بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 15 · Haziran 2025 · Makale · s. 21

Ne Asılsınız?

Harun Aydın — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
ülkemizde kahir ekseriyetin referans aldığı güzel veya iyi ahlak İslam’ın öngördüğü ahlaktır. Mükemmeliz, iyiyiz, ilahi bir dengenin ana unsuruyuz. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” diyen Rabbimiz, bu maddi ve manevi dengeye işaret etmekte…
ülkemizde kahir ekseriyetin referans aldığı güzel veya iyi ahlak İslam’ın öngördüğü ahlaktır. Mükemmeliz, iyiyiz, ilahi bir dengenin ana unsuruyuz. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” diyen Rabbimiz, bu maddi ve manevi dengeye işaret etmektedir. Hem fiziksel hem ruhsal açıdan eşsiz yaratılan insanın “gibi” yaşaması çamaşır makinesinde bulaşık yıkamasına benzer. Fıtratına uygun işleri yapan ve davranan insan yaratılış ayarlarındadır. Üzüldüğünde ağlar, uykusu varsa uyur; tıpkı dünyanın dönüşü, kuşların uçuşu gibi... Fıtrat, yarmak anlamında olup adeta yokluğun karnından varlık âlemine çıkmaktır. Yüzünü fıtrata dönen suyun akışına bırakmıştır kendini. Güneş ısıtır, tahta serttir, demir dayanıklı... Maddenin de bir tabiatı vardır ve ne yana baksan tab edilmiş, mührü vurulmuş Yaratan’ın. İşin sonunda yokluğun da hammaddesi olan toprağa iade edileceğiz. Toprak ki üretken, vicdan ki anne. Yapaylığın her esası hakikatin ayaklarına uzanamaz. Mesele asli özellikleri kaybetmeden arızi olanı fark ederek tekrar var olabilmenin heyecan ile yaşamak. Bizde nasılsınız sözü, özünde çoğu zaman merak taşımayan bir ifadedir ama insanın derdini öğrenmek için anahtar gibidir. Günümüz insanı ise hâlini yaptıklarıyla özdeşleştirme gayretinde olduğundan bu sözü de “Ne yaptın?” şeklie getirdi. Ne idim? Ne oldum? Fıtrat ve ahlak bağlamında değerlendirilecek iki soru. Bu soruların cevabını aramakla geçecek bir ömrün güzel olması doğru cevapların verilmesi değil yaşanmasıyla mümkün olacaktır zannederim. İşte, varlığın kendiyle başlayıp an, mekân ve insanla sınan kısmına ahlak diyoruz. Beslendiği kaynaklara göre şekil alan bu semavî nitelik hayatın formal kurallar dışındaki tüm boşlukları doldurur. Bu konuda beylik sözler okumak veya duymak, farklı bakış açılarını görmemektir kimi zaman. Kelimelerin arasında dolaşmayı bilmekle insanı okumayı bilmek farklı ama tamamlayıcı durumlardır. Ahlaklı olmanın ilk şartı ahlaklı olma iddiasındaki katılıktan kurtulmaktır belki de. Sürece odaklanmak ve sükunet hâlidir bize lazım olan. Türkçede “kılık” yaratılışı karşılayan kelimedir. Bir nevi insanın fabrika ayarları olacak şekilde var kılınması anlamına da gelir. Kılık, kıyafeti giyince şekil kazanır; insan da ahlak adı verilen ve hayata erdemler sunan tarzla seviye kazanır, yol alır. Beşer denen deri insan olur, yetmez iyi, güzel gibi sıfatlar alır. Her toplumun kendine ait bir ahlak anlayışı olsa da ülkemizde kahir ekseriyetin referans aldığı güzel veya iyi ahlak İslam’ın öngördüğü ahlaktır. Farklı din veya anlayışlara baktığımızda onlarda da ilkeler bütünün işlediğini görürüz ancak Müslümanların bu konudaki dayanağı bireysel tercihleri değil Allah’ın peygamberleri vesilesiyle ortaya koyduğu değerler bütünüdür. Bu değerler insanların mekanik yaşantılarının bıraktığı hasarı en aza indirgemede işlevseldir. Toplumların her türlü eksiklikleri bir tarafa ahlakî eksiklikleri kargaşaya sebep olacağı için aynı zamanda güvenlik sorunun oluşması tesadüf değildir. Hem sonra ahlakın bilgisi veya teorisi müstakil olarak hiçbir yaraya merhem olmaz. Yaşanan ve başkaları için ortam sunan bir güzel ahlaktır lazım olan. Yönümüzü Hanif olana, fıtri olana, güzel ahlakı tamamlamak üzere inen Peygamberimize dönmek tamam- lanmanın ilk şartıdır. İlke ve esaslar harfleri itibariyle değil uygulanırlığı açısından bir değer ifade eder. Davranışa dönüşmeyen bilgi adeta taşlaşır. İçinden ırmaklar akan taşlardan bahseden bir inancın mensupları güzel ahlakı yaşayan vee yaşatan insanlardan görererek edinebilecektir. Ahlak, fıtratla mücadele ile değil müzakere ile gelişir. Alışkanlıkların toplamı olarak da ifade edebileceğimiz ahlak, insanı yaratılış gayesine uygun “kullanmak”, çiçeğe su vermek, zulme gözyaşı dökmektir bir bakıma. Fıtrata sadık kalmak, maddi ve manevi ihtiyaçların doğal yolla giderilmesi ile ilgilidir. Bu konuda bedenin ihtiyacı olan beslenmenin helal yolla olması ile ruhun ihtiyacı olan muhabbetin organik olması şarttır. Bugünün havasını soluyarak nefes alıp vermek canlı olarak değerlendirilse de hayatta olmak hayırla ve huzurla farkında olmayı gerektirir vesselam. İslam’ın evrensel yapısı hiçbir insan tipini dışarıda bırakmaz. Ona göre her insan kendini gerçekleştirebileceği ahlaki bir seviyeye ulaşabilir. Bazı insanları Allah için iyilik yapıp kötülükten uzak durmaya, bazılarını dünyevi çıkarlar peşinde koşmaktan kurtararak cennet ümidi ve cehennem korkusuyla kendini kontrol altında tutmaya ve bir grubu da hukuki yaptırımlarla doğru yolda tutmaya çalışan İslam ahlakı onu sadece belirli kitlelere ya da seçkinlere hitap eden bir ahlak olmaktan çıkarmaktadır.

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.