بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 4 · Temmuz 2024 · Makale · s. 12

Tevhid; Mahlûkun Hâlıka Ruku’u Verke’u me’eraki’in/ ruku’

Nezir Ergenç — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
edenlerle birlikte ruku’ edin! Tevhid ‫ توحيد‬terimi tef’il vezninde Bir’lemek, Bir’e raptetmek, Bir’in cazibesinde devrinmek anlamlarında kullanılabilir. Bütün bir varlık unsurlarının bir merkez etrafında sistemleştirilmesi ya da bir düzene tabi tutulması ola…
edenlerle birlikte ruku’ edin! Tevhid ‫ توحيد‬terimi tef’il vezninde Bir’lemek, Bir’e raptetmek, Bir’in cazibesinde devrinmek anlamlarında kullanılabilir. Bütün bir varlık unsurlarının bir merkez etrafında sistemleştirilmesi ya da bir düzene tabi tutulması olarak da anlaşılabilir. İnsanlık tarihi bir yönüyle de, insanın kendisi ve diğer varlıklarla ünsiyetinde kurduğu ilişkinin Tevhid eksenli olup olmamasıyla alakalıdır. Düşünce, san’at, iktisat, siyaset, ahlak ve benzeri tün insani alanlarda oluşturulan yaşam tarzının Tevhid’le olan irtibatı bize söz konusu değerlerin ve bu değerlere bağlı insanların hem yönlerini ve hem de dünya görüşlerini gösterir. Bu sebeple Tevhid salt bir inanç manzumesi değildir; aksine hayatın tüm alanlarına direkt etki eden hatta alternatifsiz kendine bağlayan bir cazibe odağıdır. Bu cazibenin dışında kalan her niyet, fikir ve eylem kâinattaki sisteme muhalif, ayrık ve fesat çerçevesinde değerlendirilecektir. İlahi bir emirle inşa edilen Kâbe tam da söylemeye çalıştığım sistemi havidir; Kâbe ortada ve O’nun etrafında kurulan yaşam alanları; evler, çarşılar, insanlar bir nev’i O’nun cazibesiyle tavaf halinde. Selçuklular medeniyetlerini bu anlayışla inşa ettiler; merkeze kubbesiz camii yerleştirip etrafında hamam, medrese, çarşı ve en dış çepere de meskenleri yerleştirdiler. İnancın cazibesinde sağlık, ilim, ticaret ve meskenden oluşan bir medeniyet manzumesi. Her şey ve her kes Allah’a rabıta halinde. Selçuklu camilerine merdivenlerden aşağıya inilerek girilmesi de bu ilahi merkeziyetçiliği pekiştiriyor. Zira Allah’ın huzuruna başı önde bir kul edebiyle giriş yapar mümin. Osmanlı, Tevhid merkezli yaklaşımı bütün müştemilatı bir Tek’e bağlayarak ya da bir Tek’i en üte koyarak sembolleştirdi. Selçukluların tersine Osmanlı camileri yüksek kubbeli olarak tasarladı. Camiyi yüksek bir kubbeyle ihtişamlı kıldı; çünkü o, insanın bir kul rütbesiyle ancak bu yüce kubbenin- güç, iktidar- altında huzur bulabileceğini tasavvur etti. Bu sebeple kubbenin yüksekliği aynı zamanda müminin iman yüceliği ve ilahi iradenin kapsayıcılığına da işaret oldu. Bütün müştemilat kubbeye rabt edildi; kubbe ise son taşla tamama erdirildi. “Bugün size nimetimi tamama erdirdim ve size din olarak İslam’ı seçtim” ayetinin bir tezahürü manasında

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.