بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 5 · Ağustos 2024 · ISSN 3023-7688

Dosya: Milliyetçilik

Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır. HUCURAT:13

۞
Önsöz

Milliyet

Yayın kurulu adına
Bismihi teala “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok it- tika edeniniz, onu en çok sayanınız, kurallarına en çok riayet edeninizdir. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır.” (Hucurat suresi 13) İnsanlık tarih boyunca kendisini iki temel umde etrafında ifade edegelmiştir. Bunlardan birincisi ve asl olanı din, ikincisi kavmi- yet asabiyettir. Yeryüzünde ilk varoluş ve kimliklendirme din üzerinden gerçekleşmiştir. Bunu ilk insan Âdem as ve Kuranın onun yeryüzüne indiriliş kıssasını anlatan ayetlerinden çıkarıyoruz. Çünkü bu toplumda insanlar tek bir atadan dünyaya gelmişti. Fakat sonraları hucurat suresi 13. Ayeti kerime- de beyan edildiği gibi insanlık “tanışmak için farklı ırklara ve kabilelere” ayrıştırılmıştır. İnsanlar varlık hakikatini kavradığı sürece bu ayrışma insanlığa zarar vermemiş aksine, bir zenginlik olmuştur, dindarlığın zayıfladığı zamanlarda ise insanlar kavmiyetçiliği teş- vik edecek bir zemin meydana getirmiştir. Böyle dönemlerde kavmiyet ya da atalar fetişinin ön plana çıkarılmış olması, Hucurat suresi 13. ayetin devamında beyan edilen; “insanlık için üstünlük değe- ri olan, kişinin Allaha yakınlığı esası” yok sayılmıştır. Allaha yakınlık ulvi bir duygudur fakat soyuttur. İnsan kendini ulviyetten soyutladığında, elle tutulur, maddi bir değere nispetle üstünlük iddiası geliştirir. Buda insanın var olmasında asla tercihte bulunması mümkün olmayan bir nitelik olan kavmiyetçilik iddi- asıdır. Son yüz yılda anlamsız bir biçimde “insanların muhtaç oldukları kudretin damarlarındaki asil kanda mevcudiyeti” anlayışı hiç de haklı olmayan kuru bir iddia olmaktan öte gitmemiştir. Hatta bu iddia in- sanlığın felaketine sebep olacak savaşların kışkırtıcısı olmuştur. Germen ırkının üstünlük iddiası iki dünya savaşına sebep olmuş ve insanlığa kan banyosu yaptır- mıştır. Kavmiyet insanın kendi kazandığı bir hakikat değildir. Bu sebeple üstünlük sayılması cahilce bir iddiadan öte geçmez. İnsana değer katan ve üstünlük vesilesi sayılacak erdemler, insanın kendi şahsiyetini insanlık adına geliştirme çabalarıdır. Bu da ancak kav- miyetçiliğin dışında yaratılış hakikatine uygun olarak, insana anlam kazandıran dinle mümkün olabilir. Din insanlığın birleştirici, kavmiyet ayrıştırıcı unsurudur. Asırlarca üç kıtada din kardeşliği esası ile birçok ırkı bir arada tutan Osmanlının son döneminin par- çalayıcı unsuru ulusçuluk yani ırkçılık olmuştur. O dönemi en iyi yaşayanlardan biri olarak Mehmet Akif Ersoy aşağıdaki dizelerde içinden geçtiği süreci şöyle anlatmış. Hani milliyetin İslam idi... Kavmiyyet ne? Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine, “Arnavutluk” ne demek, var mı şeriatta yeri Küfrolur başka değil, kavmini sürmek ileri. Arap’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e yahut Kürt’e, Acemin Çinliye rüçhanı mı varmış? Nerde? Fikri kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber En büyük düşmanıdır ruh-u Nebi tefrikanın Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın! Altı asır boyunca din terbiyesi altında, insanlık adına birlik beraberlik duygusunu iliklerine kadar yaşamış bir toplumun bir yere kadar birbirine ırk an- lamında hiçbir ayrım gözetmeden bakan insanlarının dini bir kenara bırakarak ırkçılıkla yaklaşması derin yıkımlar meydana getirmiş olmalı ki bu denli büyük bir feryada sebep olmuştur. Son dönemlerde bütün birleştirici unsurları elinden alınmış, insanlığa dair temel değerleri alt üst edilmiş toplumun, manevi dinamikleri üzerine bina edilmesi söz konusu olan değerler, maneviyat zemini yok edildiği için yerle bir olmuş ve insanlığı kurtarabi- lecek bir anlayış bina etme imkânı da ortadan kalk- mıştır. Irkçılığın kötü bir şey olduğunu söyleyen din, yok edilmeye çalışıldığı için, insanlar doğruyu eğriden ayıracak zemini kaybetmiştir. Art niyetli cenahların toplumu parçalama çabaları başarılı sonuçlar vermiş- tir. Din duyguları ortadan kalkmış topluma bu yaptı- ğınız yanlış Allahtan korkun diyebilecek zemini, kötü örnek olan Müslümanlar vesilesiyle kaybetmiş bulun- makta, işin bir diğer acı tarafıdır. Bir şeyin doğruluk ve eğriliğine karar verme maka- mı her şeyi yoktan var eden Allah’tır. Allah ırkçılığın ayrıştırıcılığını, takvanın birleştiriciliğini asıl kabul etmiştir.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
8 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
10 yazı

İçindekiler

۞