Kıyamet günü, ondan ne farz ne nafile hiçbir ibadetini kabul etmez!” (Hadis) Kimi filozoflar insanı tanımlamak için “insan konuşan canlıdır” demişler. Bir filozofun, insanı diğer canlılardan ayırt etmek ve insanı tanımlamak için inebildiği en derin idrak seviy…
Kıyamet günü, ondan ne farz ne nafile hiçbir ibadetini kabul etmez!” (Hadis) Kimi filozoflar insanı tanımlamak için “insan konuşan canlıdır” demişler. Bir filozofun, insanı diğer canlılardan ayırt etmek ve insanı tanımlamak için inebildiği en derin idrak seviyesi konuşmakta düğümlenebiliyor demek ki. Elbette insan olmak konuşmaktan ibaret değil. Konuşabiliyor olmak hayvanlardan ayırt edilebilmek için yeterli de değil. Sonuçta bir iletişimden söz ediyoruz ve hayvanlar da değişik yöntemlerle birbirleriyle iletişim kurabiliyorlar. En azından koklaşarak anlaşabiliyorlar. Konuşmanın bir nimet ve hayvanattan bizi ayıran bir özellik olabilmesi için her şeyden önce anlaşmamıza hizmet etmesi gerekiyor. Tam tersi oluyorsa, yani ağzımızdan çıkan kelimeler bizi birbirimize düşürüyor, hakaretlere, kavgalara, savaşlara yol açıyorsa konuşmak bizim için büyük bir imtihan oluyor demektir. Sözün, ister ağızdan çıkan biçimi olsun, ister yazıyla kayıt altına alınan biçimi olsun birbirimize etkileri var. Bu etkiler üzerine çok şey düşünmek, çok şey söylemek de mümkün. Çok fazla düşünsel derinliklerine inmeden bir hassasiyete işaret etmekle yetinelim. İster seste dile gelsin, ister yazıda söz büyülüdür. Firavunların büyücüleri nasıl asalarını yere attıklarında ortalıkta insanları şaşkınlığa düşüren yılanlar dolaşmaya başlamışsa, çağın firavunlarına büyücülük yapanlar da sözcüklerin büyüsünden saçılan yılanlarla insanları aldatıyorlar. Pandoranın kutusundan dünyaya nasıl kötülükler saçıldıysa, kötülüklerle dolu kalplerin içinden saçılan sözcükler de dünyaya kötülükler saçıyor. Sözcüklerin büyüsüne hakim olan laf ebeleri fareli köyün kavalcısı gibi kalabalıkları peşlerine takıp istedikleri istikamete götürüyorlar. Sözcüklerin büyücüleri ruhlarını şeytana satan faust gibi, çağın şeytanlarına ruhlarını satıyorlar. Şeytanın iğvası bu büyücülerin ağzından ejderhanın ağzından fışkıran ateş gibi etrafa saçılıyor. Dünya sözcüklerin büyüsüyle yönetiliyor. Bugün yeryüzünde nerede kan dökülüyorsa önünde ve sonunda bu savaşları gerekli, haklı gösteren sözcüklerle tahkim edilmiş durumda. Sözcükler mermi oluyor çocukların ve kadınların kanını döküyor. Bomba oluyor mabedlerin üzerinde patlıyor. Zalimler sözcüklerden formülü gizli terkipler oluşturuyor. Kazanlarda kaynatıyor ve tüm dünyanın üzerine boca ediyorlar. Söz sahtekarın elinde Allah adıyla müminleri dolmuşa bindiren, dolandıran bir manifesto. Yalancının şahitliği. Tüm insanlığı uyutup, ellerini cüzdanlarına, namuslarına uzatmak için gazozlarına katılmış bir ilaç oluyor kelimeler. Uyusun da büyüsün diye ninniye dönüşüyor. Sözün, insanları manipüle etmede, güdüp yönetmede, kandırmada, sömürmede en önemli araç olduğunu kavrayan kim varsa elinden geldiği kadar yararlanmaya çalışıyor. Sözü büyü olarak kullanmak da, sorumluluğunu taşıyarak sarfetmek de sahibinin vicdanına ve ahlakına bağlı. Bu sorumluluğu taşıyanların sesi her ne kadar ötekiler gibi gür çıkmasa da onlara kulak kabartmak, dinlemek gerekli. Çünkü kalbimizi çelen, fikrimizin yönünü değiştirme gücüne sahip olan söz bizim, aşağıların aşağısı ve yücelerin yücesi arasındaki yolculuğumuzda belirleyici unsurlardan biri. Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Umuyorum ki maksat hasıl olmuştur. Şunu da söylemeliyim. Bu söylediklerim her ne kadar iyi kötü her tür söz karşısında uyanık olmaya bir davet olsa da en çok kendime yönelik bir uyarı. Çünkü öyle zannediyorum ki, insanlar arasındaki iletişimin ve bu iletişimde sözün değerinin farkındayım. Demek ki büyük bir risk altındayım. Son olarak Yunus Emre’yi de analım ve onun sözlerinden de payımıza düşen hikmeti almayı ihmal etmeyelim. Diyor ki; Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz Kelecilerin pişirgil yaramazını şeşirgil Sözün us ile düşürgil dimegil çağ ede bir söz Gel ahî ey şehriyâri sözümüzü dinle bâri Hezâr gevher ü dinârı kara taprağ ede bir söz Kişi bile söz demini demeye sözün kemini Bu cihân cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz Yürü yürü yolun ile gâfil olma bilin ile Key sakın ki dilin ile cânına dağ ede bir söz Yûnus imdi söz yatından söyle sözü gayetinden Key sakın o şeh katından seni ırağ ede bir söz
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.