بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 18 · Eylül 2025 · Mektup · s. 7

YAREN MEKTUPLARI İhtilaf mı, İftirak mı?

İbrahim Şahin — İmtiyaz Sahibi

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
Gökleri, yeri ve aralarındaki her şeyi hikmet ile, yerli yerince yaratan, “Ol!” dediği zaman her şey birden oluveren, tüm zamanların ve mekanların hâkimi, ilgisi ve bilgisi her şeyi kuşatmış, bütün hükümleri ve işleri yerli yerinde ve hikmetli, her şeyden habe…
Gökleri, yeri ve aralarındaki her şeyi hikmet ile, yerli yerince yaratan, “Ol!” dediği zaman her şey birden oluveren, tüm zamanların ve mekanların hâkimi, ilgisi ve bilgisi her şeyi kuşatmış, bütün hükümleri ve işleri yerli yerinde ve hikmetli, her şeyden haberdar olan (Bak.En-am:73) yüce Allah(cc)’ımıza Hamd ve sena olsun. Salat ve selam olsun yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz (Bak.Ahzab:21) Hatem-ün Nebi/ son elçi Muhammed Mustafa(sav) (Bak.Ahzab:40) efendimize. Sana ve tüm Mü’minlere de Selamların en özeli ve dualarında en güzeli (Bak. Yunus:10) ile selam ve dua olsun sevgili yarenim. Allah(cc)’ın selam, rahmet ve bereketi üzerine olsun. Ömrün hayırlı ve bereketli, nefsin mutmainne, (Bak.Fecr:2730) neslin ise namazın vs. ibadetlerin kıymetini bilenlerden (Bak:İbrahim:40) ve hayra çağırıp kötülükten men ederek ebedi saadete erenlerden (Âl-i İmran:104) olsun dilerim. Bak seninle ne paylaşacağım bu dostnâmem’de sevgili yârenim; Bu gün Rabbim ile olan günlük vuslat randevularımın dördüncüsünden sonra şiir okumak geldi içimden zaman zaman olduğu gibi ve kitaplığa yöneldim. Şiir kitaplarının olduğu raftan “Safahat” kitabı ilişiverdi gözüme “Beni oku” dercesine. Rasgele açıverdim ve “Ayrılık Hissi” şiirinden “Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez…” mısraı yapışıverdi dilime. Bir an daldım bu mısraların yazıldığı zamana ve yazdıran nedenlere; Fedakârlık ve ihanet öykülerinin yer aldığı, ihtilafların İslam düşmanları ve maşaları Müslüman maskeli hainlerce çıkarılan fitne söylemlerine kanan gafil Müslümanların da destekleriyle nasıl felakete dönüştürüldüğü sahnelere! Ve çok yerinde ve asırlara yaslanacak derinlikte bir endişeyi tespit ederek şiirin kanatlarına tutuşturup ümmete çığlık olarak bıraktığını gördüm merhumun. Rabbimiz her fani gibi Mehmet Akif Ersoy üstadın da günah ve savrulmalarını affedip Rahmetiyle yar- Yegane önderimiz Hz. Muhammed (as)ın tasviriyle; Bir vücudun organları gibi sancılanmayacak mıydık iman kardeşlerimizin başına bir hal geldiğinde? Bir binanın tuğlalar gibi kenetlenerek, saf saf olup direnmeyecek miydik her türlü zulüm karşısında? lığasın dilerim. Tüm eksik ve hatalarına rağmen büyük fedakârlıklar kuşanarak asırlara ve yüreklere adalet ve merhamet mührünü vurmaya gayret eden ecdat ile tebaasının arasına iblis ile el ele veren hangi fesat ehli (Bak.A’raf:27) hangi yollarla sokmuştur taassup denen illet ile aynı sonuçları doğuran tefrika denen fitneyi ki (Bak.Tevbe:107) İmâmesiz tesbih tâneleri gibi darmadağın etmiştir Muhammed ümmetini? Diye düşünürken içimdeki teessüre parmak basan; “Gitme ey yolcu, berâber oturup ağlaşalım/ Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım: Ne yapıp ye’simi kahreyleyeyim, bilmem ki?/Öyle dehşetli muhitimde dönen mâtem ki!.. Ah! Karşımda vatan nâmına bir kabristan/Yatıyor şimdi... Nasıl yerlere geçmez insan?” mısralarının figanını işittim; Okurken satırların adeta inleyerek günümüz İslam dünyası(!)ndaki nice mustazafların iç parçalayan mazlumiyetini ve buna rağmen ümmet denilen milyonların hissiz, duygusuz adeta yaşayan ölüler gibi oluş zilletini resmettiğini gördüm. İçim titredi sevgili yarenim; Ümmet coğrafyasında sayılarımız milyonlarla, totalde milyarlarla ifade edilmesine rağmen vatanlarımız, toplumlarımız darmadağın olduğu gibi zihinlerimiz de darmadağın ve yurtlarınız târumâr, namuslarımız pâyimâl, çocuklarımız lime lime, izzetimizde derin bir izmihlâl! Varsa yoksa ülke çıkarlarımız, ekonomimiz, müreffeh hayat beklentilerimiz, insanlık can çekişirken vicdanımızın üstüne yatarak görmüş olduğumuz tûli emel düşlerimiz! “Fe eyne tezhebûn yârenim?” Bu gidiş nereye? Nedir bu kanıksadığımız ve zilleti bile utandıracak hâl-i pür melâlimiz? Hepsi şuurla yönetemediğimiz İhtilaflarımızın taassuba, taassuplarımızın tefrikaya, tefrikalarımızın iman ve idrak zaafına, bunu fırsat bilen düşmanlarımızın ürettiği fitne ve vesveselerle zaaflarımızın kin ve nefrete evrilmesinin eseri! Oysa, biz Eşref-i mahlûkat olarak yaratılanlar (Bak.İsra:70) değil miydik sevgili dostum? Akıl ve irade azık kılınmamış mıydı dünya serüveninde bizlere? (Bak.İsra:15) Allah’(cc)ın nuru ile bakmaz mıydık olaylara? (H.Şerif) Kardeşlerimiz hakkında yayılan her bilgi ve haber kirliliklerini hemen kabul etmeyip araştırarak hareket edenlerden olmayacak mıydık? (Bak. Hucurat:6) Feraset ile bakıp dersler çıkarmayacak mıydık olup bitenlerden? (Bak.Hicr:75-77) Yegane önderimiz Hz. Muhammed (as)ın tasviriyle; Bir vücudun organları gibi sancılanmayacak mıydık iman kardeşlerimizin başına bir hal geldiğinde? Bir binanın tuğlalar gibi kenetlenerek, saf saf olup direnmeyecek miydik her türlü zulüm karşısında? (Bak.Saff:4) Heyhât ki heyhât! Ey iman edenler iman ediniz! (Bak.Nisa:136) ayetinin muhatabı tam da bizleriz; Taassuplaşan ihtilaflarımızın düşürdüğü bu batakta kokuşup kalmış halimizle, diye düşünüyorum, ne dersin? Bizim bir başka handikabımız da; Her birimize ilahi bir nimet olarak ayrı bir kimlik, ayrı bir fıtrat, ayrı bir kişilik verilmiş olması, her birimizin bir tanecik oluşumuz, her birimizin kendine has bir değerinin olması (Bak.Nisa:1) durumunu hazmedemeyip, buradaki hikmeti idrakten uzaklaşmamız bireysellik duygusuyla kışkırtıp benlik ve egomuzu beslemeye başladı alttan

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.