Dünya pusulasını yitirmiş bir gemi gibi korkunç bir karanlığa sürükleniyor. Adaletin ve ahlakın olmadığı, insan onurunun hiçe sayıldığı, karanlık bir çağa tanıklık ediyoruz. Gözlerimizin önünde modern çağın soykırımı yaşanıyor. Gazze’de çocuklar kadınlar masum…
Dünya pusulasını yitirmiş bir gemi gibi korkunç bir karanlığa sürükleniyor. Adaletin ve ahlakın olmadığı, insan onurunun hiçe sayıldığı, karanlık bir çağa tanıklık ediyoruz. Gözlerimizin önünde modern çağın soykırımı yaşanıyor. Gazze’de çocuklar kadınlar masum insanlar katlediliyor. Filistin toprakları kan gölüne döndü. Sonradan gelip o toprakları gaspedenler zulüm üstüne zulüm işlemektedirler. Halbuki Filistin yüzyıllardır Filistinlilerindir. Müslümanların yönetime hakim olduğu yıllarda o topraklarda bir çok inanç sahibi huzur içinde inandıkları gibi yaşadılar. Kimse kimseye zulmetmedi ta ki 1917 yılında Osmanlıdan çıkıp İngilizler işgal edinceye ve 1948 yılında İngiliz-Yahudi İmparatorluğu Siyonist bir Yahudi devleti kurduruncaya kadar. Batı, kapitalizm denilen “Dünya Sömürü Sistemi”ni icat ederek tüm ülkeleri birer sömürgeye dönüştürmüş durumdalar. Tüm sistemler iflas etti. Artık dünyanın hakimi ekonomik olarak Kapitalizm, yönetim olarak Liberalizm, sosyolojik olarak sahte sevgiye dayalı Hümanizmdir. İnsanlık yaşantı olarak heva hevesini ilahlaştırarak kendi tanrılığını ilan etmiştir. Bir çok devletin yöneticisi Yahudidir veya yahudinin uşağıdır. Çünkü paranın tahakkümüyle yöneticileri belirleyen büyük şirketlerdir. Şirketlerin sahiplerinin çoğunluğu yahudidir. -Küresel Siyonist güçler 1948 yılında Filistini Yahudilere yurt olarak belirleyip oraya yerleştirdikten sonra orada zulüm başlamış ve askeri yönden güçlü ve dokunulmaz devletleri arkasına alarak o gün bugün zulmünü devam ettirmektedir. Bu devletler ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’dır. Bunların onaylamadığı bir karar geçersizdir. Yahudiler onların da desteğini alarak her türlü hırsızlık, gasp, zulüm, öldürme, işgal katliam ve soykırım yapmaktadır tüm dünya acizdir. -1948 yılından beri devam eden İsrail zulmüne “Karşı Saldırı” şeklinde 7 Ekim 2023 te “El Aksa Tufanı “ adıyla bir operasyon başlatmış ve düşmana büyük zarar vermiştir. Ancak akabinde güçlü! Zalimler Sürüsü bir araya gelerek tüm gücüyle GAZZE’ye abandılar ve bir SOYKIRIM gerçekleştirmeye başladılar. İsrail bu yazıyı yazdığım saatlerde 7 Ekim2023’ün yıldönümü olan 7 Ekim 2025 te hâlâ her türlü uçak füze Siha Dron kimyasal biyolojik silahla hatta aç bırakarak SOYKIRIM yapmakta ve an itibariyle tespit edilebilen 70 Bin şehit, 200 binden fazla yaralı olmuştur. Yerle bir edilmiş Gazze ve Batı Şeria açık hava hapishanesine dönüştürülmüştür. Dünya bu zulmü seyrediyor. Zulme karşı çıkmaya çalışan merhamet sahibi insanlar ise zalim yöneticiler tarafından engellenmektedir. -Kudüse hakim olan dünyaya hakim olur. Peki Kudüsün sahibi kimdir? Birçok gerekçeler ve tarihte en uzun süre hakimiyeti altında tutmakla Kudüs Müslümanlarındır. Çünkü tarih boyunca Yahudilerin Kudüs üzerindeki toplam fiilî hâkimiyet süresi 521 yıldır. Ancak Müslümanların hâkimiyetinde ve idaresinde ise 752 yıl kalmıştır. Kudüs ve Filistin bölgesinde yaşayan insanlar, hangi inançta olurlarsa olsunlar en adaletli en huzurlu en güvenlikli hayatı Müslümanların hakimiyetinde yaşadılar. -Kural tanımaksızın zulümle hükmedilmeye çalışılan bu dünya nereye gidiyor ? Siyonist Yahudiler ve Siyonist Hristiyanlar, neoconlar vs. sapık inançlarıyla Tanrıyı Kıyamete mi zorluyorlar!? Yoksa bencil haset ve açgözlülüklerini “Bu dünyaya 8 milyar insan fazla, dünyanın nüfusu 500 bine düşürülmelidir” fikri ile savaş, soykırım ve katliamlarla nüfus planlaması mı yapmaktalar ? Yoksa “Tanrı öldü artık Tanrı biziz” diyerek politeist tanrıcılık oynayarak yeryüzünü parsellediler de yeni tanrılar yeni hedef ve projelerle kendilerinden başkalarını yok etmeye mi çalışıyorlar? …… -Yıl 2025, ABD Başkanı Trump, Avrupalı liderleri Oval Ofiste Sınıfta öğretmenini dinleyen ama huzursuz ilkokul çocukları gibi karşısına dizmiş, kendisi masaya kurulmuş, kibirli ve tepeden bakan bir tavırla görüşmeler yapmaktadır. Bu fotoğraf 2025’li yıllarda dünya düzenini özetlemektedir. -Amerikalı bir milyarder yatırımcı ve hedge fonu yöneticisi olan Ray Delio Yatırım Felesefesi İlkeleri adlı kitabın- da dünyanın son 500 yıllık tarihindeki tüm değişimleri 5 düzenin dalgalarına bağlıyor. Onlar şöyle; Ekonomik Düzen: Büyüme ve refah bir noktadan sonra borç krizine ve tıkanmaya dönüşüyor. Toplumsal Düzen: Gelir ve fırsat eşitsizlikleri kutuplaşmayı ve çatışmayı büyütüyor. Jeopolitik Düzen: Yükselen güçler, hakim güce meydan okuyor, küresel düzen yeniden yazılıyor. Gezegenin Düzeni: Doğa isyan ediyor; salgınlar, iklim krizleri, kuraklıklar dengeleri sarsıyor. Teknolojik Düzen: Yenilik sıçramalar yaratıyor ama aynı anda eşitsizlikleri ve rekabeti de körüklüyor. Bu düzenlerin bozulması her zaman mazlumların, inanç sahibi insanların aleyhine olmaktadır. Artık Adalet ve Hukukun üstünlüğü değil güçlünün hukuku geçerlidir. İnsanoğlu madden-manen büyük sıkıntılar içinde ve bu sıkıntılar her geçen gün artıyor. Büyük tehlikeler var, daha büyükleri kapıda. Örneğin; Harpler, hastalıklar, doğal afetler, ekonomik buhran ve geçim sıkıntıları, bölücülük, terör, etnik ve kabile kavgaları, mikro milliyetçilik yaparak ötekileştirme gibi hadiseler. -Bir de maneviyat-iman noktasında yaşanan sıkıntı ve tehditler var. Bunlar da; dinden-imandan uzaklaşma, fâiz, zina, ahlaksızlık gibi her türlü haramın yaygınlaşması, haramların sıradanlaştırılarak meşrulaştırılması, nefsin, heva ve hevesin ilahlaştırılması, insanların harama teşvik edilmesi, yeni icat sanal zevk ve eğlenceye düşkünlüğün artması, hele internet-sosyal medya bağımlılığının içinden çıkılmaz boyutlara taşınması beklenen “Metaverse” ChatGpt, Deep seek vs. gibi Yapay Zeka gibi teknolojik ürünlerin hayatımızın her alanına sirayet etmesi ahlakın, güvenlik ve mahremiyetin ortadan kalkması. -Ayrıca bu manevi yozlaşmayı ya farketmeyen ya da farkettiği halde farklı gerekçelerle söylemeyen veya söyleyemeyen veya az bir paha karşılığında çarpıtan din satıcısı şahıslar var oldukça bu toplum nasıl uyanacaktır?
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.