بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 1 · Nisan 2024 · Makale · s. 19

FOTOĞRAF: METİN ŞİMŞEK Kur’an ve Akıl

Mehmet Ayman — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Üzerinde yaşadığımız dünyanın yegâne/biricik akıllı öznesi insandır. İnsanın akıllı, düşünebilen bir varlık olması onu diğer canlı varlıklardan ayıran en bariz en açık özelliğidir. İnsan aklı sayesinde varlıklar, kişiler, olaylar ve olgular üzerinde düşünerek …
Üzerinde yaşadığımız dünyanın yegâne/biricik akıllı öznesi insandır. İnsanın akıllı, düşünebilen bir varlık olması onu diğer canlı varlıklardan ayıran en bariz en açık özelliğidir. İnsan aklı sayesinde varlıklar, kişiler, olaylar ve olgular üzerinde düşünerek kararlar verir, değerlendirmeler yapar. İnsan çok bilindik tarafıyla Ruh ve bedenden oluşan “Eşref-i Mahluk” (mahlukatın en şereflisi) olarak yaratılmış fakat “Kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden” Esfel-i Safiline (hayvandan da aşağıya) indirilmiş bir varlıktır. İnsanın Yaratılmışların en şereflisi olması; fıtratına/ yaratılışına konulmuş güzel hasletler(akıllı, tertemiz ve günahsız yaratılması) ve bedeninin/suretinin cemali/güzelliği vs gibi başkaca hasletler sayesindedir. İnsana verilen en büyük görev Aklın ne olduğu, mahiyeti, nicelik ve niteliği konusunda dini, felsefi, literatür( yazın)de çok farklı anlamalar yüklenmiş çok farklı tarifleri yapılmıştır. ve üzerine yüklenen en önemli sorumluluk da “üzerinde yaratıldığı o tertemiz fıtratı (İslam fıtratı) koruyup muhafaza etmesi ve yine üzerinde yürümekle sorumlu tutulduğu “Sırat-I Müstakimden” ayrılmadan yeryüzünü imar etmesidir. Her iki görevi layıkıyla yapabilmesi için de insana sadece bir sermaye; diğer bir tabirle “yol azığı” verilmiştir” Yani varımız, yoğu- muz bizim fıtratımıza yerleştirilen, biz insan yapan ‘aklımız’dır. Her ne kadar aklımız “Alamet-i Farika” yani ayırıcı özelliğimiz olsa da zaman zaman aklın işlevini yitirip aciz kaldığı veya haddini aştığı hatta tamamen işlevsiz hale gelip rotasını şaşırdığı da vakidir. İşte Böyle durumlar da Rabbimiz Bize Gaybi bir yardım destek, yol gösterici olsun diye peygamberleri vasıtasıyla imdat eder. Başka bir tabirle yolunu şaşıran insana yeni bir yol açar ve Vahiyle donanmış, seçilmiş ve “Âlemlere rahmet olarak” nitelendirdiği peygamberini ‘Hidayet Rehberi’ olarak gönderir. İlginç olan şudur ki Allah’ın vahiy yoluyla açtığı kurtuluş yoluna girebilmek “vahye yani Hidayete tabi olmak’ için de ya Rabbani bir lütfa (kalbe atılan hidayet nuruna ) Ya da yine o akla muhtacız. Zira aklı olmayanlar dini emir ve yasak-

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.