mallarının, canlarının, inançlarının, nesillerinin ve en önemlisi akıl sağlıklarının korunduğu huzur, emniyet, sükunet ve güven ortamı içinde yaşayacakları bir dünya meydana getirmektir. “O halde sen, kafirlere itaat etme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir ci…
mallarının, canlarının, inançlarının, nesillerinin ve en önemlisi akıl sağlıklarının korunduğu huzur, emniyet, sükunet ve güven ortamı içinde yaşayacakları bir dünya meydana getirmektir. “O halde sen, kafirlere itaat etme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir cihatla mücadele et.” (Furkan, 52) “Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında hakkı söylemektir” (Ebû Dâvûd ve Tirmizi) “Müşriklere karşı mallarınız, nefisleriniz ve dillerinizle cihad edin” (Müsned ve Ebû Dâvûd) Bazı sözler, dizeler, dörtlükler, deyimler vardır ki sayfalarca dolusu kelimelerle anlatılmak isteneni bir çırpıda anlatır. Onu duyduğunuzda, dinlediğinizde hemen irkilir ve kendinizi onun anlatmak istediği atmosfer içinde bulursunuz. Mesela hadis olduğu rivayet edilse de sahih kaynaklarda geçmediği için hadis olarak değerlendirilmeyen bir kelamı kibar olarak kabul edilen; “Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir” sözünde olduğu gibi. Kerbela acısını sürekli diri tutan ve her daim hatırlanmasını sağlayan, aynı zamanda hak ile batıl mücadelesinin, zulme ve zalime karşı duruşun, direnişin, mücadelenin sadece tarihin bir evresine ait olmayıp, tüm zaman ve mekanlar için geçerli olduğunu bildiren “Her gün Aşura, her yer Kerbela” veciz sözü gibi. Ya da özellikle seksenli yıllardan itibaren İslamcı gençliğin dilinden düşmeyen; “Hayat iman ve cihad, alnımızın yazısı, Gözlerimde bir hırs, kamçılayan bir arzu, sana ulaşan çağrı Ey Şehid, Ey Şehid” ezgisi gibi. Çeçenistan direnişin liderlerinden Cevher Dudayev’in kanı ile yazıp, canı ile bedel ödeyerek dillerde, gönüllerde yer edinmiş; “Cihadı alnımızın çatına vurduk! Ve her sabah şehadeti koyduk duamızın başına.” Sözleri ise yiğit bir Müslümanın yaşam felsefesinin bütününü bir cümle ile özetlemektedir. Bedenin büyük bir bölümü işlevsiz olduğu halde, dupduru bir zihin ve çok güçlü bir iman ile tüm kafirlerin korkulu rüyası haline gelmiş ve siyonistlerin füze saldırısıyla parça parça olmuş bedeniyle Allah’a olan ahdini şehadetiyle ödemiş Şey Ahmed Yasin’in; “Cihad, direniş, şehadet bize izzetimizi verir. Teslim olmak ancak korkaklık ve rezilliktir.” Sözünde olduğu gibi. Daha bunlara yüzlercesini ekleyebiliriz. Cihad; “İ’lây-ı kelimetullahı” (Allah’ın emir ve nehiylerini) baş tacı etmek ve gereğini yerine getirmek için bu hak ve hakikatlere karşı gelen, düşmanlık edenlerle her alanda mücahede, mücadele etmek, bunun için çaba, gayret sarf etmek ve ödenmesi gereken tüm bedelleri ödemekten imtina etmemektir. Bu uğurda karşılaşılabilecek tüm meşakkat, sıkıntı, zorluk ve engellemelere karşı, sabırla, büyük bir azim ve cesaretle kararlı bir duruş sergilemek ve başta nefis olmak üzere, heva/heves, şeytan ve dostlarıyla yılmadan her platformda cehd ve gayreti elden bırakmamaktır. İnsan onurunu ayaklar altına alan her türlü zulüm, fısk, fücur, nifak ve ahlaksızlık ile her nevi mücadeleyi yapmaktır. Yeryüzünde fitne kalmayıp din sadece Allah’ın oluncaya kadar tüm kafir, müşrik ve münafıklarla mücahedeyi sürdürmektir. Küresel cihadın fikir babası Filistin’li alim Abdullah Azzam, Kur’an-ı Kerim’de birçok ayeti kerimede geçen “fî-sebilillah” (Allah yolunda) ifadesinin ilk çağrıştırdığı anlamın “cihad” olduğunu belirtmektedir. Şu bir gerçektir ki Cihad, insanlığın varoluş süresince varlığını sürdürmüş ve kıyamete kadar da sürdürmeye devam etmekte olan bir hakikattir. Tabi bu arada zihni fasık olanlar bu olguya “vahşilik, barbarlık, kan dökücülük” gibi menfi anlamlar yükleyerek Allah’ın aziz dinine saldırmış ve aleyhteki propagandanın en güçlü söylemi olarak bunu kullanmışlardır. İslam, kişiye sadece bireysel arınmayı teşvik ve telkin eden bir din değildir. Sosyal hayattan, toplumsal yaşamdan kopuk, uzlet köşelerinde münzevi bir hayatı kendisine yaşam modeli olarak benimsemiş tercihler, kabullenilmesi imkânsız tercihlerdir. Din bireysel arınmaya verdiği önem kadar, toplumsal uygulamasına da aynı oranda –hatta daha fazlasıyla- önem vermekte ve teşvik etmektedir. Bütün resuller aldıkları ilk mesajla birlikte üzerlerine bindirilen sorumluluklarının neticesinde yakın akraba başta olmak üzere yaşadıkları toplumların tamamı ile iletişime geçmekle emrolunmuşlardır. Bu bir cehddir, gayrettir, çabadır, kısaca mücahede-cihaddır. Bu uğurda feda edilmesi gereken ne varsa edilmesi, yapılması gereken ne varsa yerine getirilmesi bir zorunluluktur. Bu aynı zamanda bir davet ve tebliğ hareketidir, dolayısıyla Allah’a, elçilerine ve gönderilen mesajlara iman etmiş tüm müminlerin yerine getirmesi gereken en önemli vazifelerindendir. İslam’ın en temelde ki ilk amacı ıslah, ihya ve inşadır. Bütün insanların mallarının, canlarının, inançlarının, nesillerinin ve en önemlisi akıl sağlıklarının korunduğu huzur, emniyet, sükunet ve güven ortamı içinde yaşayacakları bir dünya meydana getirmektir. Öldürmek, yok etmek, yakmak, yıkmak değildir. Dolayısıyla savaş/kıtal ilk değil, son tercih edilen bir seçenektir. Bundan dolayıdır ki; Müslüman önce nefsiyle mücadele edendir. Başkalarının kendisinde selamet bulduğu, güven duyduğu, emin olduğu kimsedir. Bunu başarabilmiş her bir fert başkalarının da aynı atmosferi paylaşması için büyük bir azim ve gayretle davette, tebliğde bulunur ve onlarında İslam ile müşerref olmalarını sağlamaya çabalar. İşte bu açıdan bakıldığında bu ortaya konan çaba ve gayretin adı da cihaddır. Bu çerçevede şunu rahatlıkla belirtmek gerekir ki cihad sadece savaş, harp veya kıtal değildir. Bunları da içine aldığı gibi, çok fevkinde bir anlam deryasına sahip kavram olduğu unutulmamalıdır. Muhyiddin İbnü’l-Arabi mücahedenin dört türünden bahseder. Ona göre Nisa, 95’deki “Allah mücahede ehlini oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır” mealindeki âyette “mutlak mücahedeye”, Maide, 54’deki “Allah yolunda mücahede ederler” ayetinde “mukayyed mücahedeye”, Ankebut, 69’daki “Uğrumuzda mücahede edenleri elbette kendi yollarımıza
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.