G azze'de 18 Mart'tan bu yana gönüllü hekim olarak çalışan çocuk cerrahisi uzmanı Op. Dr. Taner Kamacı, "Dünyanın görebileceği en büyük sıkıntılar şu an burada, Gazze’de ama kimsenin dilinden 'elhamdülillah' lafı düşmüyor. Bu, çok ilginç. Çocuklar ve büyükler …
G azze'de 18 Mart'tan bu yana gönüllü hekim olarak çalışan çocuk cerrahisi uzmanı Op. Dr. Taner Kamacı, "Dünyanın görebileceği en büyük sıkıntılar şu an burada, Gazze’de ama kimsenin dilinden 'elhamdülillah' lafı düşmüyor. Bu, çok ilginç. Çocuklar ve büyükler artık bu travmayı normalleştirmişler. Bir yandan bombalar yağarken, sesleri kulaklarımızı tırmalarken tepki bile vermiyorlar. 6 ay boyunca her gün insan bomba sesi duyarsa artık ona tepkisizleşir. Bomba sesi geliyor ama insanlar normal hayatına, yapacağı işe devam ediyor. Burada travma artık kabullenilmiş bir şey" ifadelerini kullandı. (Basından) Elhamdülillah, “hamdetmenin” en kısa cümlesidir. Hamd ise övmek, yüceltmek, methetmek, sena etmek, şükran duygusu içinde olmak, iyilik ve güzellik dileğinde bulunmak, tesbih, takdis, tekbir etmek, minnettar olmak, sevgi ve bağlılık duymak gibi anlamları ihtiva eden bir kavramdır. Hamd, Allah’a nispet edilerek yapılan bir söylem ve eylem biçimidir. Şükürden daha kapsayıcı ve kuşatıcıdır. Hamd sadece Allah’a yapılabilecekken şükür (teşekkür) kullara da yapılabilmektedir. “Elhamdülillah”, “şükürler olsun”, “teşekkür ederim” dilimize pelesenk edip, sürekli kullandığımız, fakat büyük oranda künhüne vakıf olamadığımız deyimlerdir. Neden, nasıl, niçin, ne zaman, kime hamdedilir? Sorularının zihin dünyasında karşılık bulması son derece önemlidir, hamdetmek için. Dolayısıyla hamd, sadece verilen lütuf ve ikramlar için olmayıp, yaşamın tüm anlarında, irade dışı karşı karşıya kalınabilecek her türlü müspet, menfi olaylara karşı İnanç başta olmak üzere dillerimize pelesenk ettiğimiz kavramlar ve ibadet diye yerine getirilen eylemler ruhundan/özünden koparılarak basit/sıradan birer söylemlere ve ritüellere indirgenmiştir. samimi/hasbi bir şekilde ortaya konulacak bir söylem/tavır/duruş olarak kendiliğini gösterdiğinde anlamını bulmuş olur. Hamdetmenin, şükretmenin zıddı ise nankörlük etmek, küfranı nimette bulunmak, asi ve isyankâr olmak, haddi aşmak, tuğyan etmek, örtmek, saygısızlık etmek gibi anlamlara gelmektedir. Bu kahir ekseriyetle zalim, fasık, münafık, kafir ve müşriklere ait bir söylem ve eylem tarzıdır. Beşeri ideolojiler, İlahi öğretilerin her türlüsünü ruhundan, anlam dünyasından kopararak değersizleştirip sıradan deyim ve söylemlere dönüştürme noktasında, son derece başarılı bir dezenformasyon uygulamaktadır. Kendi ideolojisinin söylem ve eylemlerinin insanların zihin dünyasında egemen olmasını sağlamak için, kişinin kendi inanç dünyasının ürettikleri ile bir çatışmaya girdirmekten ziyade onların yozlaşmasını, değersizleşmesini sağlamayı öncelemektedir. “Vallahi”, “Billahi”, “İnşallah”, “Maşallah”, “Elhamdülillah” gibi günlük yaşamda adeta rutinleştirdiğimiz kavramlar bunlardan en bilineni ve en kullanılanlarıdır. Gazze yıllardır açık cezaevi durumundadır. Lanetli Siyonist Yahudilerin kuşatma ve abluka uyguladıkları bu coğrafyada üç milyona yakın insan kendi öz vatanlarında, doğduğu topraklarda mülteci pozisyonuna düşürülerek, en temel ihtiyaçlarının bile karşılanmasında çok büyük problemler yaşamaktadırlar. Dünyaya açılan tek kapısı olan “Refah” ise Firavun’un çağımızdaki temsilcisi olan Mısır Devlet başkanı “kardeş
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.