“Allah sağlam söze iman edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette
sağlam tutar; Allah zalimleri de şaşırtır ve Allah dilediğini yapar.” İBRAHİM:27
۞
Önsöz
Tevhid ve Şirk
Yayın kurulu adına
Ezelden ebede, mikro alemden makro aleme doğru bir yürüyüş gerçekleştirdiğimizde,
tevhidin hep egemen olduğunu görürüz. Varlık aleminin yaratıldığı günden beri ve insanın
bu alemde elest bezminde var edildiği gün itibarıyla bütün bir varlık aleminin seyri sülü-
künde hep işlerin kendisine döndürüldüğü bir Rabbül Alemin var ve Rabbin ol demesinin
dışında bir iş yok ise işte bu tevhidin ta kendisidir. Yani O ne demişse hep o olmuş ve elan
ne diyorsa o oluyor ve bizim için ati dediğimiz vakitte o ne derse o olacak.
Peki şirk bunun neresinde dersek, koskoca alemin içinde, varlık itibarıyla toplu iğnenin
ucu kadar yer işgal etmeyecek bir cirme sahip insanın bulunduğu mikro alemdedir.
İnsanın dışından bakıldığında bu kadarcık görünen bir hacme sahip şirkin, insan tara-
fından bakıldığında nasıl görüldüğüne gelince, koskoca bir ömür denilen yetmiş ila yüz yıllık
zaman diliminde ortaya çıkarılan bir yangın mesabesindedir.
Hz. Peygamber as in benzetmesiyle, insanın ezelden ebede, okyanusta bir damlacık yer
bile tutmayan ve dünya hayatı denilen, insanın bir ağacın gölgeliğinde eğleştiği kadar kısa-
cık bir vakitte, ahiretinin tumturağı olacak ateşi yakarak, ebet yolculuğuna devam etmesi
halidir şirk.
Global manada bakıldığında hep tevhidin egemen olduğu bu varlık alemi içinde insanın
kendi kendisini cehennem narına yakması manasına gelen şirk, bir bedende bedeni baştan
ayağa ateşlere tutuşturan küçücük bir mikrop gibidir ve etkisini ortaya ancak o bedende
koyabilir. Yani insanlık alemi dediğimiz insana göre büyük, mevcudata göre küçük alemde.
Ateşler içinde yandığınız bir vakitte sizin gibi ateşlere yanmayan doktorun karşısındaki hali-
nize baktığınızda durumunuz neyse şirkin bütün bir alem içindeki varlığı o kadardır.
Bütün bu bakışlardan sonra insanın evrenine geldiğimizde, dinü dünya denilen hayatın
içinde insanın ukbasını sağlama alacak ve var edildiği günden itibaren, dünya serüvenini
tamamlayacağı güne kadar hayatında tevhidini temin edecek din, dünya için mi vardır, ahi-
ret için mi tartışmalarına bakıldığında dareyn saadeti terkibinde ifade edilen anlamda hem
dünya hem ahiret hayatı için var olduğunu görürüz.
Din, insanın var edildiği günden itibaren, ezelden beri var olan tevhidin teminine nefer
olup olmayacağına dair, imtihan edildiği dünya üzerinde, din gününe taşıyacağı saadetini
gerçekleştirecek, ilahi nizamın adıdır.
Şirk ise insanın hayatı denilen zaman diliminde koparılan ve yukarıdan beri anlattığımız
kadar bir zamana tekabül eden, kıyametlerin, sistemin akamete uğratılması adına, çıkarı-
lan, insana göre büyük, varlık aleminin sahibine göre ufacık yangınların, israfın ve ifsadın
adıdır.
Ama insan; hep bulunduğu andan hayata makro anlamda bakarak yaşadığı için, şirkin
insanın aleminde meydana getirdiği bütün olumsuzlukları iliklerine kadar hisseder.
Müşrik bir insan, zihin dünyasında varlık sebebine bağlayamadığı için gerçekleşen bey-
hude tartışmaların anlamsızlığı içinde kıvranırken, yaşam dediği alanda, hakikatle bağdaş-
madığı için, manasız, iğreti duruşlar sergileyen ve bedenine oturmamış elbise görüntüsü
içindeki davranışların ikilemi içinde amacına ulaşamayan bir hayat yaşar.
Şirki dünyada var etme çabasında olanların kıyamet gününde ve din gününde ortaya
koyacakları pişmanlıkları, dünya hayatı denilen, cazibesi insanın gözünü karartan hayatın
içinde, imtihan perdesi ile perdelenmiş sahnede gerçekleşen oyun ve eğlenceden ibaret
tiyatroda ortaya konulanların sonucunda ortaya çıkacaktır.
Göz oldur Hakkı göre
Yol oldur hakka vara
Dizelerinde ifade edildiği gibi, tevhidin aydınlığını kendine çerağ eylemiş, mümin kullar
uçmağa aday, şirkin karanlığında eğlenenler ise tamuya aday bir hayatın neferidirler.