بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 32  ·  Kasım 2026

ünsiyet.

32
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Kasım 2026 — Dosya: Cihad Ve Mücadele
۞
Sayı 32 · Kasım 2026 · Makale · s. 15

Ümmetin “Kapitalizm” Cihadı (?) Büyük İslam tarihi boyunca Müslümanlar çok önemli imtihanlarla karşı

Vedat Önal — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
karşıya kaldılar. Bu imtihanların içinde binlerce Müslümanın canını seve seve verdiği Allah yolunda gerçekleştirilen birçok büyük cihad vardır. “Para ve Mal” sevgisi yani Kapitalist zihniyet ile mübarek “cihad”ı özellikle başlıkta vurgulama sebebim bugün geçmi…
karşıya kaldılar. Bu imtihanların içinde binlerce Müslümanın canını seve seve verdiği Allah yolunda gerçekleştirilen birçok büyük cihad vardır. “Para ve Mal” sevgisi yani Kapitalist zihniyet ile mübarek “cihad”ı özellikle başlıkta vurgulama sebebim bugün geçmişteki gibi Allah yolunda cihadın önemini yitirdiği gibi bir düşünceyi ifade etmek değildir. Aksine şu an belki de dünyanın birçok bölgesinde fiili cihada her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz apaçık ortadadır. Fakat buna vurgu sebebim, ümmet coğrafyasının bir bölümünde fiili cihad sürerken, diğer bölgelerinde bundan çok da farkında olmayan veya olmak istemeyen bir Kapitalist zihniyetin hüküm sürüyor olmasıdır. Bugün özellikle bizim ülkemiz Türkiye özelinde ve birçok adı İslam ülkesi olan ülkelerin içine düştüğü modern yaşamın getirdiği “Kapitalist Ahlak”a teslim olmaktan kaynaklanan olumsuzluklara dikkat çekmek büyük önem arz ediyor. Büyük İslam tarihi boyunca Müslümanlar çok önemli imtihanlarla karşı karşıya kaldılar. Bu imtihanların içinde binlerce Müslümanın canını seve seve verdiği Allah yolunda gerçekleştirilen birçok büyük cihad vardır. Daha ilk yıllardan itibaren tarihin akışını değiştiren bu büyük cihadlarda yani bir başka deyişle imtihanlarda Müslümanlar genellikle büyük oranda başarılı oldular. Bedir’den başlamak üzere, Şehitlerin Efendisi Hz. Hamza’nın şehit olduğu Uhut cihadına ve birkaç yıl sonra zamanın süper gücü Bizans İmparatorluğu’na kök söktürdükleri ve üç büyük sahabenin şehit olduğu, Halid b. Velid’in büyük komutanlık dehasıyla Bizans ordusunu mahvettiği Mute cihadına, ardından büyük zorluklarla gerçekleşen Tebük Seferi’ne ve Peygamberimizin son büyük seferi Mekke Fethine ve Huneyn Gazvesi’ne kadar bu şekilde daha İslam’ın ilk yıllarından itibaren büyük imtihanları savaş meydanlarında verdiler ve bu imtihanları başarıyla geçtiler. Daha sonra Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde de bu cihadın devam ettiğini görüyoruz. Müslümanlar Peygamberi- mizin vefatından on yıl bile geçmeden Kudüs-ü Şerif’i fethetmeyi başarmış ve doğuda Çin sınırlarına, batıda ise Atlas okyanusuna doğru ilerlemeye devam etmişlerdi. Belki de tarihin bir benzerini görmediği ve bundan sonrada göremeyeceği bu hızlı yayılma Müslümanların bu samimi gayret ve cihad azmi ile elde edilen bir başarıdır. Tabii bu gayrete karşılık Cenab-ı Hakkın lütfu ve keremini de vurgulamamak bir Müslüman olarak büyük bir eksiklik olur. Evet tarihin gördüğü bu büyük fetih ve yayılma hareketi, sahabelerin ve ondan sonraki nesillerin elleri üzerinde yükseldi. Hz. Ali döneminde yaşanan kısa dönemli siyasi çekişmelerden kaynaklanan kesintiyi saymazsak İslamiyet bir yüzyıl içinde neredeyse dünyanın tamamına yayıldı diyebiliriz. Bu süreçte Emeviler ve Abbasiler arasındaki anlayış farklılığı ve Emevilerin “Mevali” zihniyeti kısa bir süre Müslüman olma önünde bir engel oluştursa da, Abbasiler bu yanlış tutumu devam ettirmeyince, çok kısa bir süre sonra özellikle Türkler geçmişten getirdikleri mücadele ve askeri başarıları İslam’ın cihad ruhuyla birleştirerek, tarihin gördüğü büyük başarılara ve büyük fetihlere imza atmışlardır. Emeviler döneminde özellikle ehl-i beyte ve diğer milletlerden Müslüman olanlara yapılan olumsuz muameleler hususunda dikkatli, özenli çalışmaların yapılması gerektiğini de ayrıca düşünüyorum. O dönemde özellikle Muaviye döneminde bu mücadelenin içeriye dönmesi yani Müslümanların kendi aralarında mücadeleye başlamaları durumunda neler olabileceğinin birer ibret vesikası olarak anlatılması ve öğrenilmesi gerekiyor. Bunun fitneye veya o dönemde yaşanan acıları yeniden hatırlamaya sebep olacağı için üstünü örtmeye çalışmanın bugüne kadar daha büyük fitnelere sebep olduğunu düşünmemiz gerekiyor. Bu tamamen başka bir mesele olduğu için bu konuyu bu kadar ifade etmekle yetiniyorum. Modern dönem, çağdaş Müslü- manlardan farklı olarak, sahabeler cihad ruhunu sadece kılıç elde savaşmak olarak anlamadılar. İslam fetihleri çok kısa bir sürede Çin’den Atlas Okyanusu’na kadar ulaştı fakat oranın ötesine yüzyıllar sonra bile hiçbir İslam ordusu geçmedi. Hindistan coğrafyasının, bugün en büyük Müslüman nüfuslara sahip Endonezya, Malezya ve doğuda diğer bölgelerin Müslüman olmasında kılıçla cihad söz konusu olmamıştır. Bu bölgelere daha sahabe efendilerimiz döneminden itibaren yapılan ticari seferler ve bu seferlerde ortaya konulan muhteşem, insanların hayran kaldığı “Ticari Ahlak” o bölge insanların adeta fevç fevç Müslüman olmasına vesile olmuştur. Bugün Çin’den, Hindistan’a ve Endonezya, Malezya’ya kadar birçok bölgede yüzlerde, binlerce sahabe kabirlerinin olması bir tesadüf değildir. Yani sahabe, kılıçla yapılan cihadla, malla yapılan cihadı bir görmüş ve gittikleri yerlerde sadece para kazanmak amacı gütmemiştir. Belki de bugün modern ve kapitalist toplumların kaybettiği o kanaat ahlakını gösterdikleri için insanların hayranlığını kazanmış ve o bölge halklarının Müslüman olmasına vesile olmuşlardır. Ve bu mücadelenin genci, yaşlısı da yoktu. Hepimizin bildiği Peygamberimizi 6 ay boyunca evinde misafir etme şerefine ulaşan Eyüp el-Ensari Hazretleri cihad bilinciyle 86 yaşında olmasına rağmen, Emeviler döneminde düzenlenen İstanbul’un fethi için çıkılan sefere katılmış ve orada şehit olmuştur. Bugün kabri İstanbul Eyüp Sultan’dadır ve fetihten sonra bütün Osmanlı Padişahları kılıç kuşanma törenlerini bu büyük sahabenin türbesi ve külliyesinde yapmıştır. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmamız ve tarih boyunca son yüzyıla kadar Müslümanların tarihe geçen büyük faziletlerine örnekler vermemiz mümkündür. Bugün geldiğimiz nokta da ise modernizmin ve kapitalizmin etkisiyle Müslümanlar çok kötü bir sınav veriyorlar. Gırtlaklarına kadar bu ekonomik pisliğin içine düşmüş durumdalar. İslam tarihi boyunca Müslümanların

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.