-Din; arapça deyn kökünden masdar / isimdir. Kur’an’da 92 yerde geçer. Yönetme-yönetilme, itaat, hüküm, tapınma, tevhid, İslâm, şeriat, hudûd, âdet, ceza, hesap, millet manasında kullanılır. Dinlerin Sınıflandırılması. -Din’i kaynağına göre ilahi ve beşeri olm…
-Din; arapça deyn kökünden masdar / isimdir. Kur’an’da 92 yerde geçer. Yönetme-yönetilme, itaat, hüküm, tapınma, tevhid, İslâm, şeriat, hudûd, âdet, ceza, hesap, millet manasında kullanılır. Dinlerin Sınıflandırılması. -Din’i kaynağına göre ilahi ve beşeri olmak üzere 2 ana kategoriye ayırabiliriz. Beşeri olanı da Muharref dinler ve ideolojiler olarak ikiye ayırabiliriz. Aslında son söyleyeceğimi başta söylersem daha anlamlı ve anlaşılır olacaktır. Üç türlü din vardır: 1- Hak din İslam 2- Tahrif edilmiş bozulmuş dinler 3Din karşıtı veya dinden esinlenilerek icat edilmiş uydurulmuş batıl dinler veya ideolojiler. -Kur’anda “Allah katındaki din” (Âl-i İmrân 3/19), “dosdoğru din” (Rûm 30/30), “hak din” (Tevbe 9/33; Feth 48/28; Saf 61/9) tabirleri yer alırken bu son âyetlerde bütün dinlerden, Âl-i İmrân sûresinin 85. âyetinde de İslâm’dan başka dinden söz edildiği, böylece İslâm dışındaki inanç sistemlerine de din denildiği görülür. Buna göre kaynağının ilâhî olması ve orijinalitesini koruması sebebiyle İslâm hak dindir. Diğer dinlerden ilâhî vahye dayanmayanlara “bâtıl dinler”, ilâhî vahye dayanmakla beraber aslî şeklini koruyamamış olanlara da (Hıristiyanlık ve Yahudilik) “muharref dinler” denilmiştir. Uydurulmuş sistemlere ideoloji denir. İslâmî kaynaklarda vahye dayanan dinler için “milel”, bâtıl dinler için “nihal” kelimeleri de kullanılır. -İnsanlar nasıl bir hayat yaşayacağına karar verip tercihini yapmasına göre ya ilahi olan İslamı veya diğer muharref dinleri veya ideolojileri tercih ederler. -İslam literatüründeki din kavramının şöyle guruplandırabiliriz: 1. Ceza (karşılık), mükâfat, hüküm, hesap. Fâtiha (1/4), Nûr (25). Manasında kullanılmıştır. 2. Üstün gelme, hâkimiyet, zelil kılma, zorlama. Nahl (52) 3. İtaat, teslimiyet, hizmet, ibadet. “Allah sizin için din seçti” Bakara (2/132). 4. Âdet, yol, kanun, şeriat, millet, mezhep. “Benim mezhep ve meşrebim budur” manasınadır. 5. Öte yandan Kur’ân-ı Kerîm’de din kelimesi hem ulûhiyyeti hem de ubudiyyeti ifade etmektedir. Buna göre din, Hâlık ve Mâbud olan Allah’a nisbetle “hâkim olma, itaat altına alma, hesaba çekme, ceza-mükâfat verme”; mahlûk ve âbid olan kula nisbetle “boyun eğme, aczini anlama, teslim olma, ibadet etme”dir. Nihayet din bu iki taraf arasındaki münasebeti düzenleyen kanun, nizam ve yoldur. -Bir dinde üç ana vurgu gereklidir. Bunları yerine getiremiyorsa o din eksiktir, yetersizdir, boştur. Tevhid, Nübüvvet ve Mead. Şöyle açabiliriz; 1-Yaratıcı ile irtibatın nasıl olması gerektiği ilkeler sistemi, itikat, inanç ve ibadet, 2-Peygamberler örnekliğinde insanın insanlarla ilişkileri yani adalet, muamelat, hukuk sistemi, 3-İnsanın bulunduğu, yaşadığı ortamı kainatı ve tabiatı yaşanır kılma ve muhafaza etme sistemi. Tüm bunların sonunda hesap verirlilik ödül veya ceza boyutu. Hesap günü gerçeği. -Kur’ân-ı Kerîm’de İslâm dışındaki inanç sistemlerine, hatta müşriklerin inandıklarına bile din denilmektedir. Kâfirûn 109/6). “Sizin dininiz size bizim dinimiz bize.” Karşıdaki batıl din . -Dinin Kaynağı İslâm inancına göre dinin menşei ve yaratıcısı Allah’tır. Tek sahih din İslamdır. Allah’tan gelmiş ve safiyetini koruduğu sürece yürürlükte kalmıştır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamberdir ve kendisine bildirilen din de İslam dinidir. İnsan dinsiz olamaz. Allah’ın varlığı, birliği, zât ve sıfatları açısından O’nun mükemmelliğiyle nübüvvet ve âhiret inancı gibi temel itikadî ana prensipler sabittir. Peygamberlere göre bazı Şeriat –Hukuk sisteminde değişiklikler vardır. Bundan dolayı Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e (SAV) kadar bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri dinin ortak adı İslâm’dır. Ancak tarihin akışı içinde insanlar hak dinden uzaklaşmışlar ve beşerî zaaf neticesinde dinde meydana getirilen tahrif ve dejenerasyon sebebiyle Allah peygamberler göndererek insanları ya önceki nebinin dinini aslî şekliyle devam ettirmiş veya yeni bir şeriatle göndermiştir. İnsan başlangıçta Allah tarafından “en güzel kıvamda” yaratılmıştır. (Tîn 95/4). Hz. Âdem’den itibaren bütün insanlar, Allah tarafından gönderilen tevhid dininin esaslarını kavrayıp benimseyecek ve hayatlarını bu esaslara göre düzenleyecek seviyede zihnî, ruhî ve bedenî kapasiteye sahip kılınmıştır. Dinin Önemi. Yaratılış itibariyle insan Dine muhtaçtır. Din, insanı hem içten hem dıştan kuşatan, onun düşünce ve davranışlarında kendini gösteren bir disiplindir. Kişi tarih boyunca kendisinin insanüstü bağları bulunduğunu, ihtiyaçları için onu aşan bir yüce kudrete yönelmesi gerektiğini düşünmüştür. -İnsanın yüce bir kudrete gönülden bağlanması onun gücüne güç katar; dua, niyaz, iltica insanı ulvîleştirir. Allah sevgisi ve korkusu iki yönden insanın ruhî ilkelliğini giderir, ona kuvvetli bir irade ve sağlam bir karakter kazandırır. Böyle kimselerin içinde yer aldığı toplumlarda fazilet yarışı başlar. Yani “Hayırda yarışın” ilkesi. Din insana hem içgüdülerinin ve madde âleminin esiri olmadığı, hem de sonsuz sınırsız bir özgürlüğe sahip olmadığını verir. Kişi bencil duygularına, canlı ve cansız tabiata değil yalnız her şeyin sahibi olan Allah’a boyun eğecektir. Dinin bu telkini insana gerçek hürriyet ve bağımsızlığını kazandırır. Allah’ın kulu ve kölesi olanlar, insanların ve sistemlerin kulu ve kölesi olmazlar. -Din, fertleri mukaddes duygu, ortak şuur ve vicdan etrafında birleştiren bir güçtür. Toplumları yüceltir ve geliştirir. İnsan sınırlı varlıktır ve öyle olmalıdır. Adeta içimizdeki rehberdir, polistir, frendir. Din hakim olmazsa ahlâkî ve hukukî suçlar artar ve ahlâk için yaptırım gücü kalmaz. -Dindeki âhiret inancı, uhrevî sorumluluk şuuru verir, ahlâkî gelişime katkıda bulunur, ölüm korkusunun insan psikolojisi üzerindeki olumsuz etkisini önler. Âhiret inancı, insanın içindeki ebediyet duygusuna cevap verir. Bu dünyanın geçici ve bir imtihan mahalli olduğunu hatırlatır. -İSLAM : Allah tarafından tespit edilip mukaddes kitabında zikredilen tek din İslâm’dır. (Âl-i İmrân 3/19, 85; Mâide 5/3; En‘âm 6/125; Zümer 39/22; Saf 61/7; Hucurât 49/17; Tevbe 9/74). -Günümüzde yaşayan dinlerin isimleri, genellikle kutsal kitaplarda yer
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.