بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 15 · Haziran 2025 · Makale · s. 16

Fıtratını Yitiren, Ahlaksız Modern Dünya Gazze’de Öldü

Vedat Önal — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Bir bilgisayar için teknik donanımının önemi kadar içine yerleştirilen yazılım da çok önemlidir. Yazılım olmadan donanımın bir işe yaraması mümkün değildir. Veya yazılım yanlış kodlanırsa o bilgisayardan verim almak mümkün değildir. Bu yüzden donanımın yanı sı…
Bir bilgisayar için teknik donanımının önemi kadar içine yerleştirilen yazılım da çok önemlidir. Yazılım olmadan donanımın bir işe yaraması mümkün değildir. Veya yazılım yanlış kodlanırsa o bilgisayardan verim almak mümkün değildir. Bu yüzden donanımın yanı sıra yazılımının da doğru ve yerinde olması gerekir. İşte Fıtrat Yüce Allah’ın insanoğlunun içine yerleştirdiği saf, temiz ve bozulmamış bir yazılımı ifade eder. Nasıl ki bir bilgisayar içine yerleştirilen yazılımlar sayesinde doğru, düzgün çalışabiliyorsa, insanoğlu da düzgün bir hayat sürebilmek için fıtratına yerleştirilen bu yazılıma ihtiyaç duyar. Bir insanın fiziki özellikleri ne kadar mükemmel olursa olsun, fıtratı fiziki özelliklerinden çok daha önemli kıymetlidir. İnsanoğlu, yaratılışı yani fıtratı gereği iyiye, doğruya ve güzel olan şeylere meyillidir. Vicdanı, merhameti, adaleti, doğruluğu, sadakati içinde taşır. Bu bozulmamış fıtrat insanoğluna istikametini gösterir. İnsan bu bozulmamış fıtratı ile son 200 yıla kadar evrensel bir ahlak sistemi geliştirmiş ve bu ahlak hemen hemen bütün yeryüzünde belirli yöresel farklılıklar olsa da uygulanmıştır. Fakat modern hayatın sunduğu fıtrata aykırı alışkanlıklar, hızlı, yapay ve bireyci yaşam biçimi, insanın bu fıtratı ile yani doğal yapısıyla çelişmekte; onu kendi özünden, dolayısıyla ahlaki duruşundan uzaklaştırmaktadır. Nitekim Rum suresi 30. Ayette bu duruma dikkat çekilir ve insanoğlunun bu fıtratından getirdiği doğal özelliklerini bozma eğiliminde olduğu vurgulanır. “Öyleyse yüzünü, Allah’ı birleyici olarak dine, Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yaratışında hiçbir değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Bu ayet, fıtratın İnsanoğlu, yaratılışı yani fıtratı gereği iyiye, doğruya ve güzel olan şeylere meyillidir. Vicdanı, merhameti, adaleti, doğruluğu, sadakati içinde taşır. Bu bozulmamış fıtrat insanoğluna istikametini gösterir. Allah tarafından insanlara verilmiş doğal bir yöneliş olduğunu belirtir. Her insan yaratılıştan Allah’a yönelmeye müsait bir yapıdadır. Yine Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinde bu durum çok açık bir şekilde ifade edilir ve insan fıtratına dikkat çekilir. “Her doğan çocuk, İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi yapar, Hristiyan yapar ya da Mecusi yapar...” (Sahih-i Buhari, Cenâiz 92; Sahih-i Müslim, Kader 22) Bu hadisin ifade ettiği hususlar; her insanın doğuştan Allah’a inanma ve doğruyu yapma eğilimiyle yaratıldığını sonradan çevresel etkenler, yetiştirme tarzı ve kültür insanın yönünü değiştirdiğine vurgu yapmaktadır. Yaşadığımız çağda ise maalesef insanoğlunun fıtratını bozmaya yönelik birçok etkenin birlikte olduğunu görüyoruz. Modern yaşam, insanın fıtratını bozan bir hız çağını dayatıyor. Her şeyin ölçüsü “verimlilik”, “kazanç” ve “tüketim” olmuş durumda. Oysa insan fıtratı sabrı, derinliği ve anlamı arar. Modern hayatın dayattığı sürekli meşguliyet hız ve haz peşinde koşma hali, insanı değersizleştiriyor, önemsizleştiriyor, basitleştiriyor. Böylece birey, kendi iç sesini duyamaz hâle geliyor; vicdanı bastırılıyor, merhameti zayıflıyor. Kısaca fıtratını yitirmiş ve aynı zamanda ahlak ilkelerinin neredeyse tamamını kaybetmiş modern çağdan bahsederken, bu fıtratı bozuk ve ahlaksız çağın ölümü Gazze’de ilan edildi. Bugün Gazze’de Filistinli Müslümanların yaşadığı soykırıma sessiz kalan veya soykırımın yanında yer alan insan tipleri fıtratını ve insanlığını tamamen kaybetmiş insan tipleridir. Tarihin gördüğü en büyük zulüm ve soykırımın yaşandığı Gazze’de yaşananlar ile ilgili içlerinde en ufak bir rahatsızlık olmadığını dile getirenleri ibret ve dehşetle izliyoruz. İşte bu fıtratı bozulmuş insan kitlelerinin neler yapabileceği konusunda hangi dehşete sebep olacakları konusunda insanoğlunun hiçbir garantisi yoktur. Peki fıtrat bu kadar önemli ve insan için hayati öneme sahip iken en az bu kavram kadar önemli olan ve tarih boyunca insanoğlunun, filozofların hep üzerinde düşündükleri “Ahlak” kavramına geldiğimizde de yine önümüze son çeyrek asırda çıkan anormal manzaralar geliyor. Fıtrat ve Ahlak birlikte olduğu zaman mükemmel bir bütünlük oluşturur. Ahlak toplumları ayakta tutan, adeta toplumsal bir çimento görevi görür. Doğru ile yanlışı, helal ile haramı, adalet ile zulmü ayırt etmeyi öğretir. Tarih boyunca dinsiz toplumlar olagelmiştir ama belli bir ahlakı olmayan bir topluluk asla olmamıştır. Özellikle son çeyrek asırda ahlakı ve ahlaki ilkelerin bu kadar ayaklar altına alındığı bir zaman dilimini yaşlı dünyamız yaşamamıştır.

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.