بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 19 · Ekim 2025 · Makale · s. 14

Mahalle Baskısı: “Haklı Kaygı ile Haksız Baskı Arasında”

İrfan Setenci — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Toplumun Dini ve Ahlaki Durumu Günümüzde toplumun genel manzarasına baktığımızda, ciddi bir ahlaki yozlaşma, dini bilgisizlik ve dünyevîleşme görülmektedir. Böyle bir ortamda, mahalle baskısı çoğunlukla üç kaynaktan beslenir. Giriş “Mahalle baskısı” ifadesi an…
Toplumun Dini ve Ahlaki Durumu Günümüzde toplumun genel manzarasına baktığımızda, ciddi bir ahlaki yozlaşma, dini bilgisizlik ve dünyevîleşme görülmektedir. Böyle bir ortamda, mahalle baskısı çoğunlukla üç kaynaktan beslenir. Giriş “Mahalle baskısı” ifadesi anıldığında, birçok müminin zihninde emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’l münker vazifesini çağrıştırır. Zira Müslüman, toplumu ıslah etmek ve fertleri kötülükten alıkoymakla sorumlu kılınmıştır. Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkar: Mahalle, yani toplumu oluşturan bireyler, gerçekten din, iman ve ahlâk bilinciyle mi hareket etmektedirler? Yoksa cehalet, heva ve hevesle mi baskı kurmaktadırlar? Eğer mahalle yozlaşmış, dini ve ahlaki kaygılardan uzaksa, kurduğu baskı bir tebliğ değil; bilakis zulüm ve fitne aracı olur. Bu nedenle mesele iki yönlü bir dengenin kurulmasını gerektirir: Bir yandan, dini ve ahlaki temeli olmayan, cahil ve yozlaşmış toplulukların baskısına karşı direnmek gerekir. Diğer yandan, hakikati bilen, salih ve ahlaklı kimseler emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’l münker görevini asla terk etmemelidir. Çünkü bu görev, yalnızca bireysel sorumluluk değil, ümmetin varlığını koruyan bir ilahî emirdir. Mahalle Baskısının Mahiyeti Mahalle baskısı, küçük toplulukların bireyler üzerinde kurduğu sosyal bir kontrol mekanizmasıdır. İnsanlar, dışlanma veya ayıplanma korkusuyla belli davranışlara yönelir ya da bazı davranışlardan kaçınır. Bu durum modern sosyolojide doğal bir sosyal süreç olarak görülse de, İslamî açıdan mesele çok daha derin bir anlam taşır. Çünkü Allah, insanlara yalnızca toplumsal normlara değil, vahyin gösterdiği hak ve adalet ölçülerine göre yaşama sorumluluğu yüklemiştir. Kur’an-ı Kerim bu sorumluluğu şöyle ifade eder: “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz.” (Âl-i İmrân, 3/110) Bu ayet, iyiliği emretmenin ve kötü- lükten sakındırmanın imanla beraber zikredilmesi gerektiğini ortaya koyar ki 32 farz olarak saydığımız farzların son ikisi emr-i bi’l ma’ruf, nehy-i ani’l münker’dir. Yani bu vazife, iman ve ilim olmadan yerine getirilemez. Cahillerin kurduğu baskı, hakikati temsil etmez. Bununla birlikte, bilerek dini hayata hakim kılmak da mükellefiyetin içindedir. Toplumun Dini ve Ahlaki Durumu Günümüzde toplumun genel manzarasına baktığımızda, ciddi bir ahlaki yozlaşma, dini bilgisizlik ve dünyevîleşme görülmektedir. Böyle bir ortamda, mahalle baskısı çoğunlukla üç kaynaktan beslenir: Heva ve heves baskısı: İnsanlar kendi arzu ve alışkanlıklarını dinin önüne geçirir, yanlışlarını topluma dayatır. Görünüşçülük: Hakiki ihlas ve takva yerine, şekil ve dış görünüş üzerinden baskı kurulur.

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.