Nübüvvet ve risalet kelimeleri arasında ortaya konan mesaj alma ulaştırma meselesinde gerçekleştirilen tartışmaların, terim anlamları ve fiili görünümleri arasında yapılacak anlayış geliştirmelerini sadece dil üzerinden yapmak, anlam daralmasına sebep olmaktad…
Nübüvvet ve risalet kelimeleri arasında ortaya konan mesaj alma ulaştırma meselesinde gerçekleştirilen tartışmaların, terim anlamları ve fiili görünümleri arasında yapılacak anlayış geliştirmelerini sadece dil üzerinden yapmak, anlam daralmasına sebep olmaktadır. Nebi kelimesini haber alan şeklinde ifade etmek, haber almanın kendine özgü vasfını sıfırlamaktadır. Çünkü haber başkalarına iletilmeyecek, sadece alan kişinin kendisinde kalacaksa bu nübüvvet kavramıyla örtüşmeyecek bir anlayışı benimsemek olur. Kendine kitap verilmemiş kendisinden önce gelmiş bir kitapla amel eden kişi şeklinde yapılan izahlarda konuyu tam olarak açıklama sayılmaz. Baştan itibaren bütün bir nübüvvet ve Risalet’in birbirinin devamı olduğunu düşünecek olursak hiçbirinin kendisinden önceki nübüvvet ve Risalet’ten bağımsız olması mümkün olmaz. Sahife verilen ve kitap verilen ayırımı da meseleyi tam olarak izaha çözüm olmaz. Kitap verilmemiş bir nebi resul Hz. İbrahim kendisinden sonra inecek bütün kitapların merkezinde ve eylemlerin başlangıcı noktasındadır. Bu bize gösterir ki kitap verilen verilmeyen tartışması yanlış zemin üzerine oturmaktadır. Allah cc. nübüvvet ya da Risâlet hangisi olursa olsun ihtiyaç duyulmadan görevlendirme yapmaz. Yani laf olsun diye bir kişi nebi yapılmaz. İnsanlık adına bakıldığında hidayetin kaybolması söz konusu olmuştur ki, Allah nebi ya da resul göndermiştir. Kendilerine kitap verilenlere resul diğerlerine nebi denmesinin izahı da ortaya konulan icraat açısından bakıldığında eksik kalmaktadır. Çünkü nebi ya da rasul denilen isimlerin ortaya koydukları faaliyetler açısından çok büyük farklılık yoktur. Bulundukları zaman ve zemin neyi gerektiriyorsa görev olarak onu yapmışlardır. Mesela nebi olarak zikredilen peygamberlerin mücadelesi rasul olarak zikredilen peygamber Musa, Muhammed as dan hangi konularda farklıdır. Onların mücadelesinden bize yansıtılması gereken kadarı Kur’an’da kıssa edilmiş hayatlarının geri kalanları bize anlatılmamıştır. Bu onların bir toplumsal hayatlarının olmadığını, yaşanılan hayatın içinde uygulanan bir mer’i hukukun bulunmadığını ifade etmez. Dolayısıyla nebi resul ayrımı yapmanın gerekçelerinin gerçekçi olmadığını görürüz. Nebi resul ayrımı yapmak bir metodolojik çalışmadır. Metodolojik çalışmaların dayanaklarının tarihsel anlamda temel dayanakları olan ilmi kaynaklara dayanması esastır. İslam ümmeti ilk asırlarda metodoloji çalışmaları için gerekli
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.