“İyi bilin ki, şu dünya hayatı boş bir oyalanma ve oyundan başka
bir şey değildir. Âhiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur.
Keşke bunu bilmiş olsalardı!” (Ankebut:34)
۞
Önsöz
Bağımlılık
Yayın kurulu adına
Bir taraftan bakınca olumsuz, di-
ğer taraftan bakınca insanda mutlaka
olması gereken kulluk gerçeklerinin
kuldaki olumlu yansımalarını ifade-
lendirebileceğimiz bir kavram.
Daha çok günümüz adına bakıl-
dığında olumsuz tarafı ağır basan
ve asla insanın kendi üzerine getir-
mek istemediği bağımlılık kavramını
kötüleştiren anlayış, her şeyde olduğu
gibi insanın dünyasını Allah’a isyan
konumuna değiştiren kavram cellatla-
rının hazırladığı ve kötüleştirdiği ze-
minle alakalı düşünülmeli.
İnsanın olması gereken dünyevi
konum Allaha bağlılık, bağımlılık
konumudur. Bu bağımlılık öncelikle
canlılık noktasından bağımlı olmaktır.
İnsan istemese dahi Allaha göbeğinden
bağımlıdır. Canlılık için insana gerekli
olan bütün fonksiyonlar, insan isteme-
se bile direkt Allah’ın yaratma hakika-
tine bağlıdır. İnsan dünyada yaşadığı
sürece de bu bağımlılıktan asla kurtu-
lamayacağı için Allaha mecburen ba-
ğımlı olduğu fiziksel hayatın yanında,
sosyal yaşam alanında da tercihen uy-
ması gereken davranışları itibarıyla Al-
lah’ın yasalarına bağlanmalıdır. Çünkü
fiziksel varlığın insana bahşedilmesi
bu ikinci noktadaki bağlanmanın
doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi
içindir. Yoksa Haşa Allah mülkünü
kendine karşı bağımsızlığı ilan etmek
gibi bir yanlışa düşenlerle doldurma
hatası yapmış anlamı çıkar.
İşin olumsuz tarafından baktığı-
mızda denge halini sarsan bir yaklaşım
olması dolayısıyla dünyevi anlamda fi-
ziksel hayatı alt üst eden kötü şeylere
bağımlılık asla benimsenmeyecek bir
kavram. Olayın sonuçlarından baka-
rak sadece olumsuzluğu ile ortaya çı-
kan menfi tabloyu düzeltme anlayışını
benimsemiş insanoğlunun kötü ba-
ğımlılıkların kaynaklandığı temel nok-
taya asla inemeyişinden dolayı çaresiz
kaldığı görülmektedir. Hiçbir kötülük
doğrudan kendiliğinden var olamadığı
için bağımlılık kabul ettiğimiz kötü-
lüklerin kendinden beslendiği temel
düşünce sistemlerini sorgulamadan
bağımlılık gibi kötülüklerin önüne
geçmek asla mümkün olmayacaktır.
Bağımlı olunduğunu düşündüğü-
müz bütün kötü davranışlar, temel-
de hakikate karşı duran bir düşünce
sisteminin olumladığı yanlışlıklardır.
Kötü görülen bağımlılıkların ortadan
kaldırılmasında insanın yaratılış haki-
kati açısından düşünceler geliştirilme-
li ve yaşanılan hayatta ortama bakarak
kötü görülen maşanın ucundaki ba-
ğımlıklarla değil maşanın sapındaki,
maşayı tutan ve kötü bağımlılıklardan
beslenen temel düşünce sahipleriyle
uğraşılmalı ve kötülük kökünden hal-
ledilmelidir.
Asrın icadı denilebilecek, insanın
hayatını kolaylaştırabilecek araçlar
olarak icat edildiğini sandığımız eşya,
bugün üzerine yüklenen misyonlar se-
bebiyle insanı dar bir pencereye hap-
sederek dünyaya oradan bakmasını ve
yaşamasını telkin etmektedir. İnsanı
felakete sürükleyecek derecede kötü-
leştirilen bu telkinler bilinçli olarak
varlık hakikatinin karşılığında gelişti-
rilmektedir. Hatta bu araçlara bağlan-
ma kendisinden kurtulunamayacak
boyuta irca edilmektedir.
Kanaatime göre en büyük bağımlı-
lık internet aracılığıyla telefon üzerin-
den gerçekleştirilen bağımlılıktır. Eski
zamanlarda, dünyanın daha az teknik
imkanlar sunduğu zamanlarda, insan-
ların bağımlılıkları daha yüzeysel ve
ciddi bir rehabilitasyon çalışmasıyla
düzeltilebilecek seviyedeydi.
Mesela erkeklerin kahvehaneye git-
me ve orada masum görünümlü küçük
kumarlardan başlayan, zaman katili
alışkanlıkları vardı. Zihinsel çevrenin
kirlenmişliği de hakeza yüzeysel oldu-
ğu için, insanları basit bir dokunuşla
bu kötü bağımlılıklarından kurtarmak
mümkündü. Ayrıca bu tür eylemlerin
ev dışında özel mekanlarda gerçekle-
şiyor olması, rehabilitasyon açısından
düzeltmede araç olarak kullanılabile-
cek olumsuz şartlardı ve vaz geçirme
aşamasında insanı olumlama adına
değerlendirilebilecek argümanlardı.
Bugünün bağımlılıkları eldeki ve
evdeki araçlarla gerçekleştirildiği için
önceki bağımlılıklardaki dışarda olma
açısından önde görülmekte ve evde
olma hali olumsuz bir avantaj kabul
edilebilmektedir. Kadınların meyha-
neye giden kocaları için içkisini iç-
sinde tek evimde otursun da hizmeti-
ni ben göreyim anlayışına benzer bir
durum söz konusu olduğu için şerrin
ehven olanının tercihi insanlara şirin
gözükmektedir.
Bağımlılık başlığı altında zikredi-
lebilecek Yeşilay’ın mücadele başlığı
olan kumardır, alkoldür, sigaradır; bu-
günün en temel bağımlılığı tarafından
içinde zikredilebilecek alt başlıklar po-
zisyonuna düşmüştür.
Zaman olarak insanların uçlarda
yaşamayı marifet gördüğü bir dönem-
den geçmekteyiz. Manevi kontrol nok-
talarının sıfırlandığı bir anlayış içinde
artık basit uyuşturucular insanları kes-
memekte, uyuşturucudan altın vuruş
tabiriyle oluşturulan bulutlar üstü ira-
de yoksunlukları tercih edilmektedir.
İnsanlar neden akıl nimetini iptal
etmeyi ister sorusunun çok net bir ya-
nıtı mevcut. Çünkü akıl insanı kontrol
altında tutmayı önceleyen bir meleke-
dir. Aklı uyuşturur, beyin faaliyetlerini
kısıtlayacak bir şekilde yavaşlatırsanız,
aklınızın engel olacağı işleri daha ra-
hat bir biçimde icra edersiniz. En ba-
sit anlamda zina etmeye birtakım akli
engelleri olan insanlar akıllarını devre
dışı bırakarak zina etmelerinin önün-
deki akli engelleri ortadan kaldırırlar.
Eskiden cami kürsülerinde Hoca
efendilerin anlattığı bir içki hikayesi
vardı. Şeytan bir kula zina etmesini,
kumar oynamasını, adam öldürmesini
telkin eder, adam sofu biri olduğu için
bunların hepsini haram olmaları do-
layısıyla reddeder. Şeytan bakar ki bu
adama suç işletemiyor kandırarak içki
içmesini sağlar. Adam diğerlerine göre
hafif ve başkasına zarar vermeyecek
boyutta bir suç olarak gördüğü içkiyi
içince, şeytan daha önce yaptıramadığı
bütün yasak eylemleri sırasıyla adama
yaptırır.
Hikâye bizim için şu açıdan önemli;
telefon ve internet, baktığınızda olum-
lu anlamda kullanabileceğiniz araçlar-
dır. Fakat salgın hastalık gibi sebepler
dolayısıyla insanlar, başka insanlarla
sosyalleşmeyi telefon üzerinden ger-
çekleştirmeye başladı. Daha sonra bu
alışkanlık kalıcı hale dönüşerek, insa-
nın bir parçası haline geldi.
Yüz yüze olmanın insanda meyda-
na getireceği otokontrol sisteminden
uzak olunması, bir kısım insanların
hoşuna gitti ve daha bir haya perdesi
yırtılmış vaziyette ilişkilerin yaşanma-
sı başladı. Sonrasında insanlar telefo-
na çılgınca bağlandı ve sosyal manada
temaslı hayat içinde yapamayacağı iş-
leri telefonun uzaktan temas özelliği
ile daha rahat bir şekilde icra edebilir
oldu.
Bu kontrolsüz ortam insanı en de-
rinden oto kontrol sistemi sayacağımız
Bağımlılık
4
din ve Allah korkusundan uzakla-
şılmış bir zamanda yakalamış olun-
ca, bütün ahlaki kontrol sistemleri
çöktü. Hal böyle olunca bireysel ah-
lakın ve toplumsal çöküşün hızlan-
dığı bir sürece girildi. Şimdilerde
insanlık kendi eliyle geliştirerek
ölümüne bağlandığı araçsallık
anlayışının ciddi manada kurbanı
oldu. Bunu niçin söylüyorum, elde-
ki araç, oyun ve eğlence kabilinden
alışkanlıkları sonu ölümle biten
sonuçlara götürmeye başladı. İşin
şeytani tarafını planlayanlar, temel
amaçtan sapmış insanları, eldeki
sahte araçlarla insanın sonunu ge-
tirecek hale soktular. Ve bunu sahte
bir oyunun sonucunda düşüncesiz-
likle yapabilecekleri iş edindirdiler.
Demek ki basit bir sapma,
çıkılan yolda çıkış noktasındaki
masumiyetler, insanı felakete sü-
rükleyen mağduriyetlere kapı ara-
layabiliyormuş. İnsanın oto kontrol
sistemini kaybetmesi felaketlerin
başlangıcı olabiliyormuş.
İşin en acı tarafı önceki
zamanların bağımlılıklarında
insanların pişmanlıklarının etkin
olmasıyla, vaz geçmek mümkün-
dü. Bugünün bağımlılıklarında
şeytanla iş birliği yapmış insanlar
söz konusu olunca, insan türüne
egemen olma duygusunun ağır bas-
ması sonucu insan soyunu yok ede-
bilecek planlar devreye girebiliyor.
Eskiden bir söz vardı düşman
içerden olunca kapı kilit tutmaz
diye. Maalesef bugün şeytanlaşma
konusunda şeytanı yaya bırakacak
derecede insan soyu içinden yetiş-
miş olanlar, bağımlılıkları din edin-
direcek derece ve dahi sorgulanmaz
nitelikte insanlığa sunarak kabul
ettirince insan soyunu kıyametin-
den başka bir şey temizlemez hale
geldi.
Eski toplumların azgınlıkları-
nın Allah tarafından yeryüzünden
silme niteliğindeki toplu helak-
lere benzer bir son insanlığı bek-
lemektedir. İnsanlık ya bu kötü
gidişi resetleme derecesinde bir
vaz geçişle durduracaktır, ya da
insanlığı bu felaketle yüzgöz eden-
lerin filmlerde gösterdiği gibi
teknolojinin çöktüğü ve insanlığa
Allah’ın reset atacağı bir dönemi
insan kaçınılmaz bir şekilde yaşa-
yacaktır.