iyidir. Dedi ki: Tanrı bilir ve bildikleri iyidir; Tanrı güçlüdür ve gücünü iyiden yana kullanır. Dedi ki: O halde neden kötü vardır ve kötü egemendir? O halde önce “Kötü”ün ne olduğundan başlayalım; tanıyalım ki kötünün egemenliğine son verebilelim. Kötü nedi…
iyidir. Dedi ki: Tanrı bilir ve bildikleri iyidir; Tanrı güçlüdür ve gücünü iyiden yana kullanır. Dedi ki: O halde neden kötü vardır ve kötü egemendir? O halde önce “Kötü”ün ne olduğundan başlayalım; tanıyalım ki kötünün egemenliğine son verebilelim. Kötü nedir? İyinin yokluğu mudur, yoksa iyiliğin eksikliği midir ya da iyiliğe alternatif Tanrı tarafından yaratılmış bir olgu mudur? Belki de iyiliğin anlaşılması için iyiliğin yanına iliştirilmiş bir aparattır! Kötü gerçekten var mıdır yoksa biz insanların ürettiği bir vehim midir? Kötü gerçekten varsa onu iyi olan Tanrı nasıl ve neden yaratsın? Kötü gerçekse ve varsa hayvanlar ve bitkiler için kötüden bahsedebilir miyiz? Kötü iyiye dost mu düşman mı; kötü iyiyi yok mu eder yoksa onu besleyip güçlendirir mi? Kötü iyinin yokluğu olamaz; çünkü bir şeyin yokluğu onun zıddını doğuracağı bir yasa değildir. İyi esas ise kötü izafi olur; izafi olan da esas olanın yerine kaim olamaz. Kötü iyinin eksikliği de olamaz; zira iyi tam/ mükemmel olduğu için onun eksikliğinden bahsedilemez. Kötü iyinin alternatifi de olamaz; çünkü Tanrı mükemmeli yaratır; mükemmel olanın alternatifi her neyse Tanrının yaratma ilkesine aykırı olur. Kötü, iyinin anlaşılması için yanına iliştirilmiş bir aparat da olamaz; zira iyinin anlaşılması için başka bir şeye ihtiyaç yoktur. İyi, iyi olarak anlaşılabilecek kadar sarihtir. O halde kötüyü; “Şeyin olması gerektiği amaçta, zamanda ve yerde kullanmamaktır” şeklinde tarif edebilirim. Tanrı her şeyi bir amaca binaen yaratmıştır. Bu Allah’ın el Halik isminin gereğidir. O hiçbir şeyi boş, boşa yaratmamıştır. Amaç; şeyin var olma, var edilme gerekçesidir. Allah’ın varlık dünyasındaki yasası budur: Her yaratılan bir amaca binaendir ve insana verilen görev şeyleri amaçlarına uygun kullanmaktır. İyi bu amacın gerçekleşmesi halidir ki bu aynı zamanda ilahi yasanın tecelli etmesi durumudur. Kötü ise söz konusu ilahi yasanın gerçekleşmesine mani olmaktır; bu tamamıyla insana has bir yetkinliktir. Allah, insana hürriyetini- ki iyidir- kazanması ve yaşaması için iyiyi tecelli ettirme sorumluluğunu bir yeti olarak vermiştir. İnsandan istediği- ki iyidirise bu yetiyi kullanması ve işlevsel hale getirmesidir. Hür olma yetisinin işlevsel hale gelmesi ona süreklilik ve kapsayıcılık vasıflarını kazandırır. Buna Kader de diyebilirim. Hürriyetini kazanmış insan, Kaderini de inşa etmiştir. İyiyi Adalet; kötüyü ise zulüm gibi düşünebilirim. Adalet: Hakkın sahibine tam olarak yerinde ve zamanında teslim edilmesidir. Hak edilen eksik veya gecikmiş halde ya da yerinde olmadan verilmesi durumunda Adalet gerçekleşmiş olmaz. İyi de şeyin doğasında olması hasebiyle şeyde tam, yerinde ve zamanında gerçekleşmemesi durumunda olacak olan kötüdür. Mesela merhamet iyidir; ancak yerinde, zamanında ve tam olarak gösterilmediği zaman o merhamet olmaktan çıkar zulüm olur; zulüm ise kötüdür. Keza; muhtaç olana yardım etmek, paylaşmak iyidir; ancak eksik, zamanında ve yerinde yapılmadığı zaman o kötüye dönüşür; çünkü iyi olmasının amacı gerçekleşmemiştir. Doğru konuşmak iyidir; ancak konuşmaya yalan, iftira, eksiklik ya da fazlalık eklemek konuşmanın amacını bozduğu için kötü olur. Bir örnek daha verelim: Merhamet etmeyen yani zalim olana engel olmak iyidir; fakat tam olarak, yerinde ve zamanında engellenemese o kötüye dönüşür. Gazze bunun tipik örneğidir. Siyonist İsrail merhamet etmemekte ısrar ediyor; paylaşmıyor, iyileştirmiyor, iyi olana engel oluyor. Merhamet etmeye çalışanlar, paylaşmak, vermek isteyenler ise bunları tam, yerinde ve zamanında yapmıyorlar; yapmadıkları için de Gazze’de katliam yapılıyor. Bu açıdan insan olarak her birimiz ve hepimiz kötü olana engel olmadığımız için kötüyüz. Allah biz insana içinde yaşamak, onu işleyip geçimini sağlamak ve neslini devam ettirmek üzere bir arz hediye etti. Bu iyidir. Bu bakir araziyi bir bağa dönüştürmeye yetecek yetkinlik ve akletme yetisi verdi. Bu da iyidir. Biz insanlar bu arzı bir bağa dönüştürmeyi başardık. Bu insan için iyidir. Sonra; içimizden bir kısım insanlar kıskançlık, hırs, öfke, kin, güç ve tanrı olma isteği- ki bunların hepsi kötüdür- gibi duygusal davranışlarla bu bağı bir savaş alanına çevirdi. Bazılarını bağdan kovdular, bazılarını kendilerine köle yaptılar, bazılarını öldürdüler, bazılarını yoksunluğa mahkûm ettiler. Bazıları ise bunlara engel olmaya, hürriyetlerini satmamaya karar verip direnmeye, kötü olanı bağdan çıkarmaya çalıştılar. Tanrı insana verdiği bağ yapabilme yetkinliği ve akletme yetisi sebebiyle şimdilik hakemlik görevinde. O ister ki Yetkinliği ve akletmeyi kullanabilenler kazansın; çünkü yetkinlik ve akletme yetisi iyinin hammaddesidir. İyi ancak onlarla iyi düşünmeye, iyi tasavvura, iyi eyleme ve iyi yaşama dönüşür. Hakem olan Allah kanaat notunu iyi ve iyi olandan yana kullanacağını vadediyor; cennet bu notun karşılığıdır. Cehennem ise kötü olana kanaat notudur. Kötünün olması iyinin veya iyi olanların görevlerini tam, yerinde ve zamanında yapmamalarından sebeptir; ya sessiz kalırlar, ya iyiyi aktifleştirmezler, ya kötüye engel olmazlar ya da hakikatte kendileri de kötüdür.
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.