بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 16 · Temmuz 2025 · Makale · s. 3

Din ve ideoloji Allah’tan süre isteyerek, kendi tabiriyle

Celaleddin Sipahioğlu — Genel Yayın Yönetmeni

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
“Senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım, onların çoğunu şükreden bulamayacaksın” (Araf 16-17) ifadesinde yer alan, insanların Allah’ın dini dışında yöneldikleri şeytani tarafın ürettikleri düşünce sistemleri, bugün ideoloji denilen, din tanımının alternatifi …
“Senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım, onların çoğunu şükreden bulamayacaksın” (Araf 16-17) ifadesinde yer alan, insanların Allah’ın dini dışında yöneldikleri şeytani tarafın ürettikleri düşünce sistemleri, bugün ideoloji denilen, din tanımının alternatifi olan sistemlerdir. Cemil Meriç’e ait “ideolojiler insana giydirilmiş deli gömlekleridir” Sözü ile başlayacak olursak hem ideolojiyi hem de dini tanımlama noktasında bir yol belirlemiş oluruz. Kilisenin dogma baskısı, 16. Yüzyıldan itibaren batıda dine karşı fikirlerin, akımların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yani adına ideoloji denilen düşünce sistemleri dinin Allah’ın standartlarından çıkarılarak kilisenin çıkarcı kalıpları haline dönüştürülmesi sonucu, ezilen batı insanının kilise karşıtlığı anlamındaki çıkışlarıdır. Dolayısıyla karşı çıkılan din, Allah’ın dini değildir. Hristiyanlığın Allah’ın dini olarak kabul edilmesi sonucu türeyen ideolojilerin, karşıtlık anlayışı, İslam’ın da aynı muhalif anlayışa muhatap olmasına sebep olmuştur. Burada çıkış noktası olarak din karşıtlığı temel esas olması dolayısıyla her karşı çıkılan din aynı potada değerlendirilmek durumunda kalmıştır. İslam’ın ilk bakışta karşı çıkılma noktası din olmasından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla yozlaşmış Hristiyanlık yada Yahudilikle aynı potaya konmuştur. İslam batı insanı açısından batıdaki din Hristiyanlığın tahrif edilmiş olması dolayısıyla uğradığı eleştiriler sebebiyle ikinci bir eleştiri noktasına tabi tutulmak gibi bir durumla karşılaşmıştır. Bu eleştiri noktası eldeki din Hristiyanlığın kifayetsiz kalışı itibarıyla, kıyaslanmak suretiyle eleştiriye tabi tutarak noksan isnadı şeklinde olmuştur. Hatta bu bir bilim dalına dönüşmüş adına oryantalizm denilmiştir. İdeolojiler din karşıtı anlayış sahiplerinin, insan hayatının düzenlenmesi adına, yönetimsel anlamda oluşturdukları düşünce sistemleridir. Allah’ın hayatın anlamı saydığı temel kavram olarak dinin yerine konması dolayısıyla da ideolojiler insanların uydurdukları din olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla ideolojiler insanın yönetimsel anlamda tanrılığa öykünmesidir diyebiliriz. 19. asırda tanrı öldü diyebilecek kadar ileri gidebilen anlayış sahipleri artık üst insan yaşasın diyebilecek anlayışa, batıda kilisenin insanları sevk ettiği sapkın anlayışın sonucu olarak varmıştır. Adem’in (as) yaratılma sahnesinde Kerim olan kitapta geçen İblisin kıyamete kadar Allah’tan süre isteyerek, kendi tabiriyle “Senin dosdoğru yolun üzerine oturacağım, onların çoğunu şükreden bulamayacaksın” (Araf 16-17) ifadesinde yer alan, insanların Allah’ın dini dışında yöneldikleri şeytani tarafın ürettikleri düşünce sistemleri, bugün ideoloji denilen, din tanımının alternatifi olan sistemlerdir. Yukarıdaki tanımdan yürüyecek olursak, din de Allah’ın yaratmış olduğu insanın varlık hikmetini tecelli ettirmek adına, doğru bir biçimde hayatını düzenleyici olarak Allah’ın elçileri vasıtasıyla gönderdiği yaşamsal sistemin adıdır. İdeoloji tanımının antonie destutt de tracy tarafından 1796 da kullanılmaya başlanması o vakte kadar bu anlamda ortaya konulan çabaların bir başlık altında toparlanmasına vesile olmuştur. Bu isimlendirme, o vakte kadar yönetimsel anlamdaki din karşıtlığının bir başlık altında değerlendirilmediğini, her düşünce sisteminin kendi başına müstakil değerlendirmeye tabi tutulduğunu gösterir. İşin aslı itibarıyla Cemil Meriç’in benzetmesi insanın ortaya koyduğu din karşıtlığının akıl mesabesinden bir değerlendirmesi şeklidir. Allah’ın dini adına indirdiği son kitap Kur’an’da sıkça kullandığı “akletme” eyleminin, ideolojileri ortaya koyanların her biri tarafından pek başarılı bir şekilde gerçekleştirilemediği ideolojilerin başarısızlığı dolayısıyla tescil edilmiştir. Buda Cemil Meriç’in vasıflamasını doğrulamaktadır. Bu iki tanımın dışında kalan ve insanların bir kısmının benimsediği, adına din denilen sistemleri nereye koyacağız dersek, onu da insanlar eliyle oluşturulmuş, tanrı inkarına dayanmayan ancak insan zihninin ürettiği tanrısal varlıklara itibar eden ve hayata müdahil olan kısmen ideoloji, kısmen tanrısal sistem olarak tanımlayabiliriz. Bunları iki bölümde değerlendirmek mümkündür. Birinci kısım, Allah’ın din olarak indirdiği fakat süreç içinde bir şekilde yozlaştırılmış düşünce sistemleridir. İkinci kısım ise bir ideolog gibi çaba göstermiş birilerinin kısmen Allah’ın dininden alıntılama yaparak oluşturduğu sistemlerdir. Budizm, Zerdüştlük, Konfüçyizm gibi din ya da düşünce sistemi olarak değerlendirilen düşünce sistemleri her iki guruba örnek olarak konuşulabilir. Allah’ın dini İslam’ın mensuplarının süre içinde bu düşünce sistemlerinden bazı konularda etkileşimi söz konusu olmuştur. Tıpkı, Hristiyanlık ve Yahudilikten bazı konuların İs-

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.