بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 16 · Temmuz 2025 · Makale · s. 14

Kapitalizmden Komünizme, Sosyalizmden Kemalizme, Faşizmden

Vedat Önal — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
İnsanlığa Giydirilen Deli Gömlekleri: İdeolojiler “Kapitalizm ve Komünizm” girdabının insanlığı nasıl yakın zamanlara kadar sardığını düşündüğümüzde ve bundan sonraki dünyayı da yine bu ideolojilerin her ne kadar isimlerini zikretmeseler de bu veya buna benzer…
İnsanlığa Giydirilen Deli Gömlekleri: İdeolojiler “Kapitalizm ve Komünizm” girdabının insanlığı nasıl yakın zamanlara kadar sardığını düşündüğümüzde ve bundan sonraki dünyayı da yine bu ideolojilerin her ne kadar isimlerini zikretmeseler de bu veya buna benzer düşünce akımları ile sarmayı planladıklarını anladığımızda aslında insanlığı bekleyen tehlikenin farkına varabiliriz. Cemil Meriç’in “idrakimize giydirilen deli gömlekleri” diye ifade ettiği ideolojiler 200 yıldır insanlığın üzerine bir karabasan gibi çökmüş durumda. Nedir bunlar peki; 19. Yüzyılda “nev zuhur” bir düşünce olarak ortaya çıkan Aydınlanma Felsefesinin gayri meşru çocukları “İdeolojiler”. İnsanlığın mahşeri vicdanından gelen ve binlerce yıllık Peygamberi gelenekten beslenen duygularından ortaya çıkan yaratıcı fikrini kısaca “Allah” zikrini zihinlerden çıkardıktan sonra yerine neyi koyacağız diye düşünüp bir kısmını gerçekten işkembelerinden uydurdukları, insanların gündelik hayatı ile yakından uzaktan alakası olmayan gerçekten deli gömlekleri “İdeolojiler”. Belki bu yazının başında “ideoloji” kelimesinin ne anlama geldiğini, kökenlerini, ne zaman kullanılmaya başlandığını falan aktarmak gerektiğini düşünebilirsiniz. Bana göre bütün bu ayrıntılara gerek yok. Sadece üstad Cemil Meriç’in yukardaki ifadesini esas alalım neyin ne olduğunu kavramamıza yetecektir. İnsanlık idrakine giydirilen deli gömlekleri olarak tarif edildiğinde ve ne amaç uğruna kullanıldığı noktasına odaklanıldığında daha net anlaşılan büyük bölümü ruh hastası 19. yüzyılın enteresan tipleri tarafından ortaya atılan güya düşünce fakat her birinin farklı amaçlar doğrultusunda ortaya konduğu düşünce kırıntıları. Aslında ideolojiler insanlık için yepyeni bir din tasarlıyorlardı. Bir Müslüman olarak bütün bunların “Kafirun” suresinde yerini bulan ve kendisine bir ilah arama peşinde olan veya insanın bizzat kendisini ilahlaştırmaya yönelik çalışmalar olduğunu da söylemek istiyorum. Kafirun suresinin sonunda söylendiği gibi bütün bu ideo- lojilere karşı tavrımız “Lekum dinikum veliyedin” tavrı olmalıdır bunu da asla unutmamamız gerekiyor. Bu beşeri ideolojilerin en babalarından ikisi olan “Kapitalizm ve Komünizm” girdabının insanlığı nasıl yakın zamanlara kadar sardığını düşündüğümüzde ve bundan sonraki dünyayı da yine bu ideolojilerin her ne kadar isimlerini zikretmeseler de bu veya buna benzer düşünce akımları ile sarmayı planladıklarını anladığımızda aslında insanlığı bekleyen tehlikenin farkına varabiliriz. Ne yazık ki, yeryüzünde milyonlar değil milyarlarca insan bu ideolojilerin öyle ya da böyle kıskacına alınmış vaziyette, hayatlarından memnun nasıl bir cenderenin içinde olduklarından habersiz yaşayıp gidiyorlar. Bu ideolojilerin çıkış yeri olarak bildiğimiz Avrupa coğrafyasına baktığımızda bu düşüncelerin altında yatan en önemli sebeplerden birisinin, Avrupalıların yani batılıların emperyalizm yağmacılığına kılıf arama çabası olduğunu görüyoruz. 19. ve 20. yüzyılda büyük sermaye sahibi sömürgeci ve emperyalistlerin ideolojisi olarak ortaya çıkan kapitalizm ve güya buna tepki olarak ortaya atılan komünizmi veya sosyalizmi düşündüğümüzde durumu daha iyi anlayabiliriz. Uzun yıllar devam eden mücadeleler sonucunda Komünist devrim İngiltere’de beklenirken ne hikmetse bu devrim Rusya’da gerçekleşmiş ve bu Rus İmparatorluğunun sonunu getirmiştir. Aynı devrimin bir benzeri de bizde Osmanlı topraklarında da uygulanmıştı. Devlet-i Aliyye’nin son hükümdarı olarak kabul edebileceğimiz II. Abdulhamit Han bir devrimle tahtından indirildikten sonra yerine geçen tıpkı Rusya’daki “Bolşevikler” gibi “İttihatçılarda” imparatorluğun sonunu getirmişlerdi. Bu iki imparatorluğun tarihten silinmesi bu ideolojiler için gerçekten büyük önem taşıyordu. Osmanlı bu ideolojiler sayesinde dünyaya verilmesi düşünülen dizaynın önündeki en büyük engeldi. Rusya ise yine kurulması düşünülen ulus devletler sistemine uymuyordu. Bu yüzden öncelikli olarak bu iki devleti ortadan kaldırmak için dünya kapitalistleri bir başka deyişle dünyanın Yahudi sermayedarları bir araya gelerek türlü oyunlar ve entrikalar çevirdiler. Bütün bu oyunları bu iki devletin son 100 yıllık tarihine baktığınızda daha iyi anlarsınız. Her iki devletin resmi tarihlerini bir kenara bırakarak, dünyayı dizayn eden ve 20. Yüzyıl dengelerini ortaya atanların yazdıklarından, arşivlerinden okuduğunuzda bambaşka bir tarihin olduğunu görürsünüz. Birinde Rus imparatoru tüm sülalesi ile birlikte canice ortadan kaldırılırken, bizde de Osmanlı hanedanı bir gece yaşlısı, genci, çoluğu çocuğu kendilerine hiç bilmedikleri Avrupa coğrafyasında bulmuşlardı. Uzun yıllar dedelerinin adaletle yönettiği topraklara geri dönme şansı bulamadılar. Ve hala daha cumhuriyeti kuran kadroların torunlarında ve onlardan beslenen nesillerde maalesef Osmanlı düşmanlığı aynen devam ediyor. Bu belki de başka bir yazının konusu. Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim. 600 yıl dünyaya nizam veren dedelerine hala düşman olmaya devam eden bir nesil bizden başka kimsede yoktur. Bazılarını anlayabiliyorum. Çünkü onların dedeleri asla bu toprakların asli unsuru olmadılar. Kimisi Sabatayist, kimisi Mason, kimisi darbeci ve cuntacı babalarının izinden gitmeyi

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.