O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan,
hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’ân onda indirildi.
BAKARA: 185O
۞
Önsöz
Hayatı Allah Adına Yeniden Okumak
Yayın kurulu adına
1458 yıl önce, daha önce bir
kitap okumamış ve sağ eliyle yaz-
mamış olan Muhammed as Hira
dağında neyi beklediğini, neyle
karşılaşacağını bilmeden inziva ha-
lindeyken, Allah’ın insanlığın kade-
rini değiştirmeyi murat ettiği Kadir
gecesinde kendisi için belirlenen
kaderin kapısından içeri girdi.
Allah (cc.) mülkünde kıyamete
kadar olayların merkezinde olacak
yeni değişimin temelini elçi olarak
seçtiği Muhammed as e vazife kıl-
mıştı.
İnsanlık bu saatten sonra belir-
sizliğin insanı yok eden dehlizle-
rinden, İslamın sıratı müstakimine
yönlendirilecekti.
Mekkeliler hiç farkında olma-
dıkları bir yol kavşağına gelmişler-
di. Artık onlar bu vakitten sonra ya
yeni yolu tercih edip Allah’ın neferi
olma saadetine ereceklerdi. Ya da
tercihlerini çok da uzun sürmeye-
cek olan karşı tarafta olma yönünde
kullanacaklar ve şerefli bir hizmet-
ten kendilerini mahrum bırakacak-
lardı.
Kur’an, Allah’ın Ramazan ve
Kadir gecesi kavramlarını birlikte
insanlığa lütfettiği kelamı ilahi. Son
elçi ile beraber kıyamete kadar in-
sanlığa kurtuluş muştusu.
Öyle bir gecede indi ki; takdir,
kader gecesi, kadru kıymeti biline-
si gece. Hem zamanın kadri, hem
de kelamın kadri adına önemli bir
gece.
O gece bütün bir insanlık Al-
lah’tan hidayet rehberi ve apaçık
delillerle donanmış Kur’an’a kavuş-
tu. Artık şirkin ve küfrün karanlık-
ları insanları esir alamayacak, bu
karanlıklardan beslenen şeytanın
avanesi hidayete tabi olanlardan
nasiplenemeyecekti.
Allah (cc.) yeryüzünde velisi
olmaya aday, canlarını ve mallarını
cennet karşılığında kendisine sata-
cak kullarını aramak adına yeni bir
akım başlatmıştı.
Artık okumanın şekli değiş-
mişti, yaratan Rabbi tanımayan
okumalar okuma sayılmayacak-
tı. Çünkü okumayı Allah’ın adına
yapmayı görev bilen, Allah’ın veli
kulları, öğrenmenin bidayetinin
Rabbinden geçtiğini biliyorlardı.
Ataları Adem’den başlamak suretiy-
le, ilk öğrenim Rabbin dergahında
başlamıştı. Kalemle yazmayı öğre-
ten, kitabı hikmeti öğreten de oydu.
Bu sebeple onun yolunu terk etmek
dalaletti.
İlk zamanlar zor geçti, çünkü
asırlardır devam eden Allah’ı ege-
men kabul etmeyen, yobaz sistemin
rantiyecileri kolayca vaz geçemez-
lerdi.
İlk günden ortaya konan ahi-
ret bilinci onları rahatsız ediyordu.
Zira onlar hesapları kendi kitapları-
na uydurdukları rantiye sisteminin
muhasebesinin kendilerinden baş-
kası tarafından yapılması taraftarı
değildiler. Allah ise bu uyduruk he-
sap anlayışının, hesabının sorulaca-
ğı din gününün Rabbi idi. Ellerine
çürümüş kemikleri alıp “kimmiş
bunu diriltecek” şovları yapmak su-
retiyle insanların gözlerini körelt-
mek istiyorlardı.
Allah cc indirdiği vahyini müş-
riklerin bütün foyalarını ortaya dö-
ken basiret kaynağı yapmıştı. Müş-
riklerin çok tanrılı sistemi ve darun
nedveyi nasıl çıkarları için basamak
yaptıklarını tek tek delilleriyle orta-
ya konmaktaydı.
Allah’ın kitabı okundukça in-
sanların küfre ve şirke karşı gözle-
ri açılıyor, Kur’an göze fer dizlere
derman oluyordu. Sistemin en zayıf
kılınmış insanları Yasirler, Sümey-
ye’ler, Ammar’lar Kur’an’dan aldık-
ları dirençle şirke karşı tekbir, tev-
hid nidaları atıyorlardı.
Müşriklerin üzerlerine basarak
sistemlerini devam ettirdikleri köle
Bilaller, kızgın kum üzerine yatırıl-
mış vaziyette karınlarına konmuş
taşların altından en şerefli nidayı
dünya kubbesine hoş bir sada ola-
rak bırakıyordu. Ahad ahad.
Bir de suçsuz günahsız öldürü-
len kız çocukları vardı. Allah in-
dirdiği kelamının henüz başlarında
öldürülen bu masum çocukların
hesabını hesapsızlığı ilke edinmiş
Mekke’nin oligarklarına soruyordu.
Bütün bu değişimin sebebi Al-
lah’ın damarları kurutan şirk ve
küfre rağmen indirmiş olduğu va-
hiyden başka bir şey değildi. Yeryü-
zü yeniden canlanıyordu. Kıyamete
kadar coşkuyla devam edecek, za-
man zaman fetret dönemleri olsa
da Allah’ın kendilerinden hoşnut
oldukları, Allah’tan razı olan ve
mallarını canlarını Allah’a adayan
kullar mutlaka bulunacaktı. Bütün
umutların kesildiği anlarda dahi,
zulme baş kaldıran Allah’ın erleri
mutlaka kendilerini meydana ata-
caktı.
Bu gün Kur’an, yeniden kendi-
ni kuşanacak kulları beklemektedir.
Allah’ı yok sayan insanlığı kendi
sömürü sisteminin çipli robotları
haline getirmeye çalışan sistemin
derebeylerine sizi reddediyoruz
Allahtan başka ilah yoktur deme
şerefine ermiş yürekleri Allah için
çarpan safları sık tutmayı ihtilafa
bölünmeye yeğleyen kulları gözle-
mektedir.
Vakit geç olmadan ölüm melek-
leri ne haldeydiniz siye sorduğun-
da zaaf haline düşürüldük demeyi
kendisine zül kabul edecek Allah’ın
kulları haydi, Şimdi o vakit, bundan
sonrası geçmiş olsun olabilir.