بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 5 · Ağustos 2024 · Mektup · s. 10

YÂREN MEKTUPLARI-4 Fe Eyne Tezhebûn/Bu Gidiş Nereye?

İbrahim Şahin — İmtiyaz Sahibi

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Herkes haddini ve hududunu bilsin, haksız yere tekebbüre kalkışmasın, birbirlerine üstünlük taslamasınlar diye de, katında üstünlüğün renkte, ırkta, cinsiyette değil takva da, yalnızca kendisine iman ve itaat hususunda samiyette olduğunu beyan ederek aralarına…
Herkes haddini ve hududunu bilsin, haksız yere tekebbüre kalkışmasın, birbirlerine üstünlük taslamasınlar diye de, katında üstünlüğün renkte, ırkta, cinsiyette değil takva da, yalnızca kendisine iman ve itaat hususunda samiyette olduğunu beyan ederek aralarına hikmetli hudutlar çizen Rabbimiz ne yücedir sevgili yârenim. Aman Allah’ım! Bu nasil bir akıl tutulmasıdır böyle? Bu nasıl bir vicdan fukaralığıdır? Başta filistin/Gazze, doğu Türkistan, Keşmir, Çeçenistan, Arakan, mısır, Suriye, Yemen ve daha bilmem ne kadar mazlum coğrafyada asırlardır süregelen inkarcı, ırkçı, şövenist, faşist zulmün ülkemde de, hatta şehrimde baş gösterdiğini görmek ne büyük bir travma Allah’ım!? Hem de merhameti, adalet duygusu, vicdani değerleriyle cihana nam salmış bir ecdadın torunları tarafından ülkesine sığınmış mazlum bir topluma reva görülecek bir taşkınlıkla! Hem de bir zamanlar aynı cephelerde küffara karşı yüreklerini, ellerini ve kaderlerini birleştirerek mücadele vermiş bir toplumun torunlarına reva görülmenin utancını taşıyan bir yüz karası davranışla! Kusura bakma noolur sevgili yârenim; Selamsız, sabahsız dalıverdim satırlar arasına işte böyle yalın kılıç. Bütün varlıkları bile isteye ve severek inşa ve ibda eden, onların arasından da “Eşref-i Mahlûkat” olarak insanlık ailesini yaratan, birbirleri ile meyil ve ülfet etsinler, konuşup, anlaşıp, kaynaşsınlar, yardımlaşsınlar diye de onları ırk, ırk, kavim, kavim, kabile, kabile, gurup, gurup yaratan rabbimize hamd ve sena olsun. Herkes haddini ve hududunu bilsin, haksız yere tekebbüre kalkışmasın, birbirlerine üstünlük taslamasınlar diye de, katında üstünlüğün renkte, ırkta, cinsiyette değil takva da, yalnızca kendisine iman ve itaat hususunda samiyette olduğunu beyan ederek aralarına hikmetli hudutlar çizen Rabbimiz ne yücedir sevgili yârenim. Selamların en güzeli; İlk insan ile başlayıp Hatem-ün-nebi, Hz. Muhammed (sav) ile de hitame erdirdiği kutlu mesajları ile sadece kendisine itaat ve ibadet ilkesini koyarak genelde tüm kâinatın, özelde de insanlık ailesinin huzur, barış, güven ve muhabbetini murad eden yüce Allah (cc)’ın selamıdır sevgili dostum. İşte, özünde rahmet, bereket, izzet, ikram, ihsan ve mağfiret barındıran o kutlu selam senin, ailenin, sevdiklerinin, sevenlerinin ve dâhi cümle Ümmet-i Muhammed’in üzerine olsun dilerim. Nasılsın görüşmeyeli sevgili dostum; Hayallerin, düşlerin, hesapların, hedeflerin, umutların, sevinçlerin, sancıların ne âlemde? Tadını çıkarabiliyor musun yaşadığın hayatın? Güven ve huzur duyabiliyor musun yaşadığın toplum içerisinde? Peki ya yüreğinle aran, odaklandığı ufuk nasıl? Komşularını, mahalleni, şehrini, ülkeyi kucaklayabiliyor mu? Yani dünya da olup bitenleri dert edinebiliyor musun kendine? İlâhi hudutlara, insani ilke ve hassasiyetlere başkaldırarak kâinatın ve insanlığın huzurunu bozan söz, duruş ve davranışlar senin de huzurunu kaçırıyor mu? Yoksa bencil bir hayat mıdır istediği kalbinin; Yaşadığın dar alanla mı sınırlı görüp hissettikleri, “nemelazım” mı diyor yoksa şahit olduğu haktan, adaletten, insanlıktan, merhametten nasipsiz kimi insan, toplum ve olaylara? Dur! Hemen celallenme öyle sevgili yârenim. Tabi ki biliyorum öyle olmadığını. Tabi ki biliyorum erdemli bir yürek taşıdığını göğsünde. Nasıl unuturum daha birkaç gün önce beni arayıp hıçkırıklar içerisinde paylaştığın duygularını. Nasıl unuturum “Sevgili yarenim, iyi değilim” diye sızlanışını. Nasıl unuturum “Yârenim, bu ırkçılık nasıl bir canavarlıktır; Yahudi yamyamlarda da olduğu gibi dünyanın neresinde bir zulüm varsa, neresinde bir sırtlanlık varsa Kavimler olarak yaratılma hikmetini barış ve yardımlaşma anlamından saptıran saplantılı hasta ruhların seçkin kavim, üstün ırk safsataları ve bunun uğruna yapılan şenaatler çıkıyor altından.” Deyişini. “Biliyor musun yârenim bu bağlamda hiç rahat değilim; Kendimi Doğu Türkistan’da hissettiğim oluyor bazen. Bir an evime kendi genç erkeklerini yerleştirerek gözlerimin önünde onurumu çiğniyorlar onursuzca Hindu yamyamlar” diye sızlanışındaki hicranı nasıl unuturum. “Ân oluyor, Filistin’de, Gazze’de, Myanmar’da, Bosna’da

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.