بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 13 · Nisan 2025 · Makale · s. 21

Emanet, Ehliyet ve Adalet “Sizden önceki insanların helâk olmalarının sebebi,

Mustafa İbakorkmaz — Grafik Tasarım

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
aralarında ileri gelen (zengin) kimseler hırsızlık yapınca suçun cezasını vermeyip zayıf (ve fakir) kimseler hırsızlık yapınca ceza uygulamalarıdır. Bu canı bu tende tutan (Allah)a yemin ederim ki Muhammed”in kızı Fâtıma hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim…
aralarında ileri gelen (zengin) kimseler hırsızlık yapınca suçun cezasını vermeyip zayıf (ve fakir) kimseler hırsızlık yapınca ceza uygulamalarıdır. Bu canı bu tende tutan (Allah)a yemin ederim ki Muhammed”in kızı Fâtıma hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim!” İslam, bireysel ve toplumsal hayatın her alanını kuşatan prensipler bütünüdür. Bu prensiplerin temelinde ise insan onurunu korumak, huzurlu ve adil bir toplum inşa etmek yatar. Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sünneti, bu hedeflere ulaşmak için yol gösterici nitelikteki hüküm ve tavsiyelerle doludur. Yukarıda zikredilen ayet ve hadisler de İslam’ın önemle vurguladığı üç temel kavram olan emanet, ehliyet ve adaletin toplumsal düzen ve bireysel sorumluluk açısından taşıdığı hayati önemi açıkça ortaya koymaktadır. Bu makalede, söz konusu ayet ve hadisler ışığında bu üç kavramın derinlemesine anlamları ve birbirleriyle olan sıkı ilişkileri incelenecektir. İlk olarak ele almamız gereken kavram adalettir. Zira “Allah”ın hadlerini (kanunî cezaları, size) yakın olan ve uzak olan herkese uygulayın. Sakın hiçbir kınayanın kınaması sizi Allah(ın hükmünü uygulama) hususunda alıkoymasın!”1 buyuran Efendimiz (sav.), adaletin tesis edilmemesinin ve kayırıcı tutumların geçmiş toplulukların helak olmasına neden olduğunu açıkça belirtmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.), “Sizden önceki insanların helâk olmaları- nın sebebi, aralarında ileri gelen (zengin) kimseler hırsızlık yapınca suçun cezasını vermeyip zayıf (ve fakir) kimseler hırsızlık yapınca ceza uygulamalarıdır”2 buyurarak, hukukun üstünlüğünün zedelendiği, güç ve statü sahibi kişilerin ayrıcalıklı muamele gördüğü toplumların kaçınılmaz olarak yıkıma sürükleneceğini ifade etmektedir. Bu hadis, adaletin sadece bir erdem olmanın ötesinde, toplumsal varoluşun ve devamlılığın temel şartı olduğunu göstermektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bu sözleri, adaletin evrensel ve tavizsiz bir ilke olduğunu vurgulamaktadır. “Bu canı bu tende tutan (Allah)a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim!” ifadesi, adaletin kişisel yakınlıklar, soy-sop veya sosyal statü gibi hiçbir faktörden etkilenmemesi gerektiğini en çarpıcı şekilde ortaya koymaktadır. Hukuk önünde herkesin eşit olması, adaletin tesisinin olmazsa olmaz koşuludur. Aksi takdirde, toplumda güvensizlik, kin ve nefret tohumları ekilir, sosyal barış ve huzur zedelenir. Diğer bir şerif ise adaletin uygulanmasında gösterilmesi gereken kararlılığı ve cesareti vurgulamaktadır: “Allah’ın hadlerini (kanunî cezaları, size) yakın olan ve uzak olan herkese uygulayın. Sakın hiçbir kınayanın kınaması sizi Allah(ın hükmünü uygulama) hususunda alıkoymasın!”3 Bu ifade, adaletin tecelli etmesi için her türlü baskıya, eleştiriye ve muhalefete karşı direnç gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir. Adaleti tesis etmekle görevli olanlar, akrabalık bağları, dostluk ilişkileri veya toplumsal tepkiler gibi hiçbir dünyevi kaygıyı Allah’ın hükümlerinin önüne geçirmemelidir. Aksi takdirde, adalet mekanizması işlemez hale gelir ve toplumda anarşi ve kaos hakim olur. Bu hadisler, günümüz toplumları için de önemli dersler içermektedir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması, yasalar önünde herkesin eşit muamele görmesi, yargı süreçlerinin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, yöneticilerin ve kamu görevlilerinin hesap verebilir olması, adil bir toplumsal düzenin temelini oluşturmaktadır. Aksi takdirde, yolsuzluk, kayırmacılık ve hukuksuzluk gibi sorunlar baş gösterir ve toplumsal güven sarsılır. İkinci temel kavram olan emanet, İslam’ın birey ve toplum hayatında büyük önem verdiği ahlaki bir ilkedir. Emanet kelimesi, geniş bir anlam yelpazesine sahip olup, Allah’ın insana bahşettiği akıl, irade, yetenek gibi nimetlerden tutun da, maddi ve manevi her türlü sorumluluğu, görevi ve güveni kapsamaktadır. Kur’an-ı Kerim’de emanetin ko- 1) İbn Mâce, Hudûd, 3 2) Müslim, Hudûd, 9 3) İbn Mâce, Hudûd, 3

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.