بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 14 · Mayıs 2025 · Makale · s. 18

İman Amelin, Amel İmanın Rehinesidir ‫ك ُُّل نَف ٍْس مِبِ َا ك ََس َب ْت َرهي َنة‬

Nezir Ergenç — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
‫ك ُُّل نَف ٍْس مِبِ َا ك ََس َب ْت َرهي َنة‬ Kesb yani kazanç; yani insanın her türlü eylemleri. Niyetten düşünceye, düşünceden eyleme hayatı boyunca yapıp ettikleri. Rehin; bağlanmak, güvence vermek, tutmak, bir şeye karşılık olmak üzere bir başka şeyi sabit…
‫ك ُُّل نَف ٍْس مِبِ َا ك ََس َب ْت َرهي َنة‬ Kesb yani kazanç; yani insanın her türlü eylemleri. Niyetten düşünceye, düşünceden eyleme hayatı boyunca yapıp ettikleri. Rehin; bağlanmak, güvence vermek, tutmak, bir şeye karşılık olmak üzere bir başka şeyi sabit tutmak gibi anlamlarda kullandığımız bu kelime ayette bir başka yönüyle bir ömür yapıp ettiklerimizin bedeli olarak resmedilmiştir. İnsan, kendi rehinesidir. “Kendi” ne anlamda kullanılıyorsa o, insanın hem efendisi ve hem de kölesidir. İnsan ve kesbi söz konusu olduğunda insan hem rehin- rehine verilen-dir ve hem de rehin alınan. Hz. Ali’ye atfedilen şu güzel cümlede ifade edildiği gibidir: Söz sizden çıkıncaya kadar o sizin esiriniz; söz sizden çıkınca siz onun esirisiniz. Söz’ü genişletip bütün eylemlerimize şamil kıldığımızda şu hale gelir: Amelleriniz sizden sudur edinceye kadar o sizin; sizden sudur ettiğinde ise siz onun esirisiniz! Peki ama, düşüncelerimiz, sözlerimiz, eylemlerimiz, davranışlarımız kendiliklerinden mi vardırlar yoksa bir membadan mı fışkırırlar? Kendiliklerinden var olmaları mümkün olmadığına göre bunların bir yerden, bir membadan fışkırmaları lazım. “fışkırma” kelimesini özellikle kullanıyorum ki dipte, içerde, tabanda olan bir şeyin bir baskı sonucu yuvasını terk edip hızlıca dışarı çıkması demektir. Bu manada düşüncelerimiz ve eylemlerimiz de bir baskının sonucu bizi terk edip adeta dışarı fırlarlar; bu sebeple de kontrolümüzden çıkarlar ve bir daha onları içeri alamayız. Niyet, düşünce ve eylemlerimizin membaı nedir? Taklitçi ve teşbihçi insanları- ki onlara sürü muamelesi yapılır- dışarda tutarsak kesplerimizin membaı kesinlikle inançlarımızdır. Bu inançların Hakk ya da Batıl olmalarına bakılmaksızın bu böyledir. Din buna “İman” diyor. Kimileri “felsefe” kimileri de “ideoloji”, “öğreti” falan diyor. İsmi ne olursa olsun her insan inandığının veya inanmak istediğinin gereği eylem ve davranışlarda bulunur. Bir başka ifadeyle neye inanıyorsa insan ona göre yapıp eder; yapıp ettiklerimiz inandığımız şeyin dışa vurumu, tezahürüdür. “İnanıyorsanız üstünsünüz” ilahi sözü bu söylediklerimizi te’kid eder. Vakıa; üstün değilim, mağlubum, zayıfım, esirim, mazlumum… O zaman inanmamışsın! Kötü işler yapıyorum, yalan dolan, aldatma, mukallitlik, kendi olmama her türlü rezillik var! İşte bu senin imanının tezahürüdür! Sen ancak ve ancak imanının gereğini yapıyorsun ve yuh olsun sana! “De ki: “Eğer böyle inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!”

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.