بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 20 · Kasım 2025 · Makale · s. 9

Fe Eyne Tezhebun İnsan, o güneşin dürüldüğü zamanı; dünyasının yıkıldığı zaman olarak

Celaleddin Sipahioğlu — Genel Yayın Yönetmeni

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
algılandığı için, bunun anlatılan ve müşrikler için kara kara düşünülmesi gereken ahiret alemine evrilme olduğunu düşünmeleri bile mümkün görünmemektedir. Allah’ın yolundan sapmış, ipini kırmış, Mevla’dan uzaklaşmışlara, kendisini sapasağlam bir kulp olan ve h…
algılandığı için, bunun anlatılan ve müşrikler için kara kara düşünülmesi gereken ahiret alemine evrilme olduğunu düşünmeleri bile mümkün görünmemektedir. Allah’ın yolundan sapmış, ipini kırmış, Mevla’dan uzaklaşmışlara, kendisini sapasağlam bir kulp olan ve hablullah olarak tanımlayan kitap kendilerine geldiğinde serkeşlik yapıp sağa sola çekenlere bir sorgudur “fe eyne tezhebun”. Henüz yolun başında en temel sapkınlıkları olan, şirk konusunda kendilerini dalalet bataklığından kurtaracak ve sıratı müstakim gibi sonu Kitabın sahibine çıkacak yola hidayet eden bir kurtuluş muştusuna sırt çevirenlere, neye sırt çevirdiğinin farkında olmayan bu insanlara, sorulacak soru bu olsa gerek. “Fe eyne tezhebun” Ayeti tek başına ele aldığımızda sahip olacağımız anlayışla, bağlamı içinde değerlendirdiğimizde sahip olacağımız anlayış biraz farklılaşmakta. Bu sebeple ayetin bağlamını göz önünde bulundurmamız, kaçış noktamızı belirlemede bize yol gösterecektir. Hani otobanlarda rampa aşağı giderken freni patlamış araçlar için kaçış yolları düzenlenir ya, insan rabbinin yolundan saptığında freni patlamış, yokuş aşağı giden araçtan farksızdır. Allah Mekkelilerin sapıttığı noktaları işaretlemek suretiyle nereye kaçması gerektiğini bu bağlam içinde anlatmaktadır. Surenin harmonisi içinde baktığımızda koskoca bir sistem olan galaksinin, dünyanın da içinde bulunduğu güneş sisteminin nasıl çökeceği, kavrayamayan akla, bu akılla bakamayan gözlere, sergilenmek suretiyle anlatılmakta. Her defasında madem tehdit ediyorsun hadi getir bakalım çalımını, kendine attığının farkında olmayan şirk kafasına, değil kendi yaşadıkları, bu küçük Mekke ortamı diyebileceğimiz dünyaları, içinde solda sıfır kalacak düzeyde bir cirme sahip ortamlarının, evrenle beraber yıkılışı anlatılırken, kendi vaz geçemedikleri aptal dünyalarını bir kenara bırakalım, hepsi devasa birer varlık olan alemînden Allah’ın nasıl vaz geçeceği anlatılmaktadır. Öyle ya kurdukları ve İlahi yazılım; büyük kitab, levhi mahfuza aykırı bu küçük şirk dünyalarına ayar vermek, yeniden sisteme uyarlamak adına tevhide davet edildikleri; Rablerinin kelamından uzaklaşınca nereye gittiklerini sanıyor bu adamlar. Bir vazgeçemiyorlar, kurdukları küçücük şirk dünyalarından. Oysa Allah gerektiği zaman, yaratılmış alemin içinde, tozunu bile yaratmaktan aciz oldukları bu kürelerin her birini, hatta; insanın içinde var olduğu sistemin hayat kaynağı, enerjisi, ışığı ve daha bizim bilmediğimiz nice faydalı işlerin kaynağı güneşi bile bir lambanın ayarını kısacak gibi değil, tamamen evrimleşecek bir biçimde yeni sisteme uyarlamak için nasıl çevireceğini anlatırken, seçilen kelimenin şiddeti insanı ürkütüyor, dehşete düşürüyor. Öyle bir dehşet ki küvvirat, nasıl bir dönüşüm nasıl bir yeni sisteme çevrilme gerçekleşecek? İnsan bunun bile farkında değil. İnsan, o güneşin dürüldüğü zamanı; dünyasının yıkıldığı zaman olarak algılandığı için, bunun anlatılan ve müşrikler için kara kara düşünülmesi gereken ahiret alemine evrilme olduğunu düşünmeleri bile mümkün görünmemektedir. Yıldızlar döküldüğünde, Allah insanın gördüğü kısmıyla, işin dehşetini anlatıyor. Dağlar, bakıldığında duruşuyla insanın içinde kararlılık vurgusu yapan dağlar, yürütülen ve toz haline getirilen bir görünüme dönüştüğünde, insan dünyada edinmekle büyük gurur sahibi olduğu en vaz geçilmez mallarını bile göremez hale gelecektir. Uğruna her şeyini feda etmekten duramadığı malların, ilgisini çekmediği o vakitte, hayatın içinde bir çeşitlilik gibi duran vahşi hayat gözler önüne serilecek ve yeniden dirilmenin dehşetini insana yaşatacak sahneler peşi peşine gelecek. İnsan yaşadığı küçük dünyasının felaketlerine maruz kaldığında nasıl bir tepki ortaya koyar. Dünyası yıkılacak kadar etkilenir, psikolojisi bozulur, yerine göre “Çöktü üstüme dünya” diyebilecek şekilde bir ruhsal yıkıma maruz kalır. Allah, yaşadığı bu küçük dünyadan baktığında gözünde erişilmezlik itibarıyla ve büyüklük, cesamet itibarıyla şaşırıp kaldığı bir aleminin yıkımından bahsetmekte. İnsanı bu yıkılan dünyanın altında kalmayacak yol azığıyla beraber başka bir evrene, cennete geçiş yolunda gönderdiği kitapla uyarmakta. Her insan bilir ki yıkımların sonrasında birikimi olanlar, kendini toplama, dünyasını yeniden kurabilme adına diğerlerine göre avantajlıdır. Yolunu kaybetmiş, ahiret sermayesi olacak birikimi elde edememiş olanların büyük yıkım kıyametten sonra gideceği yerde kendini kurtarması mümkün değildir. Uzak durmaya çalıştıkları, türlü bahanelerle kaçmaya çalıştıkları bu kitap onlara neleri yaptıkları takdirde yeniden kurulacak dünyaya hazırlıklı olabileceklerini anlatırken onlar ayetlerde sayılan geçersiz mazeretleri kendilerine bahaneler yumağı haline getirmekte. 19 - Kuşkusuz o Kur’an, değerli bir elçinin sözüdür. 20 - O elçi güçlüdür, Arş›ın sahibinin yanında çok itibarlıdır. 21 - Orada ona itaat edilir, güvenilir. 22 - Arkadaşınızı cin çarpmış değildir. 23 – And olsun o, Cebrail’i açık ufukta gördü. 24 - O, gayb hakkında cimri de değildir. 25 - O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir. 26 - Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz? 27 - O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir, 28 - İçinizden doğru gitmek isteyenler için. Cahiliyenin verdiği cesaretle hakkında iler geri konuştukları Cebrail kimmiş bilsinler bakalım. Onun yüceliğini anlamaları adına zikredilen sıfatlar, Mekkelilerin daraltılmış, küçültülmüş dünyalarında ne kadar anla-

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.