بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 16 · Temmuz 2025 · ISSN 3023-7688

Dosya: Din ve İdeoloji

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa bilsin ki bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o ahirette ziyan edenlerden olacaktır. (Âl-i İmran:85

۞
Önsöz

Din ve ideoloji

Yayın kurulu adına
Cemil Meriç’e ait “ideolojiler insa- na giydirilmiş deli gömlekleridir” Sözü ile başlayacak olursak hem ideolojiyi hem de dini tanımlama noktasında bir yol belirlemiş oluruz. Kilisenin dogma baskısı, 16. Yüz- yıldan itibaren batıda dine karşı fi- kirlerin, akımların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yani adına ideoloji denilen düşünce sistemleri dinin Al- lah’ın standartlarından çıkarılarak kilisenin çıkarcı kalıpları haline dö- nüştürülmesi sonucu, ezilen batı in- sanının kilise karşıtlığı anlamındaki çıkışlarıdır. Dolayısıyla karşı çıkılan din, Allah’ın dini değildir. Hristiyan- lığın Allah’ın dini olarak kabul edil- mesi sonucu türeyen ideolojilerin, karşıtlık anlayışı, İslam’ın da aynı muhalif anlayışa muhatap olmasına sebep olmuştur. Burada çıkış nokta- sı olarak din karşıtlığı temel esas ol- ması dolayısıyla her karşı çıkılan din aynı potada değerlendirilmek duru- munda kalmıştır. İslam’ın ilk bakışta karşı çıkılma noktası din olmasından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla yozlaş- mış Hristiyanlık yada Yahudilikle aynı potaya konmuştur. İslam batı insanı açısından batı- daki din Hristiyanlığın tahrif edilmiş olması dolayısıyla uğradığı eleştiriler sebebiyle ikinci bir eleştiri noktasına tabi tutulmak gibi bir durumla kar- şılaşmıştır. Bu eleştiri noktası eldeki din Hristiyanlığın kifayetsiz kalı- şı itibarıyla, kıyaslanmak suretiyle eleştiriye tabi tutarak noksan isnadı şeklinde olmuştur. Hatta bu bir bilim dalına dönüşmüş adına oryantalizm denilmiştir. İdeolojiler din karşıtı anlayış sa- hiplerinin, insan hayatının düzen- lenmesi adına, yönetimsel anlamda oluşturdukları düşünce sistemleridir. Allah’ın hayatın anlamı saydığı temel kavram olarak dinin yerine konması dolayısıyla da ideolojiler insanların uydurdukları din olarak kabul edil- melidir. Dolayısıyla ideolojiler in- sanın yönetimsel anlamda tanrılığa öykünmesidir diyebiliriz. 19. asırda tanrı öldü diyebilecek kadar ileri gidebilen anlayış sahiple- ri artık üst insan yaşasın diyebilecek anlayışa, batıda kilisenin insanları sevk ettiği sapkın anlayışın sonucu olarak varmıştır. Adem’in (as) yaratılma sahnesin- de Kerim olan kitapta geçen İblisin kıyamete kadar Allah’tan süre isteye- rek, kendi tabiriyle “Senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım, onların çoğunu şükreden bulamayacaksın” (Araf 16-17) ifadesinde yer alan, in- sanların Allah’ın dini dışında yö- neldikleri şeytani tarafın ürettikleri düşünce sistemleri, bugün ideoloji denilen, din tanımının alternatifi olan sistemlerdir. Yukarıdaki tanımdan yürüyecek olursak, din de Allah’ın yaratmış ol- duğu insanın varlık hikmetini tecelli ettirmek adına, doğru bir biçimde hayatını düzenleyici olarak Allah’ın elçileri vasıtasıyla gönderdiği yaşam- sal sistemin adıdır. İdeoloji tanımının antonie destutt de tracy tarafından 1796 da kullanıl- maya başlanması o vakte kadar bu anlamda ortaya konulan çabaların bir başlık altında toparlanmasına vesile olmuştur. Bu isimlendirme, o vakte kadar yönetimsel anlamdaki din karşıtlığının bir başlık altında değerlendirilmediğini, her düşün- ce sisteminin kendi başına müstakil değerlendirmeye tabi tutulduğunu gösterir. İşin aslı itibarıyla Cemil Meriç’in benzetmesi insanın ortaya koyduğu din karşıtlığının akıl mesabesinden bir değerlendirmesi şeklidir. Al- lah’ın dini adına indirdiği son kitap Kur’an’da sıkça kullandığı “akletme” eyleminin, ideolojileri ortaya koyan- ların her biri tarafından pek başarılı bir şekilde gerçekleştirilemediği ide- olojilerin başarısızlığı dolayısıyla tes- cil edilmiştir. Buda Cemil Meriç’in vasıflamasını doğrulamaktadır. Bu iki tanımın dışında kalan ve insanların bir kısmının benimsediği, adına din denilen sistemleri nereye koyacağız dersek, onu da insanlar eliyle oluşturulmuş, tanrı inkarına dayanmayan ancak insan zihninin ürettiği tanrısal varlıklara itibar eden ve hayata müdahil olan kısmen ide- oloji, kısmen tanrısal sistem olarak tanımlayabiliriz. Bunları iki bölümde değerlen- dirmek mümkündür. Birinci kısım, Allah’ın din olarak indirdiği fakat süreç içinde bir şekilde yozlaştırılmış düşünce sistemleridir. İkinci kısım ise bir ideolog gibi çaba göstermiş birilerinin kısmen Allah’ın dininden alıntılama yaparak oluşturduğu sis- temlerdir. Budizm, Zerdüştlük, Konfüçyizm gibi din ya da düşünce sistemi olarak değerlendirilen düşünce sistemleri her iki guruba örnek olarak konuşu- labilir. Allah’ın dini İslam’ın mensupları- nın süre içinde bu düşünce sistemle- rinden bazı konularda etkileşimi söz konusu olmuştur. Tıpkı, Hristiyanlık ve Yahudilikten bazı konuların İs- Allah’tan süre isteyerek, kendi tabiriyle “Senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım, onların çoğunu şükreden bulamayacaksın” (Araf 16-17) ifadesinde yer alan, insanların Allah’ın dini dışında yöneldikleri şeytani tarafın ürettikleri düşünce sistemleri, bugün ideoloji denilen, din tanımının alternatifi olan sistemlerdir. CELALEDDİN SİPAHİOĞLU 4 lam’a taşınarak oluşturuş, adına İsra- iliyat denilen bilgi birikimi gibi. Geçmişte ulemanın dinin şekil- lenmesinde geçmiş şeriatlerden inti- kalen devam eden bazı hükümlerin varlığının izahı niteliğinde bir başlık olarak değerlendirilen geçmiş şeriat- ların delil olarak değerlendirilmesi konusu, bu meselenin izahıdır. İnsanın ideoloji adı altında ortaya koyduğu çabaların, fıtratın tezahürü olmaktan başka izahı yoktur. İnsanın genlerinde var olan yönetimsel duy- guların Allah tanıma konusunda içi- ne düşülen sapkınlık sonrasında fıtri olanın inkârı anlamında şekillenme- sine ideoloji denilmiştir. Allah yarattığı varlığı içine yer- leştirdiği sisteme uyumlu olabilmesi adına yönetmek için din gerçeğini ortaya koymuştur. İnsan ise yönetil- mek duygusundan azade kalamadığı için kendince ideolojilerle boşluğu doldurmuştur. Fakat yaratanın bü- tün özelliklerini bildiği insanın nasıl yönetileceğine dair bildiklerini bile- meyen insan, yönetime dair ortaya koyduğu çabaların tamamında insa- na elde etmesi gereken mutluluğu temin edememiştir. İnsanın ilk günden itibaren ortaya koyduğu din karşıtlığının temelinde Allah’ın tanımlamasına, belirlemesi- ne rıza göstermeme çabası mevcut- tur. Adem’in isyankar oğlu Kabilden başlayan Allah’ın taksimine isyan süreci, yönetimsel anlamda Allah’ın egemenliğine karşı çıkış anlamı taşır. İlerleyen çağlarda sistematik olarak ifadelendirme adına ortaya konmuş bütün ideolojilerin temel- de oluştuğu anlayış, Allah’ın insana dair belirlediği ve adına din dediği yönetim şekline karşı çıkma ameli- yesidir. Ve gerçekte dünya üzerinde uygulama imkânı bulmuş olan ide- olojilerden hiç birisinin insana kâğıt üzerinde tasarladığı mutlulukları, vadettiği umutları vermesi mümkün olmamıştır. Yanlışlıklarına rağmen ısrarla sa- vunulan ideolojilerin bir zümrenin çıkarlarını temin etme aracı olmak- tan başkaca bir anlamı yoktur. Is- rarla bir ideoloji bütün yanlışlarına rağmen devam ettiriliyorsa, orada din karşıtlığının mevcudiyeti sürdü- rülmek istenmektedir. Bu çabaların altında yatan gerçeklik de çıkarın bu kanaldan temin edilmesidir. İdeolojilerin açmazlarından biri- si, ideolojiyi ortaya koyanların yaşa- dıkları problemler karşısında antitez olarak geliştirdikleri düşünce siste- minde kendi tespitleri kadar konu- yu değerlendirmiş olmalarıdır. Yani ideolojilerin hepsi bir anti tezdir. Te- melde var olan dine alternatif olarak geliştirilmeye çalışılmıştır ama hiç- biri dinin sağladığı manevi dünyayı temin etme gücünde olamamıştır. Bu anlamda ortaya çıkmış ideolojiler, var olanın antitezi olmaktan kurtu- lamaz. Antitez olanların tezlerin ta- mamlayıcısı ya da eleştiricisi olmak- tan kurtulamayacağı da bir gerçektir. Oysa din, yani Allah’ın dini yaratıl- mış varlığın hayat içindeki pozisyo- nunu en doğru belirleyen sistemdir. İdeolojilerin açmazlarından bir diğeri de ilk ortaya konduğu günde son söylenecek sözün bitmiş şekliy- le ortaya konulamamasıdır. İdeolo- jilerin hepsi kervan yolda düzülür deyiminde olduğu gibi sonradan ge- lenler tarafından tamamlanmaya ça- lışılmıştır. Buna rağmen temel ilkeler bazında bütün ideolojiler, başkaları tarafından ikmal edilmeye muhtaç- tır. Oysa Allah’ın dini temel ilkeler itibarıyla ilk vazedildiği günden iti- baren mükemmel bir sistem bütün- lüğüne sahiptir. Sadece hayatın akışı içinde insanın eşyaya dair gelişimi ile alakalı bölüm olan şeriat kısmı ge- lişime açık bırakılmıştır. Sonradan gönderilen peygamberler “zamanın değişimi ile ahkamın değişimi” ilkesi gereği öncekilerden farklı şeriat sahi- bi olmuşlardır. İdeolojilerden bağımsız olarak ortaya konmuş ilahi kaynaklı olma- yan, adına din denilen sistemlerinde yine anti tez olmaktan başka izahları yoktur. Bu sebeple hem ideolojilerin hem de insan tasavvuru olabilecek dinlerin tarihin sayfaları içinde yer alan birer insan beyninin safrası şek- linde değerlendirilmekten başka ça- releri yoktur.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
9 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
9 yazı

İçindekiler

۞