بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 22 · Ocak 2026 · ISSN 3023-7688

Dosya: Bağımlılık

“İyi bilin ki, şu dünya hayatı boş bir oyalanma ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bunu bilmiş olsalardı!” (Ankebut:34)

۞
Önsöz

Bağımlılık

Yayın kurulu adına
Bir taraftan bakınca olumsuz, di- ğer taraftan bakınca insanda mutlaka olması gereken kulluk gerçeklerinin kuldaki olumlu yansımalarını ifade- lendirebileceğimiz bir kavram. Daha çok günümüz adına bakıl- dığında olumsuz tarafı ağır basan ve asla insanın kendi üzerine getir- mek istemediği bağımlılık kavramını kötüleştiren anlayış, her şeyde olduğu gibi insanın dünyasını Allah’a isyan konumuna değiştiren kavram cellatla- rının hazırladığı ve kötüleştirdiği ze- minle alakalı düşünülmeli. İnsanın olması gereken dünyevi konum Allaha bağlılık, bağımlılık konumudur. Bu bağımlılık öncelikle canlılık noktasından bağımlı olmaktır. İnsan istemese dahi Allaha göbeğinden bağımlıdır. Canlılık için insana gerekli olan bütün fonksiyonlar, insan isteme- se bile direkt Allah’ın yaratma hakika- tine bağlıdır. İnsan dünyada yaşadığı sürece de bu bağımlılıktan asla kurtu- lamayacağı için Allaha mecburen ba- ğımlı olduğu fiziksel hayatın yanında, sosyal yaşam alanında da tercihen uy- ması gereken davranışları itibarıyla Al- lah’ın yasalarına bağlanmalıdır. Çünkü fiziksel varlığın insana bahşedilmesi bu ikinci noktadaki bağlanmanın doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi içindir. Yoksa Haşa Allah mülkünü kendine karşı bağımsızlığı ilan etmek gibi bir yanlışa düşenlerle doldurma hatası yapmış anlamı çıkar. İşin olumsuz tarafından baktığı- mızda denge halini sarsan bir yaklaşım olması dolayısıyla dünyevi anlamda fi- ziksel hayatı alt üst eden kötü şeylere bağımlılık asla benimsenmeyecek bir kavram. Olayın sonuçlarından baka- rak sadece olumsuzluğu ile ortaya çı- kan menfi tabloyu düzeltme anlayışını benimsemiş insanoğlunun kötü ba- ğımlılıkların kaynaklandığı temel nok- taya asla inemeyişinden dolayı çaresiz kaldığı görülmektedir. Hiçbir kötülük doğrudan kendiliğinden var olamadığı için bağımlılık kabul ettiğimiz kötü- lüklerin kendinden beslendiği temel düşünce sistemlerini sorgulamadan bağımlılık gibi kötülüklerin önüne geçmek asla mümkün olmayacaktır. Bağımlı olunduğunu düşündüğü- müz bütün kötü davranışlar, temel- de hakikate karşı duran bir düşünce sisteminin olumladığı yanlışlıklardır. Kötü görülen bağımlılıkların ortadan kaldırılmasında insanın yaratılış haki- kati açısından düşünceler geliştirilme- li ve yaşanılan hayatta ortama bakarak kötü görülen maşanın ucundaki ba- ğımlıklarla değil maşanın sapındaki, maşayı tutan ve kötü bağımlılıklardan beslenen temel düşünce sahipleriyle uğraşılmalı ve kötülük kökünden hal- ledilmelidir. Asrın icadı denilebilecek, insanın hayatını kolaylaştırabilecek araçlar olarak icat edildiğini sandığımız eşya, bugün üzerine yüklenen misyonlar se- bebiyle insanı dar bir pencereye hap- sederek dünyaya oradan bakmasını ve yaşamasını telkin etmektedir. İnsanı felakete sürükleyecek derecede kötü- leştirilen bu telkinler bilinçli olarak varlık hakikatinin karşılığında gelişti- rilmektedir. Hatta bu araçlara bağlan- ma kendisinden kurtulunamayacak boyuta irca edilmektedir. Kanaatime göre en büyük bağımlı- lık internet aracılığıyla telefon üzerin- den gerçekleştirilen bağımlılıktır. Eski zamanlarda, dünyanın daha az teknik imkanlar sunduğu zamanlarda, insan- ların bağımlılıkları daha yüzeysel ve ciddi bir rehabilitasyon çalışmasıyla düzeltilebilecek seviyedeydi. Mesela erkeklerin kahvehaneye git- me ve orada masum görünümlü küçük kumarlardan başlayan, zaman katili alışkanlıkları vardı. Zihinsel çevrenin kirlenmişliği de hakeza yüzeysel oldu- ğu için, insanları basit bir dokunuşla bu kötü bağımlılıklarından kurtarmak mümkündü. Ayrıca bu tür eylemlerin ev dışında özel mekanlarda gerçekle- şiyor olması, rehabilitasyon açısından düzeltmede araç olarak kullanılabile- cek olumsuz şartlardı ve vaz geçirme aşamasında insanı olumlama adına değerlendirilebilecek argümanlardı. Bugünün bağımlılıkları eldeki ve evdeki araçlarla gerçekleştirildiği için önceki bağımlılıklardaki dışarda olma açısından önde görülmekte ve evde olma hali olumsuz bir avantaj kabul edilebilmektedir. Kadınların meyha- neye giden kocaları için içkisini iç- sinde tek evimde otursun da hizmeti- ni ben göreyim anlayışına benzer bir durum söz konusu olduğu için şerrin ehven olanının tercihi insanlara şirin gözükmektedir. Bağımlılık başlığı altında zikredi- lebilecek Yeşilay’ın mücadele başlığı olan kumardır, alkoldür, sigaradır; bu- günün en temel bağımlılığı tarafından içinde zikredilebilecek alt başlıklar po- zisyonuna düşmüştür. Zaman olarak insanların uçlarda yaşamayı marifet gördüğü bir dönem- den geçmekteyiz. Manevi kontrol nok- talarının sıfırlandığı bir anlayış içinde artık basit uyuşturucular insanları kes- memekte, uyuşturucudan altın vuruş tabiriyle oluşturulan bulutlar üstü ira- de yoksunlukları tercih edilmektedir. İnsanlar neden akıl nimetini iptal etmeyi ister sorusunun çok net bir ya- nıtı mevcut. Çünkü akıl insanı kontrol altında tutmayı önceleyen bir meleke- dir. Aklı uyuşturur, beyin faaliyetlerini kısıtlayacak bir şekilde yavaşlatırsanız, aklınızın engel olacağı işleri daha ra- hat bir biçimde icra edersiniz. En ba- sit anlamda zina etmeye birtakım akli engelleri olan insanlar akıllarını devre dışı bırakarak zina etmelerinin önün- deki akli engelleri ortadan kaldırırlar. Eskiden cami kürsülerinde Hoca efendilerin anlattığı bir içki hikayesi vardı. Şeytan bir kula zina etmesini, kumar oynamasını, adam öldürmesini telkin eder, adam sofu biri olduğu için bunların hepsini haram olmaları do- layısıyla reddeder. Şeytan bakar ki bu adama suç işletemiyor kandırarak içki içmesini sağlar. Adam diğerlerine göre hafif ve başkasına zarar vermeyecek boyutta bir suç olarak gördüğü içkiyi içince, şeytan daha önce yaptıramadığı bütün yasak eylemleri sırasıyla adama yaptırır. Hikâye bizim için şu açıdan önemli; telefon ve internet, baktığınızda olum- lu anlamda kullanabileceğiniz araçlar- dır. Fakat salgın hastalık gibi sebepler dolayısıyla insanlar, başka insanlarla sosyalleşmeyi telefon üzerinden ger- çekleştirmeye başladı. Daha sonra bu alışkanlık kalıcı hale dönüşerek, insa- nın bir parçası haline geldi. Yüz yüze olmanın insanda meyda- na getireceği otokontrol sisteminden uzak olunması, bir kısım insanların hoşuna gitti ve daha bir haya perdesi yırtılmış vaziyette ilişkilerin yaşanma- sı başladı. Sonrasında insanlar telefo- na çılgınca bağlandı ve sosyal manada temaslı hayat içinde yapamayacağı iş- leri telefonun uzaktan temas özelliği ile daha rahat bir şekilde icra edebilir oldu. Bu kontrolsüz ortam insanı en de- rinden oto kontrol sistemi sayacağımız Bağımlılık 4 din ve Allah korkusundan uzakla- şılmış bir zamanda yakalamış olun- ca, bütün ahlaki kontrol sistemleri çöktü. Hal böyle olunca bireysel ah- lakın ve toplumsal çöküşün hızlan- dığı bir sürece girildi. Şimdilerde insanlık kendi eliyle geliştirerek ölümüne bağlandığı araçsallık anlayışının ciddi manada kurbanı oldu. Bunu niçin söylüyorum, elde- ki araç, oyun ve eğlence kabilinden alışkanlıkları sonu ölümle biten sonuçlara götürmeye başladı. İşin şeytani tarafını planlayanlar, temel amaçtan sapmış insanları, eldeki sahte araçlarla insanın sonunu ge- tirecek hale soktular. Ve bunu sahte bir oyunun sonucunda düşüncesiz- likle yapabilecekleri iş edindirdiler. Demek ki basit bir sapma, çıkılan yolda çıkış noktasındaki masumiyetler, insanı felakete sü- rükleyen mağduriyetlere kapı ara- layabiliyormuş. İnsanın oto kontrol sistemini kaybetmesi felaketlerin başlangıcı olabiliyormuş. İşin en acı tarafı önceki zamanların bağımlılıklarında insanların pişmanlıklarının etkin olmasıyla, vaz geçmek mümkün- dü. Bugünün bağımlılıklarında şeytanla iş birliği yapmış insanlar söz konusu olunca, insan türüne egemen olma duygusunun ağır bas- ması sonucu insan soyunu yok ede- bilecek planlar devreye girebiliyor. Eskiden bir söz vardı düşman içerden olunca kapı kilit tutmaz diye. Maalesef bugün şeytanlaşma konusunda şeytanı yaya bırakacak derecede insan soyu içinden yetiş- miş olanlar, bağımlılıkları din edin- direcek derece ve dahi sorgulanmaz nitelikte insanlığa sunarak kabul ettirince insan soyunu kıyametin- den başka bir şey temizlemez hale geldi. Eski toplumların azgınlıkları- nın Allah tarafından yeryüzünden silme niteliğindeki toplu helak- lere benzer bir son insanlığı bek- lemektedir. İnsanlık ya bu kötü gidişi resetleme derecesinde bir vaz geçişle durduracaktır, ya da insanlığı bu felaketle yüzgöz eden- lerin filmlerde gösterdiği gibi teknolojinin çöktüğü ve insanlığa Allah’ın reset atacağı bir dönemi insan kaçınılmaz bir şekilde yaşa- yacaktır.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
10 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
14 yazı

İçindekiler

۞