بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 22 · Ocak 2026 · Makale · s. 14

Bağımlılıklarımız Hakikî/Fıtrî – Sûnî Meşru ve Gayrisi

İrfan Setenci — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Kulluk, İrade ve Sahte Özgürlük Arasında İnsan Bağımlılık, çoğu zaman bireysel zaaflar üzerinden konuşulur. “Şu bağımlıdır, bu alışkanlığa düşmüştür” denir. Oysa bu tür okumalar, insanın varoluş zeminini ıskalar. İnsan, yalnızca kınanan bağımlılıkla anılamaz. …
Kulluk, İrade ve Sahte Özgürlük Arasında İnsan Bağımlılık, çoğu zaman bireysel zaaflar üzerinden konuşulur. “Şu bağımlıdır, bu alışkanlığa düşmüştür” denir. Oysa bu tür okumalar, insanın varoluş zeminini ıskalar. İnsan, yalnızca kınanan bağımlılıkla anılamaz. İnsan bizzat bağımlı olarak yaratılmıştır. Sorun, bağımlılıktan kurtulmak değil; hangi bağımlılıkla yaşayacağını fark etmek meselesidir. Bu sebeple bağımlılık meselesini ahlakî sloganlarla değil, tefekkürle ele almak gerekir. GİRİŞ Kaçamadığımız İlk Bağımlılık: Yaratana Bağlı Olmak İnsan, bağımsız bir varlık değildir. Bunu kabullense de kabullenmese de… Hayatını başlatan kendisi değildir; sürdürmesi de kendi elinde değildir. Nefes alış verişi, kalbin atışı, hücrelerin yenilenmesi, zamanın akışı… Bunların hiçbiri insanın iradesine sorulmaz. Hayat, insana ait değildir; insana emanettir. İnsan bu hayatta anbean yaşatılmaktadır. Dilediği zaman bu hayatı sona erdiren, ölümü tattıran Allah’tır. Ölümle her şeyin bittiğini sanan için bile durum değişmez; çünkü berzah hayatı vardır. Ardından diriliş, toplanma, hesap, mükâfat ve mücazat vardır. Bunların hiçbirinden kaçış yoktur. Bu durumda şunu açıkça söylemek gerekir: İnsan, en başta ve en sonda Yaratıcısına bağımlıdır. Bu bağımlılık geçici değildir. Pazarlık konusu değildir. İnkâr edilince ortadan kalkmaz. İnsan ister kabul ederek yaşasın ister görmezden gelerek… İster itaatle ister isyanla… Her hâlükârda kuldur. Ve kul olarak yaşayacaktır. Bu gerçek, insanın en büyük çaresizliği değil; aksine en büyük açıklığıdır. Çünkü insan, kaçamayacağı bu bağımlılığı kabul ettiğinde, artık başka bağımlılıklarını yerli yerine koyma imkânı bulur. Bağımlılık meselesi tam da burada anlam kazanır. I. İrademizin Devre Dışı Olduğu Mutlak Bağımlılık: Kulluk Gerçeği İnsan hayatı kendisine ait değildir. Hayatı başlatan insan değildir; sürdüren de değildir. Her nefes, her atım, her yeniden canlanış “el-Hayy” olan yaratıcının kudretiyle mümkündür. Kur’an bu hakikati çok yalın ama sarsıcı biçimde hatırlatır: “Sizi yaratan da, yaşatan da, öldüren de Allah’tır.” (Hac, 22/66) İnsan, bu bağımlılıktan çıkamaz. Ölümü reddedemez. Berzahı iptal edemez. Diriltilmeyi durduramaz. Hesabı erteleyemez. Mükâfat ve mücazatı pazarlık konusu yapamaz. Bu bir zillet değil; varoluş gerçeğidir. Modern insanın asıl krizi de tam burada başlar: Kaçınılmaz bağımlılığı inkâr edip, onu bastırmaya çalışmak. Hâlbuki çare teslimiyettir. II. Fıtrat, Nefs ve Mizaca Bağımlılık: İmtihanın Zemini Allah insanı başıboş olarak yaratmamıştır. İçine bir yönelim yerleştirmiştir: Bununla hisseder, bununla düşünürüz. Hepimiz bu yazılıma bağımlıyız ancak irade faktörü insana rol imkânı sunar. “Nefse ve onu düzenleyene and olsun ki: Ona fücurunu da takvasını da ilham ettim.” (Şems, 91/7–8) İnsan; – fıtratına, – nefsine, – mizacına, – genetik ve duygusal eğilimlerine bağımlıdır. Bunları seçmemiştir. Bunlardan soyutlanamaz. Fakat Allah bu çerçevenin içine iradeyi koymuştur. İnsan nefsini yok etmekle değil, nefsine rağmen yön tayin etmekle sorumludur. Burada önemli bir hakikat açığa çıkar: İrade, fıtrî bağımlılığı sıfırlamak için değil; yönlendirmek ve dengelemek için verilmiştir. III. MeŞru Bağımlılıklar: Bilinçli Teslimiyet ve Helalin Disiplini Kulluk gerçeğini kabul eden insan, kaçınılmaz bağımlılığını anlamlı hâle getirir. Allah’a isteyerek teslim olan kulun, doğal olarak bazı bağımlılıkları oluşur. Bunlar: – emir ve yasak hassasiyeti, – helal–haram bilinci, – sınır farkındalığı, – ölçülü hayat alışkanlığıdır. Bu bağımlılıklar insanı daraltmaz; tam tersine dağılıp savrulmaktan korur. Helale bağımlı (teslim ve razı) olmak; nefsin sınırsız taleplerine değil, ilahî ölçüye bağlı kalmaktır. Kur’an bu bilinci şöyle ifade eder: “İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Onlara yaklaşmayın.” (Bakara, 2/187) Sınır, özgürlüğün düşmanı değildir. Sınır yokluğunda özgürlük değil, kaos vardır. IV. Meşru Sınırı Aşan Bağımlılıklar: İptila ve Akıl Kaybı Zararın ölçüsü nettir: – Allah’ın razı olmadığı, – insan onurunu zedeleyen, – aklın hükümranlığını askıya alan, – nefsin fücurunun yönetimi ele aldığı her alışkanlık, kınanan bağımlılıktır… V. Modern Özgürlük Miti: Bağımlılığın İnkârı Modern çağ, insana “özgürleş” derken aslında şunu teklif eder: Fıtratına bağımlılığını inkâr et! Oysa inkâr edilmekle fıtrî bağımlılık yok olmaz; şekil değiştirir. Allah’a kulluğu reddeden insan, bu kez hazza, tüketime, onaya, alkışa, hız ve dopamin döngüsüne yani nefsin fücûruna bağımlı hâle gelir. Bu yüzden modern insan, tarihin en “özgürlük” söylemine sahip olduğu çağda, iradesi en kırılgan insan tipidir. Çünkü: Kulluktan kaçan insan, mutlaka başka bir şeye kul olur. VI. Kaçılması Gerekmeyen Bağımlılıklar: Fıtrî Bağlar ve İnsanı İnsan Kılan Esaretler Bağımlılık dendiğinde, çoğu zihin otomatik olarak “kurtulunması gereken şeyleri” düşünür. Oysa bazı bağımlılıklar vardır ki onlardan kurtulmak, insanlıktan kurtulmak anlamına gelir. İşte bu nokta, modern zihnin en çok zorlandığı yerdir: “Başıboşluk dışında, her bağımlılığı esaret ve zayıflık sanmak.” Hâlbuki insanı ayakta tutan pek çok bağ, iradeyle seçilmemiş, ama insanın iç dünyasında güçlü bir yön verme kabiliyeti olan bağımlılıklardır. A. Aileye Bağlılık: İradeden Önce Gelen Bir Bağımlılık İnsan ailesine çoğu zaman iradesiyle bağlanmaz. Anne sevgisi, baba şefkati, evlada yönelen merhamet; mantıkla inşa edilmiş tercihler değildir. Bunlar daha çok duygusal ve fıtrî bir mecburiyet olarak yaşanır. Bu yönüyle bakıldığında, aileye bağlılık bir tür bağımlılıktır. Ama bu bağımlılık, iradeyi kilitleyen değil; yön veren bir bağımlılıktır. İnsan çoğu zaman ailesi için sabreder, ailesi için çalışır, ailesi için vazgeçer. Bu bağımlılıktan kaçmak değil muhafaza etmek gerekir. B. Merhamete Bağımlılık: Zayıflık Değil, Yön Verici Bir Güç İnsan, insanlara karşı tamamen kayıtsız yaşayamaz. Yakınlarına, din

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.