“Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu iyi bilin ki; Allah’ın yardımı ve
Rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır.”
Al-i İmran: 157
۞
Önsöz
Madem Ölüm Tek Bir Defa Gelecek
Yayın kurulu adına
O da neden Allah için olmasın.
Kendine biçilen hayat kaftanı içine sığmayan, ruhu
volkanlar gibi kaynayan bir mümini Azrail, elinde
şehadet şerbeti denilen kutsanmış içecekle
beraber, şehadet nuruna bürünmüş bir
halde Rabbine kavuşturur.
Yaratılış gayesine ermiş
ruhların, kontak noktası, her
hayırlı işe, Rahman Rahim
Allah’ın adıyla başlamaktır.
Hz. Nuh tecellisidirler,
onlar, duruşları da yürü-
yüşleri de Allah’ın adıyla-
dır.
Ne yana baksalar Rab-
lerini temaşa etmekten baş-
ka bir hal yaşamayan şehit-
ler, kendilerine bakıldığında
Allah’ın hatırlandığı kimselerdir.
İki günü birbirine denk olanın
ziyanda olduğu dünyada, ömrünün her
karesini kaçla çarparsa Rabbi için ziyadeleş-
tirebileceği hesabındadır onlar.
Kafirlerden korkma, benden kork, emri şerifi,
şehitlerin hayatında cisim bulmuştur sanki. Allah’ın
düşmanları onların heybetlerinden korkarlar.
Cihadın efdalinin zalimlere karşı verilen en bariz
örnekleridir onlar.
Ve bir gün süratle akan ırmak misali hayat onları
şehadetin kıyısına getirir. Çünkü bunca emeğin, çaba-
nın Rabbül alemin tarafından bir şekilde taçlandırıl-
ması gerekmektedir.
Her mümin, her namazın, her rekatında
İhdinassıratalmüstakim, sıratallezine enamte
aleyhim
Dediğinde şehit, peygamberlerle beraber yoluna
talip olunan ve Allah’ın yolunu mübarek kıldığı bir
insandır. Namaz eda edenin, tilaveti esnasında şe-
hitler, yolunda olmanın yeğlendiği bir niyazın şerefli
anılışında yer alırlar.
O, hayatın hengameli akışı içinde ticaretlerin
en güzelinin yapıldığı son durak şehadet pazarında
alışverişin en güzelini yapmış vaziyette canını Allaha
cennet pahası olarak verir ve insanlığın en bahtiyar
olanlarının kervanına katılarak, tüm müminlerin na-
mazlarında yolunu yol bellediklerinden olur.
İnsanların ölümüne heveslendiği mübarek insan-
lardır şehitler. Bedirde Rabbinin yoluna alışverişin en
güzeliyle canını koyanların Kitabı kerimde Rabbimiz
tarafından övülmesiyle beraber toplumsal hayatın et-
kileyici unsuru, şehitlerden olmak için insanlar
Uhud da sıraya dizilmişlerdi.
Amr ibn cemuh yaşlı ve aya-
ğı aksak olduğu halde Uhuda
katılmak istedi, oğulları engel
olmaya çalıştılar, ama onun
şehadet özleminin önüne
geçemediler ve Uhud onun
şehadetine tanıklık etti.
Çölden gelerek müslü-
man olan bedevi de öyle,
şehadet özlemi ile yanıp tu-
tuşuyordu. Bir savaş sonra-
sında elde edilen ganimetten
kendisine ayrılan payı gönde-
ren Resulullah’a ben bunun için
Müslüman olmadım deyip boğazını
göstererek tam şuaradan okla vurulup
şehit olmak için Müslüman oldum dedi ve
ganimetleri geri verdi.
Hemen akabinde bir savaşta meydanda boğazın-
dan vurularak şehid oldu. Onun cenazesini Resulul-
lah’a getirdiklerinde “bu o mu?” dedi “evet” dediler.
O Allaha verdiği sözü tuttu, Allah ta onun muradını
verdi buyurdu.
Bugün şehadet dünyanın gözlerinin içine sokulan
bir ilahi gerçekliktir.
Gazze’de, Filistin’de, Kudüs’te müminler Allah’la
yapmış oldukları ticaretlerinden dolayı bütün bir
insanlığın bayrağı haline gelmiştir. Dünyanın dört bir
yanında İsrail protestolarında meydanlarda Hristi-
yan’ı, Müslümanı bütün insanların elinde sallanan
Filistin bayrakları bunun resmidir.
Tarihin derinliklerinde var olmuş hala ümmet
arasında yaşayan şehitler nasıl ki ümmetin bilincini
ayakta tutmakta ise, şeyh Ahmed Yasinler, İsmail Ha-
niyeler aynı bayrağı devralmış çağdaş şahitlerdir.
Müslümanlar Rabbi katında kutsanmış bir ölümle
ölmeyi yeğleyecek iman safiyetine sahip olanlardır. Ve
şiarları hep
Madem ölüm tek bir defa gelecek
Oda neden Allah için olmasın olmuştur.