بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 8 · Kasım 2024 · ISSN 3023-7688

Dosya: Ahiret

Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler. BAKARA :46

۞
Önsöz

Ahiret

Yayın kurulu adına
İnsanı yaratan ona yol gösteren ve sonunda yoluna uyanları vadettiği güne kavuşturan Rabbimize hamdolsun. Allah’ın vadine en zorlu şart- larda inanan ve hiçbir zaman geri adım atmayan, sonuçta Allah’ın nimeti dünya iktidarını yaşayarak emri ilahiye teslim olan Resulü Hz. Muhammed ve onun âl asha- bına salat olsun. Kaçınılmaz son. Yaratanın kendisi dışında meydana getirdi- ği her şeyin yaratılışına koyduğu kaçınılmaz hakikatlerden birisi. İnsan bu son kelimesine takılmış önce, bu son ve sonsuzluk kelimesinden kaybetmiş ilk imtihanı. Sonlu olmaya yatkın değil insan, sonsuz olma onun genlerinde var, ama yaratanın kader olarak biçtiği bir hakikat var sonlardan sonsuzluğa ermek. Hz. Ademin yaratılış sahne- sini bizlere Kur’an’da kıssa eden Rabbimiz, Adem’e esmayı öğrettik der, fakat bu esmanın içinde son, sonsuzluk, ahiret kavramları var mı? Detay vermez. Fakat sonrasın- da yaşanılanlara baktığımızda es- manın içinde var olan kavramların aynı zamanda imtihan sürecinin anahtarları ve şifreleri olduğunu görürüz. Aynı zamanda ilk olumsuz anlamda kelime üzerinden bir sonraki sürecin başlama star- tının verilmiş olması da ilginç. Bu ilginçliğe bir başka enteresan süreç daha eklemlenmiştir artık. Sonsuzluğa uzanan yeni bir sonlu süreç. Rahmetli Necip Fazılın bir yerlerde dediği gibi sonsuzluğu yaşıyoruz, sonların içinde. Âdem atamızın yaşadığı sınır- sız nimetler içinde imiş gibi içine konduğu ve sınırsız, sonsuz mü- Editör Ahiret kafatın yaşanabileceği alem adaşı cennetten sonlu olmakla ayrılmış- tı. İlk kandırılmamız, ahir kelimesinin karşıtı gibi duran bir kelime üzerinden ebediyet vurgusundan gerçekleşmişti. İlahi hikmet bizi sonsuzluğa sonların içinden geçirerek taşımak istiyordu. İnsanın içindeki sonsuzluk duygusu onu mahut sona mah- kum ediyordu. Sonlu aleme gelmiş insanoğ- lunun varlık hakikatini kavrama acziyeti imtihan gereği seçenek- lerden birisi olunca, yeniden bir sonsuzluk ebediyet vurgusu hayatın can damarlarında dolaş- maya başlıyor. Hikayelere yerleşi- yor, “ölümsüzlük iksiri” arayışları. Hatta Lokman Hekim onu tam bulmuş oluyor da elinden düşürü- yor akan ırmağa karışıp kaybolu- yor. Madem sonsuzluğu kaybettik bu alemde öyleyse sonlu olmayı kabullenerek, sonsuzluğa namzet bir hayat sürdürelim. Bir davamız var artık, sonsuz- luğa namzet, fakat süreci tamam- layabilmek ve kazanmak bize kalmış. Bir hayat yaşamalıyız ki, sonsuzluk aleminde devşirilmek üzere ekenek kılınmış bu alemde, kokusu ta cennetten gelen yarım kalmış nimetimizi tamamlama im- kanına erebilelim. Öyle tohumlar saçalım ki bize hayat diye bahşedi- len mezranın her karış toprağına, sonsuzluk aleminde devşirdiği- mizde içimiz aydınlansın, baktıkça gözümüzün nuru olsun, başkaları- na gösterildiğinde herkesin beğe- nebileceği işler olsun. Fakat bizi ilk ikram yurdundan kovduran lâin, önümüzde, ardı- mızda, sağımızda solumuzda, her yerde, her kılıkta pusuda bekliyor. Babamız Ademe kurduğu ilk tu- zaktaki ustalığını her dem sergi- liyor. O hep sureti haktan yana, yanımıza yanaştığında aynı usta- lığı sergiliyor. Bizde her defasında aynı babamız Ademin acemiliğini sergileme gafletini ortaya koyuyo- ruz. Şeytana karşı hep toy kalacak- mış gibi bir görüntümüz var. Âdem atamızı cennete koyan Rabbimiz ona ilk ilahi vahyini şeytana karşı uyanık olması konusunda vermişti. Zaten içinde bulunduğu ortam şeytana dikkat edildiğinde Allah’ın unutulmayacağı bir ortamdı. Bir emir yeterli iken, ona riayet edemeyen, dikkat kesilemeyen Adem soyuna, bir çok emre dikkat etmesi gereken bir aleme indirilme emri verildi. Artık biz sonlu ve birçok emre dikkat etmek zorunda olduğumuz bu alemde yeniden ilk emir ola- rak şeytana karşı uyarıldık. İkinci uyarı emrimiz Rabbimizden bize gelecek uyarılara karşı dikkatli olmak ve kulak kesilmekti. İndirildiğimiz, rütbelerimizin sökülerek yeniden o rütbelere erebilmek adına mihnetten mihnete atıldığımız bu sonlu aleme biz kendi yaptığımızla düş- müştük. Birileri diyebilir ki o ben değildim, Ademdi. Hayır o sizsi- niz. Bir bakın bakalım Allah’ın sizi içinde yarattığı nimetlerden dışarı atılmak için nasıl gayretli dav- ranıyorsunuz. Nerede yasak var, nerede yanlış var, hepsini sonsuz biçimde istifade edebilecekmiş gibi deniyor, kullanıyor ve atıyor- sunuz
Önsözün tamamını okuyucuda aç
8 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
10 yazı

İçindekiler

۞