بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 9 · Aralık 2024 · ISSN 3023-7688

Dosya: Küresel Cinnet

Onlar ki, iyice pekiştirdikten sonra da Allah’a verdikleri sözden dönerler, Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini ayırırlar, yeryüzünde fesat çıkarırlar; işte sonunda zararlı çıkacak olanlar da yalnız bunlardır. (Bakara: 27) Hâkimiyeti ele aldığında ise ülkede/dünyada bozgunculuk çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez. (Bakara: 205)

۞
Önsöz

ARMAGEDON

Yayın kurulu adına
Dünyayı sanayi devrimiyle bera- ber, hoyratça kullanmak suretiyle, yaşanılmaz hale getiren küreselcile- rin kendi adlarına can simidi kabi- linden sarıldıkları kavram, kıyamet öncesi gerçekleşecek büyük savaş. Tarih içinde var olan tuğyan eh- linin genel anlamda çözüm şeklim, yıkma, yakma, yok etme. Son zamanda yapılan ve sonuç- ta, küreselcilerin her vesileyle para kazanmaya odaklandıkları gibi yeni kazanç kapıları. Bir taraftan dünya- yı vahşice katletmeye devam eder- ken, diğer taraftan kuşa bak misali mars hikayeleriyle uyutulmaya çalı- şıldığımız zamanları yaşıyoruz. İnsan zaman, zaman gurur ve kibirle, alemleri yaratan Rabbe kar- şı büyüklenme cesaretini göstere- bilmiştir. Bugün, “Tanrıyı kıyamete zorlama”, “Tanrının işini kolaylaş- tırdık” gibi yaratılmış bir varlığın yaratıcıya karşı asla kullanmaması gereken absürt ifadeler kullanıla- bilmektedir. İşin enteresan tarafı batı dünyası Müslümanlar gibi ken- di dini literatürüne karşı duyarsız değildir. Birçok batılı kendi dini kaynaklarını mutlaka okumuştur. Orada okudukları kaynaklarda var olan, geçmiş helak olmuş toplumla- rın hikayelerini bilmelerine rağmen el’an batılılar aynı akıbete uğraya- cak azgınlıkları işlemekten geri dur- mamaktadırlar. Gençlik yıllarımda, Muhammed Kutub’un “Yirminci Asrın Cahiliye- si” kitabını okuduğumda bugünün cahiliyesinin elçi ve vahy gönderilen Mekke cahiliyesinden ileri gitmiş olduğunu görmüştüm. Bugünlere geldiğimizde cahiliyenin çılgınlık boyutuna eriştiğini insanların may- munlaşma evresine girdiğini görü- yoruz. Rabbül aleminin A’raf Suresinde 166. Ayette, Yahudilerin kendilerini aşağılamaları sonucu olarak, “Onlar yasak edilen şeylerden vaz geçme- yip haddi aştıkları zaman kendile- rine “aşağılık maymunlar olun” de- dik, buyurduğuna şahitlik ediyoruz. Burada haddi aşmak, Allah’ın insan için belirlediği haysiyetli hayatın ve toplumsal manada bütün bir toplu- mun ifsada sürüklenmesi anlamın- dadır. Ayette geçen “maymunlaş- ma” insanın ruhsal genetiğinde var olan ve hayat süren varlıklar içinde yaratıldığı fıtrattan daha aşağılık bir hayata talip olması sonucu maymun tabiatına bürünmesi anlamındadır. Çünkü hayvanların fıtratları dışına çıkmadıklarını hayatı gözlemleyen insanlar açık bir şekilde görürler. Fıtratları dışına çıkan hayvanların- Editör ARMAGEDON da kendilerine verilmiş toplumsal yapıları içinde var olan kurallar çerçevesinde yok edildikleri bel- gesellerde seyredilen gerçeklikler- dendir. Mesela kendi sınırları için- de ve sınırların egemen gücü olan reis hayvana boyun eğenler, sınırlar içinde, sınırın reisi tarafından koru- naklı bir hayat yaşarlar, ama ne za- man sınırlarından başka bir alanda yaşamaya karar verdi ya da kendi riyaseti altında yaşadığı hayvanın egemenliğini kabul etmedi o zaman var olan reisten ve riyasetten güçlü bir tavır ortaya koymalıdır yoksa sistem içinde yok olur. Reisler onu yok ederler. İşte bu insanın imtihan edildiği sisteme insan tarafından baş kaldırı gerçekleştirilecek olursa Allah tara- fından cezalandırılma söz konusu olur. Çünkü gerçekte yeryüzü siste- minin sahibi Allah’tır. Allah’ın insanların geleceğine dair planları onlara nasıl davran- ması açısından önemlidir. Burada sisteme baş kaldırı niteliği tamamen egemenliğe karşı değil de kısmen sınırları çiğneme şeklinde olunca gelecekte bu insanlar üzerinden daha büyük amaçların gerçekleş- mesi hedefi doğrultusunda kişilerin tövbeye yönelmeleri, affedilmeleri için bir sebeptir. Affedilirler ve in- sanlar, geleceğin inşası konusunda ilahi iradenin tahakkukuna vesile olurlar. İnsan da kendisine verilmiş hayvani özellikleri diyeceğimiz ya- şamsal fıtratlarını icra ettiklerinde de hayat sürmeleri mümkün olan varlıklardandır. Asıl varlık sebebi sadece hayvani özellikleri itibarıyla hayatı sürdürmesi olmamasına rağ- men burada Allah’ın yaşamsal bir tolerans içinde olmasına izin verdi- ğini görmekteyiz. Fakat yaratılmış- lığın bir başka gerçeği de, insanın dışında var olan şeytani faktörlerin insanın her halinde onu saptırma- ya hazır halde beklemesi, kendini kulluk anlamında ileri taşımamış, geliştirmemiş insanın hayvandan daha aşağı bir hayata kışkırtılma- sıdır. Bütün bir insanlığı derinden etkileyen dünya savaşları, varlık hakikati unutturulan insanın, may- munlaşma sürecine girmesinden kaynaklı, süreci hızlandırarak hay- vandan daha aşağı bir hayata gir- mesidir. Bugün insanın Allah’ın uluhi- yetine soyunmasının altında yatan gerçeklik insanın içindeki fücuru kendi çabalarıyla kışkırtmasından başka bir şey değildir. İnsanlık birinci dünya savaşına kadar firavun gibi nemrut gibi böl- gesel, azgınların sadece kendi böl- gelerinde gerçekleştirdikleri fücura şahitlik etmesine rağmen, istisnai olarak daha geniş bir yıkıma sebep olan Cengizhan gibi gaddarlara da şahit olmuşlardır. Cengizhan’ın gerçekleştirdiği yıkımda bile bütün bir insanlığın etkilendiğini söyle- mek mümkün değildir. Cengizhan’ın yıkımını Allah’ın orta Asya’dan Anadolu’ya kadar Müslümanları Cengizhan eliyle kırbaçlaması şeklinde okuyabiliriz. Hatta bir devrin sona erdirilmesi ve Müslüman Türk zamanının başla- ması olarak da okuyabiliriz. Bugün insanlığın yaşadığı kü- resel şiddetin, kitle iletişim araçları denilen dünya çapındaki internet ve kablolu iletişim vasıtalarıyla bütün bir insanlığa yayıldığını görmek- teyiz. Bu araçlarla gerçekleştirilen zihinsel ifsadın fiziksel ifsada ve fe- lakete sürüklemesine ramak kaldı. Çünkü zulmetmeyen stabil kü- für eyleminden, zulmederek hay- vandan daha aşağı bir hayat tercihi ortaya konmaya başladı. Bu durum insana küresel cinneti ve küresel felaketi yaşatma sonucunu doğu- racaktır. İnsanlık, bireysel haddi aşmışlığı toplumsal haddi aşma bo- yutuna taşıyanlara karşı yeterince mücadele etmemektedir. Tarih okumalarımız bize firavun ve nemrut örneğinde gerçekleşen tanrılık iddialarının, kendi tanrı- lıklarına inandırdıkları insanlarla beraber helak edilmelerine sebep olduğunu, bu iddiaların peşinde ol- mayan başka insanlarda derin etki- ler bırakmadığını göstermektedir. Çağdaş muasır medeniyet diye allanıp pullanan modern cahiliye, insanlığın faydasına da kullanılma- sı mümkün olacakken daha yaygın ifsat mekanizmalarına dönüştürü- len kitle iletişim araçlarına sahip ol- duğu için bütün bir insanlığı zehir- lemektedir. Bunun sonucu olarak da bütün insanlık bu sürece karşı sergilediği tutuma göre meydana gelecek küresel felaketten etkilene- cektir. Bizim bu küresel felaketi dur- durmaya ne kadar gücümüz yeter sorusuna olumlu cevap vermemiz mümkün görünmemekle beraber, vazife şuuru ve anın vacibi kavram- ları kadar sorumluluğumuz olduğu- nu bilmemiz yeterli görünmektedir. Şayet sorumluluğumuzdan ziyade faaliyet ortaya koyacak olursak bu da bizim lehimize şahitlik edecek bir vesile olur diye umuyorum.
Önsözün tamamını okuyucuda aç
7 kalem

Bu Sayının Yazarları

۞
9 yazı

İçindekiler

۞