بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 9 · Aralık 2024 · Makale · s. 24

sinsi bir fısıltı yayılır yeryüzüne iblisin nefesiyle, efsunlu duygular sarar beyinleri

İbrahim Şahin — İmtiyaz Sahibi

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
iblisin nefesiyle, efsunlu duygular sarar beyinleri insan akılsız’lanır. gün gelir; çözülür dili her şeyin, açılır sır ambarları bir bir, vurur taştan taşa başını akıl, sızlanır… sevgiye hasret dokur mahzun gönüller, yitik bir divânedir huzur hayatta, umut ufu…
iblisin nefesiyle, efsunlu duygular sarar beyinleri insan akılsız’lanır. gün gelir; çözülür dili her şeyin, açılır sır ambarları bir bir, vurur taştan taşa başını akıl, sızlanır… sevgiye hasret dokur mahzun gönüller, yitik bir divânedir huzur hayatta, umut ufukta kaybetmiştir yolunu, ebed ufkuna bîgâne durur yürek sızısız’lanır. nisyânın kucağında metruk, teselli kâr etmez olur, dinmek bilmez teessürü sızı, sızlanır… cilvekâr dilberleri andırır ihtiras meftûn eder işvesine duyguları, sükût eder vicdan zulüm nâralarına, insan onursuz’lanır. içten içe bir inilti kaplar her yanı, tutsak düşer ikbal hırsına adalet, bîçâre kalır orta yerde onur, sızlanır… hırçın bir kasırga kopar insanlık bahçesinde, kırar muhabbet filizlerini hoyratça, yerine bencillik aşılar bahçıvanlar hayat aşksız’lanır. bir menfaat pazarıdır kurulan; değerler haraç mezat, çıkar’dır geçer akçe, kalır boynu bükük, hüzünlü aşk, sızlanır… şehvet bir kızıl alevdir ar damarlarında heves kıskaçlarında pörsür irade, tozpembe duman bürür gözleri nazar ışıksız’lanır, ufuklar gaflete tutsak, karanlıklar taht kurmuştur kalplere şua’lar yorgun düşer ışık, sızlanır… yamyamca bir iştahla kendine düşmüştür insan, kan kokar ağızlar, şirazesi bozulmuştur sözün artık, diller kelamsız’lanr. çekiştirildikçe çekiştirilir her şey, yırtılıverir güvenin ibrişim perdesi, her söz arkasından vurur diğerini, kelam, sızlanır… kutlu iz’e sırt döner de insanlık kaybeder izzeti kaypak yollarda. heva serasker, heves dizginsiz bir at arzu sınırsız’lanır. yırtılır hicabın perdesi sinsice, yüzler renk tutmaz olur, çiğnenir fütursuzca sınır, sızlanır… zorlu ve bitimsiz bir ufuk yürüyüşüdür hayat, ömür kum saati gibi fütursuz, umarsız bir yolcudur kıyametin kıyısında insan, zaman şafaksız’lanır. kıyasıya kavgadadır nur ve zulümat, umut koynunda sımsıcak bir özlem kutlu doğuma hasret şafak, sızlanır… hoyrat kasırgalar kopar nefs vâdilerinde, kırılır zarif kanatları kelebeklerin, tebessümler donar dudaklarda insanlık bahtsız’lanır. üfler de insan kendi ışığını, karaya boyanır kader, ruhlar yâren olur zillete baht, sızlanır… gaflet labirentlerine düşer de insanın yolu, iz sürer yol bilmez kılavuzlar ardınca, her adım bir ruh zindanına taşır sonunu; hayat yusufsuz’lanır. üşür de hüsran ateşiyle sınanan yüreği, sımsıkı bürünür ümit ve korku yorganını ve sığınır yürek sızısı gözyaşlarına yusuf, sızlanır…

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.