بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 7 · Ekim 2024 · ISSN 3023-7688

Dosya: Risalet ve Nübüvvet

Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. AZHÂB :45

۞
Önsöz

Rasul mü Nebi mi tartışmalarının arkasında yatan sapkın gerçeklikler

Yayın kurulu adına
Müslümanım diyen insanların, sapkın Hristiyan teolojisine sahip batılı müsteşrikler tarafından oluşturulmuş, ilmi dayanaktan yoksun saldırılarına alet olduğu zamanlardan geçiyoruz. Yakın bir zamana kadar in- sanlık adına en önemli ihtiyaç giderme mekanları olan helayı bile bilmeyen, lazımlığı bulduğunda büyük bir keşif yapmış gibi onun üzerinde ihtiyaç giderirken elçileri kabul eden krallıkların mensubu, barbar batı, Endülüs medresele- rinde papazların öğrendiği İslami ilimlerle aydınlandığını fark etti- ğinde Müslümanlarla arasındaki medeniyet farkının ne kadar açık bir makasa sahip olduğunu gördü. Medeniyet farkını gidermenin yolunu, Müslümanların eleştiri- lebilecek taraflarını kendilerine basamak yapmak maksadıyla şarkiyat anlayışını ihdas ettiler. İslami ilimler tarihinde var olan tartışmaları sadece küçük düşür- mek adına ileri boyutlara taşıyarak kendilerini Müslümanların üzeri- ne çıkarma gayreti içine girdiler. Vaz geçemedikleri İslam alim- lerinin isimlerini batılılaştırmak suretiyle Müslümanlıklarını ka- mufle etme eğilimini benimsediler ve bu insanları kendilerine mal etmeye çalıştılar. Modern bilimin matematik, tıp, astronomi, cebir gibi dallarında vaz geçemedikleri gerçeklikleri kendi kelimeleri üze- rinden kavramlaştırarak insanlığa medeniyet üstünlüğü kurmaya çalıştılar. Nebi-resul kelimelerinin batı- lılar tarafından, Kur’an bize yeter anlayışı çerçevesinde Müslüman- ların gündemine gerçek problem buymuş gibi sokulması, Müslü- manlar arasında suni gündem Editör Rasul mü Nebi mi tartışmalarının arkasında yatan sapkın gerçeklikler oluşturma amacı güder. Her ne kadar bizim ilim geleneğimizde bu konular tartışılmış olmasına rağ- men hiçbir şekilde sonuç olarak batının çıkış noktasına getirdiği hale bürünmemiştir. Nebi- resul kavramları gibi ilmi konuların konuşulabilmesi ve tartışılabilmesi adına ilmi bir dü- zey, alt yapı gerekliliği kaçınılmaz- dır. Kavramların bilgiden soyut- lanmış vaziyette, konunun cahili insanlar tarafından tartışılması, abes sonuçlar ortaya çıkarmakta- dır. İnsanlar bilmedikleri konula- rın kavramlarını doğru kullanıp kullanamadığının bilincinde olma- dan tartışma ortamları oluştur- maktadırlar. Sonrasında bilmeyen insanların körü körüne savunduğu spot cümleler üzerinden neticelen- mesi mümkün olmayan tartışma- lar meydana gelmektedir. Şimdi ne yapmalı, kanaatimce konunun ilmine sahip olmayan insanlarla tartışmak, konuyu çö- zümlemeyi imkânsız kılacağı için bu tür insanlara cevap dahi ver- memek muhatap olmamak en iyi yöntem olur diye düşünüyorum. Şimdilerde nübüvvet-risalet konuları üzerinde sıkıca durarak indirilen din, uydurulan din diye insanlara sempatik gelecek yakla- şımlarla bir anlayışı ayağa kaldır- mak çabalarını samimi görmek mümkün değil. İnsanlar kendileri- ni başkalarından farklı düşünüyor göstermek suretiyle ayaklarının altına basıp üzerine çıkma ve kendini gösterme şeklinde ifade edilebilecek, basamak oluşturma gayreti içine girmiş vaziyettedirler. Buna da kendilerine bir hayli söz söyleme alanı açabilecek şekilde risalet ve nübüvvet konusunu alet etmişlerdir. Sosyal hayatta bugün için uy- gulanmayan Kur’an’ın uygulama- da nasıl bir sonuç ortaya çıkaraca- ğını bilemeyen insanlar, herhangi bir konu için telefon numarası söyler gibi 25/30 diyerek ayakları nereye basacak bilemediği konula- rın uzmanı gibi konuşmaktadırlar. Kur’an’ın hangi kavramı olursa olsun avamın tartışabileceği bir alan olmadığını bilmek gerekmek- tedir. Avam okur anlar, anladığı kadar kendisi yaşayabilir. Bu onun, konunun uzmanı olması- nı gerektirmez çünkü yaşadığı şey sadece kendini bağlar. Fakat şöyle bir gerçekliği de unutmamak lazım. Mümin takvada ilerleme sağlayacak bir kişiliktir. Takvada ilerleme sağlamak da daha çok bilmek ve amel etmekle mümkün olur. Bu demektir ki biraz öğren- mek mümin için yeterli olmaya- caktır. Bu sebeple de öğrenmeye devam etmek kaçınılmazdır. Bugün, Kur’an konularının teolojik olarak kâğıt üzerinde tartışılması, sonuçlarının öngörü- lebilir olmaması açısından doğru değildir. Uygulanmayan İslam’ın, uygulanmayan temel kaynağı Kur’an’ın kavramlarının tartışıl- ması birkaç aklı evvelin egolarını tatmin etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Bu tartışma- ları yapmaktan zevk alanların Kur’an’ın en temel konusu şirkin reddi anlamında ciddi bir iddia- larının olmadığını, hatta modern şirk Kamalizm’in benimsenmesi konusunda ılımlı davrandıklarını biliyoruz. O zaman söylenecek şey şudur, Allah’ın kitabı üzerin- den elinizi çekin, gidin kendinizi tatmin edebileceğiniz başka işlerle uğraşın.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
8 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
10 yazı

İçindekiler

۞