reklamlarla talep oluştur ve harcat. Peki hep tüketmek harcamak diyoruz da sadece tükettiğimiz harcadığımız para mıdır ? Neleri tüketiyoruz ? -Eşyayı, -Zamanı -Ömrü -Bedeni -Tabiatı -Değerleri Eşya ihtiyaç kadar üretilmeli ve en uygun şekil ve miktarda ihtiyaç kadar tüketilmelidir. Sınırsız üretim gerek- siz harcamayı oluşturur. Buna da israf denilir. İhtiyaçlar, üretim ve tüketim sınırlı olmalıdır. Sınırın aşılması haddin aşılması, çizginin aşılması, hududullahın aşılmasıdır. İnsan, hududu, sınırı olan bir varlıktır. Başıboş ve günümüz liberal anlayıştaki gibi bir özgürlüğe! sahip değildir. Kapitalist sistem tüm tüketim unsurlarını sınırsız üreterek sınırsız tüketmek üzere kurgulanmıştır. Sonunda tükenen insan olsa bile. Zaman en kıymetli şeydir değerdir. İnsan ve tüm canlılar aslında sadece AN’ı yaşar. Dün geçmiştir, yarın gelip gelmeyeceği meçhuldür. Ne geçmişe ne geleceğe müdahale imkanımız gücümüz ve kudretimiz yoktur. O halde biz AN ‘dan sorumluyuz. An’ı nasıl değerlendirmemiz gerekiyorsa öyle kullanmalıyız. An’ın gereğini yapmazsak zaman makinesi dönmeye devam etmekte ve dişlileri arasında her şeyi öğütmektedir. Çarkın nesnesi olarak yok olup gitmemek için kendimizi zamana bırakmadan, iradeli ve kontrollü bir hayat sürmemiz gerekir. Peki zamanın ruhu ve anın gereğini nasıl tespit ederiz. Bunun yolu önce Ben kimim ? Nasıl bir varlığım ? Nereden geldim, nereye gidiyorum ? Beni getiren kim, niye getirdi ? İnsan boşuna mı geldi ? İnsanın bir amacı ve gayesi var mı, olmalı mı ? Bu soruları kendimize sorup cevabını bulmaya başladığımızda insanın sahipsiz olmadığı, bir amaç için bu dünya denen yerde bir güç tarafından yaratılarak gönderildiği ve burada neyi ne zaman nasıl yapacağı ile ilgili adına Rasül (Peygamber) denilen özel insan gönderdiği anlaşılmaktadır. Yeryüzünün geçici bir yer olduğunu, kişinin bedeninin, eşyasının, zamanının, çevresinin, aklının ve tüm değerlerinin bir emanet olduğunu, bunları nerede ve nasıl kullanacağı ile ilgili elçileriyle kılavuz kitap gönderdiğini görecektir. Bu gerekçelerle insan

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.