Bilgi sahibi oldukları halde evrensel ve fıtri insanlık değerlerini idrakten mahrum toplumların davranışları açıkça Cahiliye Toplumu reflekslerini çağrıştırmaktadır. “Bunlar asırlar öncesine takılıp kalmış cahiller topluluğudur!” “Bunlar çağdaş toplumumuzun yü…
Bilgi sahibi oldukları halde evrensel ve fıtri insanlık değerlerini idrakten mahrum toplumların davranışları açıkça Cahiliye Toplumu reflekslerini çağrıştırmaktadır. “Bunlar asırlar öncesine takılıp kalmış cahiller topluluğudur!” “Bunlar çağdaş toplumumuzun yüz karası, örümcek kafalı, mağara adamlarıdır!” “Bunlar muasır medeniyet toplumlarında yeri olmaması gereken ilkel kolonilerdir!” Bu satırları okurken “Hayırdır inşallah sevgili yarenim! Selamsız sabahsız daldın dostnâme’nin nezih iklimine, ağzına geleni söylüyorsun! Bunlar senin kaleminden çıkacak şeyler değil, çizgi mi değiştirdin desem o da değil, merak ettim doğrusu?” Dediğini duyar gibiyim şu an sevgili dostum. Lütfen bir de şu sözlere bakar mısın!? “Bunlar batı medeniyeti karşısında ülkemizin utancı ve geri kalmamıza neden olan geri kafalı mürtecilerdir”. “Bunların kökünü kazımak, yuvalarını yıkmak, lazım çünkü bunlar insan bile değil, yaratıklardır bunlar, yaratık!” “Bu çağdışı Arap sevici mahlûklar defolup Arabistan’a gitsinler ülkemizden!...” Ve benzeri kin ve nefret mahsulü akıl tutulması zırvalamaların sahibi tabi ki ben değilim. Bu ve benzeri söz ve tavırların sahipleri maalesef daha bu ülkeyi bir inanç ve özgürlük seferberliğiyle hangi değerlere sahip insanların kurtardığından habersiz ya da “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” aymazlığında olan despotizm ürünü zavallılardır. Bunlar hemen her gün bir vesile ile TV programlarında, kutlamalarda, çeşitli sosyal etkinliklerde politikacı, ilim adamı, şair, yazar, hukukçu, iş adamı, makam veya rütbe sahibi, sanatçı ve şaklaban türü, güya eğitimli cühelâdan neşet eden, yazı, konuşma, ya da tiyatro, film ve dizi izlerken sabırla “Lâ havle!” çektiğimiz sayıklamalarıdır. Bütün bunlar ve daha niceleri İslam düşmanlığını, sarhoşluğu, çıplaklığı, teşhirciliği, ahlaksızlığın her türlüsünü kendilerine hayat ilkesi edinmiş ve her türlü sapkınlıklarını çağdaşlık, medeniyet, Atatürkçülük vb. maskelerin arkasına sığınarak kendilerine tehdit vehmiyle Müslümanlara kin kusma vesilesi yapan insanlık münafıklarının hırçınlıklarıdır. Bu varlıkların kimi kâfir, kimi müşrik, kimi münafık, kimi iyi niyetli ama gafil sağduyu ve vicdan yoksunu zavallılardır. Bir de tabi ki bu tahriklerden etkilenen, akıl, vicdan ve adalet duyguları politik tercihlerinin gölgesinde kalan ekseriyeti Müslümanlık iddiasında bulunan nice vatandaşımızın da dillendirdiği idraksiz ve cahilce şeylerdir maalesef. Bir düşünsene sevgili dostum; Aşağılanmak istenen inanç ve değerler asırlar boyunca dünyayı adalet ve merhametle yönetmeye çalışmış bir milletin bağrından çıkmış ve “Din-i Mübin-i İslam, Şeriat-ı Garra, Hilafet makamı, Vatanın bağımsızlığı, Milletin İstiklâli” ve benzeri kaygılarla cihada koşmuş rütbeli, rütbesiz yiğitlerin emanet ettiği değerleridir. Bu değerler; Uçsuz bucaksız vatan topraklarını istila etmiş “Yedi düvel”e karşı kurtuluş savaşı başlatmış ve sonuna kadar da canla başla mücadele vermiş nice etkin ve muzaffer Müslüman komutanların emanet bıraktığı değerleridir. Saldırdıkları bu değerler yine; Evini barkını, işini gücünü, çiftini çubuğunu, ekini biçilecek tarlasını, okuldaki sırasını bırakarak aynı inanç ve değerler uğruna cepheye koşmuş bir toplumun, uğruna ölümü göze aldığı inanç ve değerleridir. Erlerinin arkasında ve yanında kurtuluş savaşına kan ve can veren, kundaktaki kuzusunu sardığı örtüyü çekip alarak, “Islanmasın” diye cephanelerin üzerine örten başı örtülü, çarşaflı, yaşmaklı, namazlı, niyazlı, dili dualı Nene Hatun’ların, Kara Fatma’ların, Şerife Bacı’ların ve daha bir nice kadın ve erkek serdengeçti canların inanç ve değerleridir saldırılanlar. Bu idrak ve vicdan yoksunu güruhun unuttukları bir şey daha vardır ki sevgili dostum; O da aşağılık bir zihniyetle aşağılamaya kalkıştıkları Milli ve Manevi tüm değerler Türk, Kürt, Arap, Acem, Laz, Çerkez, vs. kendisini Müslüman kabul eden tüm vatandaşlarımız tarafından istiklal mücadelesinde olduğu gibi inanç ve kader birliği ederek gerektiğinde hiç çekinmeden uğruna yine el birliği içerisinde can verilmekten kaçınılmayacak inanç ve değerler olduğu gerçeğidir.. Sevgili yarenim, sence bu insanlar neden düşmanlık etmektedirler özellikle manevi değerlere ve bu değerleri yaşamaya çalışan insanlara? Bilgisizlikten mi, doğru bilgi edinememekten mi, bilgilerinin doğruluk ve yanlışlığını, bilginin içindeki mesajları anlayabilmekten aciz oluşlarından mı ya da din ve vatan haini saplantılı duygularından mı? Sevgili yârenim ne dersin; Cehalet bilgisizliğin mi yoksa idraksiz ve şuursuzluğun doğurduğu bir sonuç mudur? Yani bilgisi olmayan mı cahildir, var olan bilgisini idrak imbiğinden geçiremeyen mi? Yoksa günümüzde de kopkoyu bir “Cahiliye Dönemi” mi yaşıyor insanımız ve insanlık ne dersin? Her ne kadar cahillik ilk bakışta bilgisizliği ifade ediyor gibi görünse de, bilgi sahibi oldukları halde evrensel ve fıtri insanlık değerlerini idrakten mahrum toplumların davranışları açıkça Cahiliye Toplumu reflekslerini çağrıştırmaktadır. Çünkü değişik yol ve imkanlarla elde edilerek biriktirilen bilgiler idrak potasında mecz edilerek yaşamda bir yer edinemezse cehalet insana yapışır ve bilgi yükü kitap yüklü merkep benzetmesinin muhatabı yapar insanı (Bak. Cum’a:5) Yani cahillik bilgi yoksunu olmak kadar ve hatta daha da güçlü bir şekilde ilgili konuda idrak eksikliği ile de alakalıdır. Bu bağlamda Hz. Nuh(as)ın tufan esnasında inkarcı öz oğlu için yaptığı dua ile ilgili olarak Rabbinden aldığı “Kesinlikle o senin ailenden değildir, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” uyarısı (Bak.Hud:46) iyi düşünülmelidir. Ta ilk insandan bu yana kâinatta
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.