Dayanılmaz Cazibesi Selam ve dua ile sevgili yârenim, özlem ve muhabbet ile yine yürek kapındayım işte.. Yine insan olmanın ağır sorumluluğu ve insanca duygular taşımanın zor yokuşunda yorulan yüreğimin sancılarını alıp yanıma, çaldım kapını. Yalnız olmak, yal…
Dayanılmaz Cazibesi Selam ve dua ile sevgili yârenim, özlem ve muhabbet ile yine yürek kapındayım işte.. Yine insan olmanın ağır sorumluluğu ve insanca duygular taşımanın zor yokuşunda yorulan yüreğimin sancılarını alıp yanıma, çaldım kapını. Yalnız olmak, yalnızlığa düşmek ve yalnız düşünmek zor be dostum; Bazen mecalsiz bırakıyor insanı. Ben de yalnız düşünürken düştüğüm açmazlardan kurtulabilmek umuduyla, yine içimi döküp dertlerimi paylaşabileceğim bir dost kapısı arayışıyla kapında buldum kendimi. Nereden ve nasıl başladı serüvenimiz bir insan olarak ve nerelere geldik, nasıl geldik, ne hâle geldik sorularıyla geldim sana. Bana insanlık ailesinin kadim serüvenini yani beni, seni, onu, bizi anlatır mısın bana sevgili yarenim? “Eyvallah dostum, hoş geldin safalar getirdin, neden olmasın. İnanır mısın ben de anlamaya çalışmaktaydım insanı ve insan olmanın sakıncalarını paylaşacağım bir dost yürek arıyordum desem yalan olmaz. Hiç bir şey değildi bir zamanlar. Varlık kaydında esamesi de okunmuyordu. Bir hiç bile değildi tâ ki yegâne yüce kudret tarafından ibdâ ve inşa edilerek (Bak.Meryem:67) Ruhlar âlemine dâhil edilinceye (Bak.A’raf:172-173)sonra da tasvir edilip, şekil ve suret verilmek suretiyle (Bak.Secde:10) topraktan yaratılıp (Bak.Fatır:11) ilahi bir nefha üflenerek (Bak.Secde:10) kendisine Âdem denilinceye (Bak.Âl-i İmran:59) kadar. Özel bir mekâna yerleştirildi sonra, yediği yedik, içtiği içtik bir şekilde. Yalnızca bir şey esirgendi ondan ya da sakındırıldı o şeye yaklaşmaktan.(Bak. Bakara:35) Tabi ki bir de kibrin doruklarında gezinen biri vardı (Bak.Bakara:34) dışardan onların zaaflarını kollayan. Yaratılışına şahit olmuştu insanın. İsyan etmişti kendisinden üstün kılınmasına ve düşman bellemişti onu yaratıcı iradeye isyanla. (Bak.İsra:61-63) İnsandan bu potansiyel şer odağına yaklaşmaması, yakınlaşmaması, onun vesvese ve ivga şeklindeki öğüt ve tav- İnsandan bu potansiyel şer odağına yaklaşmaması, yakınlaşmaması, onun vesvese ve ivga şeklindeki öğüt ve tavsiyelerine kulak verilmemesi, kanılmaması istendiçünkü o şerli bir varlık olduğunu göstermiş, düşman olduğunu ilan etmişti insan soyuna karşı. siyelerine kulak verilmemesi, kanılmaması istendi (Bak.Fatır:6) çünkü o şerli bir varlık olduğunu göstermiş, düşman olduğunu ilan etmişti insan soyuna karşı.(Bak.İsra:62) İnsan, âh insan! Kendisine sunulan cennetler, içerisinde lütfedilen baş döndürücü nitelikteki enfes nimetlere rağmen nasılda gaflete düşmüş, yüce ve yegâne yaratıcısına (Bak.Fatır:104) karşı bir anlık gaflet ile itaatsizlik ederek küfrân-ı nimette bulunmuş, nefsine ve heveslerine karşı direnme konusunda nasıl da cahillik ve zayıflık göstermişti.(Bak.Taha115). Pusuda bekleyen o sinsi vesveseci de bunu fark etmiş, tam oradan, o zaaflarından yakalayıvermişti avını. Hatasında ısrar etmemesi, oyuna getirilmişlik utancıyla af dilemesi (Bak.A’raf:23) Rahmetine vesile olsa da yüce yaratıcı katında, bir süreliğine dünya sürgünü takdir edilmişti hakkında.(Bak.A’raf:24-25) Sonsuz merhametin membâı yüce yaratıcı heva ve heveslerinden vurgun yemiş bu kullarını her şeye rağmen yine de yalnız bırakmamış, merhamet elini üzerlerinden çekmemiş,(Bak.Enam:12) başıboş bırakmamıştı. (Bak. Kıyame:36) Bu vesile ile hem fıtratlarına nakşetmiş olduğu(Bak.Şems:7-8)takvâ; İnanç, teslimiyet, muhabbet, adalet, edep vb. duygulardan uzaklaşmasınlar hem de fücûr’a kalkışıp, kendileriyle birlikte aynı ortama sürgün yiyen sinsi vesvesecinin tuzağına yeniden düşmesinler diye zaman zaman içlerinden elçiler seçip görevlendirmişti. (Bak.Nisa:165) Onlara, zâtının yeğene yaratıcı, Mâlikül Mülk, Zülcelâl-i vel İkram olan bir ilah, Melik ve Rab olan Allah olduğunu, (Bak.Haşr:22-24) dünya sürgününün bir gün bitip ebediyet yurduna yeniden çağrılıp hesaba çekilecekleri, o güne kadar temiz kalmaları gerektiğini bildirmişti. (Bak.Kıyamet:2) Bu mesajlara inanıp inanmamakta, uyup uymamakta muhayyer olduklarını (Bak.Kehf:29) zorlama olmayacağını (Bak.Bakara:256) bildirmiş ama zerre miktarı da olsa yapacakları her tercihin bir karşılığının olacağı hususunda da bilgi ve nasihatlerde bulunmuştu. (Bak.Zilzal:6-8) O günden bu güne yaratılış gayesinin (Bak.Zariyat:56) ve dünya denilen bu mekânda bulunuşunun sebep ve hikmetlerini unutmayan (Bak.Mülk:2) nice Salih kulları oldu Mevlâ’nın ve kıyamet saatine kadar da olmaya devam edecek inşallah. Sıkılmadın muhabbetimden değil mi sevgili dostum? Sen sordun ben de anlatıyorum.” “Estağfirullah sevgili yârenim anlat lütfen.” “Ama ne var ki tembihlenmiş olmasına rağmen yine de unutmuştu insan, talihsiz bir şekilde avı olduğu sinsi şeytanın düşmanlığı da dâhil olmak üzere öğütlendiği ilâhi kural ve öğütleri. (Bak. Zuhruf:62) Bu unutmuşluk kendi özünü de unutturmuştu ona ve o kibrine yenik düşen (Bak.Bakara:34) efsunkâr ayartıcının ayartıcılığından bir heves taşır oldu içinde hep. (Bak.Nisa:173) Aldanış, savruluş ve felaketine sebep olan o sinsi aldatıcıya imrenip özenircesine düşer oldu kibrinin peşine. (Bak.Nisa:172) Bilvesile aynen onun gibi akıl ve mantığını, gurur ve kibrini tek ölçü kabul edip onun peşinden koşarak Allah(cc)’ın kendilerine hayat tarzı olarak çizmiş olduğu hudut ve sınırlara tuğyan eder oldu kimileri (Bak.Alak:6-8) Nice inanıyormuş gibi yapanlar da dâhil olmak üzere, bunlar hayatı ilgilendiren ekonomik, sosyal, siyasal, bilimsel ve benzeri hayata dair tüm alan-
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.