بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 16 · Temmuz 2025 · Makale · s. 26

Hangi Yollardan Geçeceğiz?

Mustafa İbakorkmaz — Grafik Tasarım

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
buyurmuştur: “Muhakkak siz, önceki ümmetlerin yolunu (âdetlerini) karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girmiş olsalar siz de onları takip edeceksiniz.” (Buhârî, İ’tisâm, 14) Hicri takvimin 1447. Yılına girdik. Böylece…
buyurmuştur: “Muhakkak siz, önceki ümmetlerin yolunu (âdetlerini) karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girmiş olsalar siz de onları takip edeceksiniz.” (Buhârî, İ’tisâm, 14) Hicri takvimin 1447. Yılına girdik. Böylece Risaletin üzerinden 1500 yılı aşkın bir süre geçmiş oluyor. Bu zaman zarfında ümmetin içerisinde, birçok görüş ayrılığı yaşandı. Bu görüş ayrılıkları kimi zaman kan dökülen savaşlara, kimi dönemlerde mihne hadiselerine yol açtı. Kimi zamanlarda topluluklar halinde ayrışmalara yol açtı. İtikadi ve siyasi mezheplere bölündük. Bazı görüşler tarihte kaldı, kitaplarda yer aldı. Kimi olayların etkisini halen yaşıyoruz. Özellikle mezhepçilik bağlamında, başta sünni şii çatışması olmak üzere… Tarihteki ortaya çıkış sebepleri çoktan unutulmuş olsa bile, mezhepler arası çatışma taassup düzeyinde halen yaşamaya devam ediyor. Aradan geçen binbeşyüz yıl içerisinde eğrisiyle doğrusuyla geniş bir müktesebat oluşturmuş durumda. Bu zaman zarfında oluşan ilimler ve her bir ilmin kendi içerisinde ortaya konan eserlerin tam bir listesini oluşturmak imkansız. Bu kadar çok birikime sahibiz. Bununla birlikte günümüze özgü bir çok sebep ve şart yüzünden bu birikme bağımız büyük ölçüde kopuk. Üstelik dini güncel olarak yaşamak zorundayız. Çağın şartları ve dinin durumu arasında oluşan çelişkili durum dini yeniden anlamaya, mevcut bilgilerimizi gözden geçirmeye yönlendiriyor. Son iki yüz yılımızın en belirgin çabalarından biri bu olmalı. Dini çıkış kaynaklarına, yani Kur’an ve Sünnet’e uygun şekilde anlama çabası. Bu durumda ise ortaya çıkan sonuç eski tartışmaların yeniden açılmasıyla birlikte tartışılması ve çözümlenmesi gereken yeni tartışma konularını da gündemimize taşıyor. İdeoloji ve din İdeoloji ve din, insan topluluklarının düşünsel ve sosyal yapısını şekillendiren iki önemli kavram. Her ikisi de bireylerin ve toplulukların dünya görüşlerini, değerlerini ve davranışlarını belirlemede kritik bir rol oynar. Ancak, bu iki kavram bazen birbirini tamamlayıcı bir şekilde işlev görürken, çoğu zaman çatışma ve ayrışma noktası. İdeoloji, genellikle politik, ekonomik veya sosyal bir sistemin temelini oluşturan inançlar ve değerler bütünü olarak tanımlanır. İdeolojiler, bireylerin toplumsal düzeni nasıl algıladıklarını ve bu düzeni nasıl değiştirmek istediklerini belirler. Bu tanım üzerinden bakıldığında aslında dinin ideoloji kavramıyla örtüşen bir yanı olduğu görülür. Öte yandan kimi ideolojiler de tanımdaki ortak paydalar üzerinden dinin yerini ikame eder. Çünkü modern anlamdaki hemen hemen tüm ideolojiler dini insanın varoluş sorunlarına yönelik mitolojiyle ilgili bir arayış olarak görür. Ya da ahlaki normlara indirger. Böylelikle dini, dünya görüşü oluşturma, toplumsal düzen, yasa, ekonomi, siyaset, sosyal sistem gibi diğer alanların dışına iter ve dışarda tutmaya çalışır. İdeolojik tutumun bu davranışına itiraz eden dini bakış, güncel hayatta yeniden yerini alabilmek için kendini ideolojilerle ilişkilendirerek hayata tutunmaya çalışır. Kapitalist İslam, Antikapitalist İslam, Modernist İslam, Sosyalist İslam, Anarşist İslam, Kalvinist İslam ve benzeri terkiplerde yapılmaya çalışılan şey aslında din ve çağdaş ideolojiler arasında ilişki kurmaktır. Rububiyet/iktidar ve uluhiyet/otorite meselesi Dinin ve ideolojinin ortak meselelerinden biri de iktidar ve otorite konusudur. Çünkü bu konu tamamen kişinin inançlarını/dünya görüşünü, toplumların siyasal yaşantısını belirleyen en temel konudur. Tanımların benzerliği, kavramların benzerliğini gösteriyorsa aynı şey olmasalar da aralarında ilişki kurmamızı sağlar. Yukarıda belirttiğim terkiplerin ortaya çıkmasındaki en önemli sebep olsa gerek. Ama benzerlik kurarak düşünmenin, güncelliği yakalamaya çalışan sığ bir taklit olmasını önlemenin bir yolu olmalı. Bu da böylesi bir işleyişin arka planındaki daha temel sebepleri tespit etmek olabilir. Ancak böylelikle kavramların arasındaki küçük farkları göz önünde bulundurmak koşuluyla daha geniş düşünebiliriz. Bu açıdan bakıldığında din ve ideoloji arasındaki temel meselelerden birinin; iktidar ve rububiyet kavramları arasında bir benzerlik olduğunu söyleyebiliriz. İktidar, “Genel anlamda bir bireyin yahut bireyler topluluğunun kendi istekleri doğrultusunda, rızaları olup olmadığına bakmaksızın diğer insanların davranışlarını etkileyebilme, yönlendirebilme veya denetleyebilmesi; toplumu yönetme, yönlendirme gücü, bu gücü elinde bulunduran otorite, ilişki veya organ anlamına gelir. Ayrıca iktidarın, başkalarının davranışlarını kontrol edebilme, herhangi bir ilişkide itaat üretebilme kapasitesi anlamları da vardır.”1 Rab; Kur’an-ı Kerîm’de; terbiye eden-geliştiren, kefil-koruyucu, boyun eğilmeye lâyık varlık, sahip ve efendi anlamlarında kullanılır. "Efendi" veya "kral" (Malik) anlamına da gelen bir kelimedir. Bir diğer anlamı da öğretmen veya ustadır. Rab kelimesinden türeyen diğer kelimeler ise terbiye, mürebbi ve mürebbiye (terbiyeci, eğitimci) gibi kelimelerdir. Peygamberlerin tevhid daveti, Allah’ın rububiyetine dair mahiyeti nedeniyle, firavunlar, nemrutlar ve krallar tarafından kendi iktidarlarına yönelik bir tehdit olarak algılanmıştır. “Alemlerin rabbi olan bir Allah’a iman etmek sadece kalbi değil toplumsal düzlemin her kademesini etkileyen bir değişimi gerektirmektedir. Zira peygamberlerin bu çağrısına muhatap olan toplumlarda, geçmişi çağlar boyunca geriye giden sosyal, ekonomik, hukuki ve politik anlamda yerleşik bir 1) https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/ iktidar

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.