بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 32  ·  Kasım 2026

ünsiyet.

32
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Kasım 2026 — Dosya: Cihad Ve Mücadele
۞
Sayı 32 · Kasım 2026 · ISSN 3023-7688

Dosya: Cihad Ve Mücadele

“Mü’minler ancak o zâtlardır ki, Allah’a ve O’nun Peygamberine imân etmişlerdir, sonra bir şüpheye düşmemişler ve mallarıyla ve nefisleriyle Allah yolunda mücâhedede bulunmuşlardır. İşte sâdık olanlar da onların tâ kendileridir.” (Hucurat, 15)

۞
Önsöz

Cihat Köfte Salonu

Yayın kurulu adına
Demokles’in kılıcı gibi gelen iktidarların tepesinde İslam karşıtı ve sahip edasıyla akbaba gibi dikilen bir yapı, gelen sağ iktidarları hepten İslami konularda esaret psikolojisi altında tuttu. 4 bulabildikleri kadarıyla halkın seçmiş olması gerçeğiyle kısmen örtüşen işler yapabildiler. Nihayet yetmişli yıllardan itibaren İslam açıktan savunulan hale milli görüş kelimesi kılıf yapılarak ge- lebildi. Bu dönemden itibaren İslami denilen kitaplar piyasada çoğalmaya ve İslami kavramlar halk tarafından savu- nulabilmeye başlandı. Dönem itibarıyla yitirilmiş değer- lerin yeniden bulunması psikolojisiyle ve hangisinin nasıl anlaşılacağı ve nasıl kullanılacağına dair bilgi yeterliliğine sahip olamayan Müslümanlar, kelime- leri kavramları oraya buraya ekleyerek mal bulmuş mağribi gibi kasabın yağı- nı üstüne başına sürme tavrını sergile- di. Cihat köfte salonu, Hicret Mobilya vs. bu dönemim meşhur yaklaşımla- rıdır. Artık bizim kavramlarımız geri dönmekteydi ve piyasada nerede nasıl kullanacağımıza dair yeterli bilgi yok- tu ama olsun, biz kelimelerimizi ve kavramlarımızı istediğimiz gibi oraya buraya eklemleyebilirdik. Uzun zaman kavuşamamanın ve ayrı kalmanın acı- sını böylece çıkarmış olurduk. Nihayet bu süreç, gelişen imkânla- rın kısıtlılığıyla doğru orantılı biçim- de, aynı zamanda yeni öğrenmelerin de başlangıç süreci oldu. İnsanlar, dönemin şartlarının ve konjonktürün izin verdiği ölçüde kavramları anlama, açıklama ve geliştirme çabası içine gir- diler. En yumuşak anlamından en sert anlamına kadar bu kavramları, içinde bulundukları yapıların öğretileri ve kendilerine sunduğu bakış açıları doğ- rultusunda anlamaya çalıştılar. Toplumun her kesiminden İslam’a meylini artıranlar toplumdaki yerle- rinin kendilerine verdiği sosyal pozis- yonla kelimelere ve kavramlara anlam- lar yükleyerek anlayışlarını kendilerine göre İslamileştirmiş oldular. Bu demde laik demokratik rejimle hayatlarını idame ettirme anlamında ekonomik angajmanları bulunanlar, cihat kelimesinin anlamını mücadele yaklaşımı içinde ele alırken; karşı olma hâlini kontrolsüz biçimde en uçlarda anlamaya eğilimli olanlar ise kelimeyi savaş şeklinde tercüme edip yorumla- yarak ona birbirinden farklı elbiseler giydirdiler. 2000’li yıllardan itibaren kavramsal anlayışlar ve bu alandaki gelişmeler ya- vaş yavaş yerine oturmaya başlamakla beraber, kişilerin kavramları statükoya bakış açılarına göre şekillendirdikleri- ni görüyoruz. Mesela laik demokratik devletin maaşlı kadrolarında yer alan- ların, kavramları daha ılımlı mevcut yapı ile çatışmasız bir biçimde ve ken- dilerini doğrudan ilzam ettirmeyecek şekilde ele aldıklarına şahit oluyoruz. Bu kişiler, mevcut yönetim anlayışıyla çatışmaya girmeyen, daha çok uzlaş- mayı öne çıkaran bir değerlendirme tarzını tercih etmektedirler. Bu yak- laşımın sahipleri savaş ve çatışma ke- limelerinden mümkün olduğunca ka- çınarak, konuyu en uç noktada dahi mücadele kelimesinin daha ılımlı ze- mini üzerinden açıklamaya çalışmış- lardır. Bu gelinen noktada stratejilerin ve toplumsal gerçekliklerinde konuyu an- lama ve izah sadedinde önemli olduğu da anlaşılmış vaziyettedir. İlk planda kavramları nereye koyacağını bilmek- sizin köfteci salonuna yakıştıran zihni- yet artık eğitilmiş ve kavramın derin- liklerini anlamış vaziyettedir. Toplumsal sürecin sayısal çoğunlu- ğa ulaştığı, yani cemaatleşmenin baş- ladığı dönemde Allah, çatışmasız bir yaklaşımla tebliğin esas olduğunu be- yan etmiştir. Cemaatin varlığını ortaya koyduğu sonraki aşamada ise konuyu anlatma sorumluluğunu üstlenenler, yapıya kasteden ve onu yok etmeye çalışanlara karşı öncelikle savunma ya- pılmasını tavsiye etmişlerdir. İlahi kelam; sürecin gelişmesi ve İslami devletin otoritesi güçlendiği zamanlarda taarruza izin verilmiştir. Nihayet İslami devletin siyasal otorite- sinin kurulmasının Mekke’nin fethin- den geçtiği gerçeği açıkça ortaya çıkın- ca, Mekke’nin fethi cihadın elzem şartı hâline gelmiştir. Aklı başında konuları değerlendi- renler, cihad kelimesiyle ilgili yakla- şımlarını konunun anlaşılması bakı- mından ve sürecin sağlıklı biçimde bu şekilde yürütülebileceğini savunmuş- lardır. Mücahitlikten müteahhitliğe süreci Gel zaman git zaman 70 li yıllar itibarıyla gelinen süreçte, toplumun gerçekliklerine tezat teşkil eden kuru- cu zihniyetin mensupları % 25 lik bir oy oranına demir atmış vaziyette siyasi hayat akıp giderken sağ cenahın parça- lı bulutlu görünüm veren değişik ideo- lojilerden etkilenmiş kitlelerinin siyasi arenada temsil süreci başladı. Bu süreç sağ cenahın içinde yer alan milli görüş gömleklisi ve bu gömleği üzerinden çı- kardığı beyan eden siyasi anlayışların iktidarı daha çok elde ettiği zamanları beraberinde getirdi. İktidar olmanın ne olduğunu in- sanlar bu zaman itibarıyla anladılar. Öyle halkın seçmesiyle meclise do- luşmak iktidar olmanın gerçekliğiyle örtüşmüyormuş bu net bir şekilde gö- rüldü. Toplumun dörtte bir oy oranına demir atmış ve İslam’a karşı her türlü eylemin içinde var olan kitle, ellerine aldıkları laiklik kılıcıyla halkın İslam’a dair bütün taleplerini engelliyor ve mevcut ordunun laiklik konusunda olması gerekenden fazla kemikleşmiş koruyucu kalkanını kullanarak, on yılda bir darbe ayarlarıyla milli görüşü isim olarak kullanan ve talepleri İslam olan kitleyi parmağının ucunda oyna- tıyor ve ev sahibi psikolojisiyle Müslü- manlık istiyorsanız Suudi Arabistan’a gidin diye sloganlar atıyorlardı. Nihayet günün birinde gelinen sü- reç itibarıyla iktidarın yürütme fonk- siyonuna dair imkanlar elde edilince işlerin yürütülmesi adına dünyalık iş- lere el atma zorunluluğu ortaya çıktı. Zaman akçe zamanı olmuştu. O İslam’ı kavramsal anlamda oraya buraya ilişti- rilecek akılla işlerin başına geçen in- sanlar, devletin akçeli işlerine el atınca insanın sınandığı sarı lira ve ak topuk imtihanında döküldüler. Herkes için söylemek mümkün olmasa bile kötü- lüğün patlayan hastalık cerahatı gibi ortaya saçılan görüntüleri öyle iktidar olmanın dünyalık anlamında kolay iş- ler olmadığını bir kere daha insanlara tecrübe ettirdi. Mücahitken cihat, İslam diye nu- tuklar atanlar; gecekondulardan villa- lara taşınınca, hacı murattan ciplere terfi edince yani müteahhit olunca önce evlerinin sonra dinlerinin yolunu şaşırdılar maalesef. Böylece kelimelere ve kavramla- ra sahip olmanın yetmediği öncelikle onlara iman ederek dünyanın neferi olmak yerine davanın neferi olma ger- çeği tescil edilmiş oldu. Editör
Önsözün tamamını okuyucuda aç
11 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
11 yazı

İçindekiler

۞