ve Kelamcıların önemli bir kısmı hemfikirdir. Çünkü Arap dili nedir, sorusunu “şey” yani “akılsızlar” için sorar. Allah için caiz görülen soru: Kim, sorusudur. هّٰللاُ َٓآَل ا ِٰلهَ ٰا َِّٓآَّل اَن َ۬ا ّٰ اِنَّن۪ ٓي اَنَا ْ صلوة َ ِل ِذك ۪ري َّ فَا ْع…
ve Kelamcıların önemli bir kısmı hemfikirdir. Çünkü Arap dili nedir, sorusunu “şey” yani “akılsızlar” için sorar. Allah için caiz görülen soru: Kim, sorusudur. هّٰللاُ َٓآَل ا ِٰلهَ ٰا َِّٓآَّل اَن َ۬ا ّٰ اِنَّن۪ ٓي اَنَا ْ صلوة َ ِل ِذك ۪ري َّ فَا ْعبُ ْدن۪ ۙي َواَقِ ِم ال BEN ALLAH’IM; BENDEN BAŞKA İLAH YOK! Taha suresi 14. Ayet. Ayetin siyak ve sibakından olayın geçtiği yer, muhatap ve içeriğine dair bir fikir sahibi olabiliyoruz. Çölün ortasında bir çalıdan gözleri kamaştıran ışıkla beraber bir ses: Ben Allah’ım! Allah nedir veya kimdir, gibi bir sorunun cevabı müphem de olsa ayetin içinde var: Ben, kendisinden başka ilah olmayanım. Müphemlik, soru sormaya mahal bırakmadır. Nitekim peki ama ilah nedir, diye bir başka soru sormamızı zorunlu kılıyor. Hz. Musa İsrail oğullarındandı ve İbranice konuşuyordu; belki de böyle bir soru sorma ihtiyacı duymadı ya da şaşkınlığından sormaya mecali yoktu. Tevrat’ta hikâye daha açık ifadelerle anlatılır ama müphemlik daha da daralır: “Ben babanın İlahıyım; İbrahim’in İlahı, İshak’ın İlahı ve Yakup’un İlahıyım.” Belli ki Musa Nebi, sen kimsin sorusunu, nezaketinden, halkım sorarsa ben ne cevap vereceğim, şeklinde soruyor. Cevap tam da burada anlamın müphemliğini daha da daraltıyor: Ehyeh asher ehyeh/ Ben Benim. Bu ifadeyi daha anlaşılır kılmak için “Ben Var Olanım” şeklinde tercüme etmiş Tevrat müfessirleri. Allah için “nedir” sorusunun sorulmasının caiz olmadığı konusunda dilciler ve Kelamcıların önemli bir kısmı hemfikirdir. Çünkü Arap dili nedir, sorusunu “şey” yani “akılsızlar” için sorar. Allah için caiz görülen soru: Kim, sorusudur. Kimsin, sorusuna Musa’nın diliyle verilen cevap Ben Benim/ Ben, Ben olanım. Hz. Muhammed aynı soruyu sormuş gibi varsaydığımızda Arapça cevap Enellah/ Ben Allah’ım, olmuş. 6. Yüzyıl Arap zihninde Allah tam olarak ne anlama geliyordu; bu bir başka yazı konusu. Benim takıldığım kelime ise اناyani BEN. Ben kelimesi dil bilgisi açısından zamirdir; ismin yerine kullanılan kelime; gizlemek, içte tutmak, kalpte saklı tutmak, içsel bilinç gibi anlamlara gelir. İsmi içinde, zımnında saklayan manaya işaret eder. BEN zamirinin olmazsa olmazı SEN zamiridir. Kur’an’nın mesani dilinde ikisi- ben ve sen- birbiri için hayati önemdeler; Ben olmadan Sen, Sen olmadan Ben olmaz. Bu yaklaşım, Güney Afrika’da UBUNTU adıyla bir felsefeye de zemin olmuştur: “Ubuntu, insanı başkalarıyla birlikte var olan bir varlık olarak gören, merhamet ve dayanışmayı merkeze alan Afrika kökenli bir felsefedir.” I am because you are/ Ben, Sen olduğun için varım. “I relate, therefore I am/ ilişki kuruyorum, öyleyse varım” Ben varsam Sen de varsın; Sen varsan Ben de varım. Sen ve Ben’in varlığı ise Sen ile Ben arasında kurulan ilişkiyle orantılı. Ben ve Sen yer değiştirdiğinde ikisi de Ben oluyor veya Sen. Ben nedir veya Ben felsefesi neye tekabül eder, ya da Ben’in hikmetine dair ne biliyoruz? Allah “Ben” derken maksadı ne ola? “Ben Allah’ım; kendisinden başka ilah olmayan! O halde bana kulluk et ve bana ihtiram için salatı ikame et” Bu ifadeleri daha iyi anlamak için insani bir dille tercüme edebilir miyiz? Mesela şöyle bir şey mi: Ben kendisinden başka itaat edilmeyen generalim; o halde bundan sonra bana tabi ol ve sadece benim emirlerime uy! Veya Ben ikincisi olmayan tek sultanım; bana tabi ol ve hizmet et! Ben neyi ihtiva eder, Ben bir kimlik midir? Ben’in bir felsefesi var mıdır? Ben zamirdir, demiştik. Zamir isme dair bütün bilgi ve nitelikleri içinde barındırır. İsme ait efradı cami, ağyarı mani ne varsa hepsini kendinde cem eder. Bu manasıyla Ben aynı zamanda diğer bütün Benlerden bağımsız ve özgün bir biricikliği de ifade eder. Her Ben kendine hastır ve biriciktir. Başka Benlerle benzerlikleri onu bu özgünlüğünden ve bağımsızlığından kopar- maz. Öyleyse Ben Allah’ım, ifadesi en temelde bütün boyutlarıyla Tevhid ilkesini de dikte etmiş olmuyor mu? Ben El İlah olanım; o halde İlah olarak her neyi takdis ediyorsanız bilin ki o sahtedir, yok hükmündedir, manasına bizi götürür mü, elbette! Ben bir kimlik ibrazı ise Allah’ın kimliğine dair bir şey söyleyebilir miyiz? Elbette; kendine güvenen için iyi bir kitap çalışması olabilir! ْ َواَنَا اخت َ ْرت ُ َك فَا ْست َ ِم ْع ِل َما يُوحٰ ى Ben Seni seçtim; öyleyse sana vahyedileni iyi dinle! Ben, Sen’i seçtiğine göre Ben ile Sen interaktif bir ilişki içerisindedirler. Yoksa tek taraflı bir seçim mi! Neyse! Meselemiz o değil; Ben ve Sen muhataplık düzeyinde bir ilişki biçimine tabiler ve yaşamda tek gerçek ilişki biçimi budur. Ben gerçektir, Sen de gerçektir; O halde Ben ve Sen ilişkisi iki gerçekten çıkan bir başka gerçektir. Bu ne anlama geliyor? Bu O- üçüncü tekil şahız- zamirinin yaşamda bir gerçekliğinin olmadığı anlamına geliyor. Öyleyse beşeri ilişkilerini O üzerinden değil Ben ve Sen üzerinde kurmak lazım gelir. Bu gerçeklik bizi bir başka gerçeğe daha götürür: Ben’i yani kimliği oluşmamış biri “kişi” olma özelliğini kazanamamıştır. Kişiyi, “Adam” olarak da düşünebiliriz. Adam Ben sahibi insandır; bir kimliği vardır ve bu kimlik sadece kendisine hastır, biriciktir. Bunu nasıl anlayacağız? Özgünlük her alanda ve her konudadır. Esası üretkenliktir. Üretiyorsan ve ürettiğin kendinden ise bir Ben’in var demektir ve işte o zaman bir Sen’in de mutlaka olur. Ben ve Sen olduğunda zorunlu olarak üçüncü bir kişiliğe daha ulaşırız ki buna da Biz denir. Ben halkası ile Sen halkasının birleşmesinden doğan zincir gibi. Her halka kendincedir, biriciktir; halkalandıklarında ise zincir.
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.