بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 27 · Haziran 2026 · Makale · s. 14

Vahyin önerdiği akıl

Celaleddin Sipahioğlu — Genel Yayın Yönetmeni

۞
Vahyin önerdiği akıl
Yazı boyutu %100
Paylaş
İnsan için varlık hakikati dediğimiz yeryüzü gerçekliği olan kulluğun tahakkuku adına doğruyu tespit edebilen akıl Allah’ın insanda olmasını beklediği akıldır.

Öğrenilmiş yanlış aklın, insanları basit çıkarlar uğruna bağladığı ve hakikatin gereğini düşündürmediği görülmektedir.

İnsan için varlık hakikati dediğimiz yeryüzü gerçekliği olan kulluğun tahakkuku adına doğruyu tespit edebilen akıl Allah’ın insanda olmasını beklediği akıldır. Müşrik arapların kendilerince müminleri aptal olarak değerlendirdikleri, dünya hayatına dair, onların hayat düzenlerini sağladıkları ve hoşnut oldukları akıl Allah tarafından merdut bir akıl olarak değerlendirilmektedir. Bakara 13 - Onlara: “İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın.” denilince, “Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?” derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. Ayeti Kerimenin beyanına göre müminlerin aklını aptallık olarak değerlendirenlerin bu düşüncelerinin sebebi yaşadıkları hayatın gerçekliklerine aykırı düşünerek var olan hayat konforlarından uzaklaşma anlayışıdır. Çünkü münafıklar kurgulanmış ve insana doğru olduğu önerisi yapılmış hayata dair aklın dışına çıktıklarında ortaya çıkacak olan toplumsal çelişkilerin akıllıca bir şey olmadığını düşünmektedirler. Buradan öğrenilmiş yanlış aklın, insanları basit çıkarlar uğruna bağladığı ve hakikatin gereğini düşündürmediği görülmektedir. Ayetlerde var olan akletmez misiniz, düşünmez misiniz? Sorgulamalarının incelenmesi, bize kendi aklını beğenmiş fakat hakikate erememiş cahiliye insanını tanılamaktadır. Hatta bu ayetlerin incelenmesi sonucunda bu kendi aklını beğenmiş cahil insanların basit akli sorgulamalarla elde edilebilecek birinci dereceden bilgileri pas geçmek suretiyle kulluk gerçeğini kaçırdıkları görülecektir. Ankebut 19 - Allah’ın mahlukunu ilk baştan nasıl yarattığını, sonra bunu tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

Ankebut 20 - De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah ilk baştan nasıl yaratmış bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.” Gerçekten Allah her şeye kadirdir. Yunus 100 - Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler. Yunus 101 - De ki: “Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!” Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki! Vahyin önerdiği aklın varlık hakikatini kavrayan ve kulluğun gereklerini yerine getirmeyi görev bilen akıldır. İnsanın yer yüzünde yaşadığı bütün bunalımların kökünde hakikatten uzaklaşmış aklın ortaya koyduğu yanlış davranışlar mevcuttur. Putlara tapan İbrahim as in kavmi putlara tapmanın kendilerine fayda veya zarar veremeyeceğini dahi bilememe acziyetine düşmüştü. İbrahim as onlara bu acziyetlerini dile getirerek uygulamalı bir şekilde gözlerinin önüme serdi.

“(Ellerinizle) yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz dedi? Saffat 95 “Peki dedi siz Allah’ı bırakıp da size hiçbir zarar ve fayda vermeyen şeylere mi tapıyorsunuz.” Enbiya 66 Tabi bu sözler onlara bir anlam ifade etmediği için İbrahim’e as ”Ey İbrahim sen bize hakikati mi getirdin yoksa bizimle alay mı ediyorsun? Dediler.” Enbiya 55 İbrahim’in bu akla vahiyle erdiğini yine vahiy tarafından verilen bilgi ile öğreniyoruz. İnsan yerleşmiş ve kökleşmiş aklın yanlışlarını ilk bakışta anlama kabiliyetini elde edemeyebilir. Yerleşik düşüncelerin yanlışlığı Allah tarafından bir vahiyle analiz kabiliyetinde geliştirilebilir. Nitekim bu kabiliyet Hz. İbrahim’e vahiy yoluyla öğretilmiştir. Hatta şöyle diyebiliriz. Hz. İbrahim’in kavminin yanlış yolda olduğunu basit akılla tespit etmesi sonucunda Allah cc İbrahime vahiyle kanıtsal aklı kazandırdı ve kavmin yanlışlarını ortaya koydurdu. Enam 75 - Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu

(muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun. Bu ayet aşağıda gelen ayetlerde İbrahim As in basit akılla tespit ettiği gerçeklerin sonunda varılması gereken noktanın temel gerekçesini ortaya koymaktadır. Basit akıl yanlışları tespit edebilir fakat gerekçelendirme konusunda yeterli olmayabilir. İbrahim’e yer ve gök varlıklarının nasıl idare edildiği gösterilmek suretiyle kavminin içine düştüğü yanlış delilleriyle birlikte çürütülmüştür. Aşağıda gelen ayetler yargı cümlesi niteliğinde var olan bu giriş ayetiyle basit aklın tespit edebileceği çelişkiler olarak gösterilmektedir. Enam 76 - Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:”Rabb’im budur” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem” dedi. Enam 77 - Ay’ı doğarken gördü: “Rabb’im budur” dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum” dedi. Enam 78 - Güneş’i doğarken görünce: «Rabb’im budur, bu hepsinden büyük» dedi. O da batınca dedi ki: «Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım». Öğrenilmiş, öğretilmiş cahillik budur. Yaşadığımız dünyanın benzer öğretilmişlikleri de aynı konumdadır. Kanunlar nezdinde korunan şirk unsurları eğitim aşamasında insanların beynine kazınmakta ve ayin tarzında benimsenmiş törenlerde insanların hayatının rutinleri haline getirilmektedir. İbrahim as kavmi hayatlarında güneş ay ve yıldızların etkinliğini düşünüp onlara tazimde bulunurken Allah’ı gözden kaçırmıyor ona da kulluk ettiklerini düşünüyorlardı. Ogün kü insanlar da Allah’a inanmakla beraber yıldızların ve burçların insan hayatında etkili olduğunu ve yıldızların ve burçların gücünün ken-

Bireysel anlamda gerçeği görmenin önüne dağ gibi dikilen yerleşmiş şirk sisteminden beslenen embesillerin oluşturduğu yasalar ve koruma sistemleri basit aklın tespit edebileceği gerçeklikleri köreltebilir ve insanları gerçekleri göremeyen mankurtlar haline getirebilir.

disinden kaynaklandığını düşünen bugünkü insanlar gibi düşünüyorlardı. Oysa bu varlıklar Allah’ın gücünün icra edilmesinde araç niteliğinde varlıklardı. Ayın çekim gücü vardı, ama bu güç ayım kendisine ait değildi. Gücün sahibi Allah aya çekim gücü vererek yeryüzündeki med ve cezir olaylarını yaratmaktaydı. Diğer yıldızlar burçlara Allah’ın izniyle eriştiklerinde ortaya çıkardıkları manyetik gücü Allah’ın kendilerinde yarattığı sıfatlardan kazanıyorlardı. Bu güç kendilerinden değildi. O insanlar şöyle düşünmeliydi Allah inşa etmiş olduğu bu devasa sistemle nasıl bir güce sahiptir? İşte bu güç gerçekten tapılması gereken güçtür. Aşağıdaki ayetler bunun ifadesidir. Hz. İbrahim’in kavmine yapmış olduğu bu akıl dolu konuşmanın sonunda haykırılmışlardır. İşte bu tavrın kaynağı Allah’ın 75. Ayette ortaya koyduğu temel vahiy aklıdır. Enam 79 - “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim”. Yerleşik akıl, bir anda bütün değerlerini tepetaklak çeviren bir akla teslim olma konusunda başarılı olmayabilir. Çünkü yanlış değerler üzerine inşa edilmiş toplumsal akıl bu köklü değişim karşısında hayatlarında gerçekleşecek değişimle nasıl bir yıkım gerçekleşeceğini ilk anda tam olarak kavrayamasa bile ilk karşılaşıldığında kabul edilebilir görmeyecektir.

Enbiya 62 - (İbrahim gelince ona) «Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?» dediler Enbiya 63 - İbrahim: “Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun” dedi. Enbiya 64 - Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: “Doğrusu siz haksızsınız.” Enbiya 65 - Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: “And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin.” dediler. İşte burada ortaya konulan gerçeklik kamusal aklın bireysel akla nasıl galip geldiğidir. Çünkü sistemleştirilmiş şirkin devamı kamusal akılla mümkün olabilir. Bireysel anlamda gerçeği görmenin önüne dağ gibi dikilen yerleşmiş şirk sisteminden beslenen embesillerin oluşturduğu yasalar ve koruma sistemleri basit aklın tespit edebileceği gerçeklikleri köreltebilir ve insanları gerçekleri göremeyen mankurtlar haline getirebilir. Enbiya 66 - (İbrahim) dedi: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?» Enbiya 67 - “Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?” Bu son iki ayette haykırılan gerçeklik enam suresi 75. Ayette İbrahim’e öğretilen vahiy aklıdır. Aşağıdaki ayetler daha müfesser bir biçimde Allah’ın vahiyle İbrahim’e as kazandırdığı aklı ortaya koymaktadır. Enam 80 - Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: “Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?” Enam 81 - “Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah’a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?” Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?

“Öğrenilmiş yanlış aklın, insanları basit çıkarlar uğruna bağladığı ve hakikatin gereğini düşündürmediği görülmektedir.”

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.