بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 2 · Mayıs 2024 · Makale · s. 16

Zulmü Kanıksamak Gündelik dilde çok sık kullanılmamakla birlikte ara sıra karşımıza

Mehmet Ayman — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
çıkan bir sözcük “kanıksama” sözcüğü. Dilimize hangi dilden geçtiği tam olarak bilinmemekle beraber, eski İbraniceden Arapçaya, oradan da Türkçeye geçtiğine dair bilgi kırıntıları mevcut. Yazılı literatürde ilk kullanımına [Ahmed Vefik Paşanın, Lehce-i Osmanis…
çıkan bir sözcük “kanıksama” sözcüğü. Dilimize hangi dilden geçtiği tam olarak bilinmemekle beraber, eski İbraniceden Arapçaya, oradan da Türkçeye geçtiğine dair bilgi kırıntıları mevcut. Yazılı literatürde ilk kullanımına [Ahmed Vefik Paşanın, Lehce-i Osmanisi’nde 1876]rastlanmaktadır. İlk kullanımlarında 1. Kan dökmeye eğilimli olmak, kana susamak, düşmanlık ve zulm etmek (Ahmed Vefik Paşa, Lehce-i Osmani, 1876) manalarıyla birlikte, 2. Alışmak anlamlarını içerse de sözcük zamanla anlam daralmasına ve anlam kaybına uğramış ve günümüze kadar birinci anlamından yani “kan”la ilişkilendirilen anlamından tamamen boşalarak daha çok “alışmak, duyarsızlaşmak, tepkisiz olmak”anlamlarını yüklenmiş ve bu anlamıyla kullanılır olmuştur. Eğer eski sözlüklere bakmasa idim doğrusu ben de sadece günümüzde kul- lanılan anlamıyla kullanacaktım Ama; kan-ık-sa-mak sözcüğünün ilk yani kök anlamından bağımsız olamayacağını düşünüp biraz yoğunlaşınca kök anlamının “kan” ile alakalı olduğu bilgisine ulaştım. Kanıksamak sözcüğü günümüz Türk Dil Kurumu TDK sözlüğünde ise; “Çok/sık tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak bıkkınlık getirmek, usanmak anlamlarında kullanılmaktadır. Bunları şunun için yazdım: Dünyanın son kırk elli yılına bizzat aklı ve şuuru yerinde olarak tanık olan birisiyim. Yaşı 60 civarı ve üzeri olanlar da benim gibi dünyada olup bitenlere eğer biraz duyarlılıkları varsa bizzat tanık olmuşlardır. Daha önceki zamanlar için de gerekli bilgileri kitaplardan öğrenmek mümkündür. Özellikle geçtiğimiz yüzyılın başlarında İmparatorlukların yavaş yavaş tarihin tozlu sayfalarına gömüldüğüne ve ulus devletlerin kurulmaya başlandığına tanık olmuştu dünya. İşte o dönemlerde büyük bir kısmı emperyalist ve sömürgecilik amaçlı bir kısmı da bağımsızlık amaçlı çıkan savaşlarda milyonlarca masum insan ölmüş, tehcir, sürgün, açlık ve diğer enva-i çeşit zulüm altında yaşamaya mahkûm edilmişti. Özellikle son iki dünya savaşı emperyalizmin dünya hâkimiyeti emellerine ulaşma konusunda ne kadar acımasız olduğunun en büyük göstergeleri olarak hafızalara kazındı. İkinci dünya savaşından sonra da “ateşli silahlara dayalı sıcak savaşın katlanılamaz maliyetinin altından kalkamayan emperyalist devletler başka şeytani yöntemler kullanmaktan geri kalmadı. Özellikle “soğuk savaş, psikolojik savaş, biyolojik savaş, kültürel savaş (kültür emperyalizmi) vekâlet savaşları altında tüm emperyal faaliyetlerine devam etti. Bu savaşların neredeyse tamamına yakını da İslam dünyasına karşı, orta çağdan bu yana düzenlenen Haçlı Savaşlarının farklı şekil ve boyutlardaki uzantı-

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.